MENÜ
İzmir
Gerçek İzmir
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
2021... Torimodosu!
Gönül Soyoğul
YAZARLAR
23 Aralık 2020 Çarşamba

2021... Torimodosu!

“Megafonlu adamlardan biri, bir gün şöyle bağırdı: ‘Bu filmde çok ağlayacaksınız. Bu filmde o kadar ağlayacaksınız ki, bu filme gelirken bir mendil yetmez, on mendil getiriiin.’

Bu sözleri duyan kadınlar işi gücü bırakıp koşa koşa o filmi izlemeye gittiler.

Mendilli reklamın tuttuğunu, bu şekilde reklamı yapılan filmin iyi iş yaptığını gören, diğer sinemanın reklamcısı ertesi gün şöyle bağırarak sokakları dolaştı: "Bu filmde o kadar ağlayacaksınız ki, mendiller yetmeeez. Çarşaf getirin, bir değil beş çarşaf getiriiin."(*)

Yılın son yazısı için ‘umutsuzluğu yatıştırıp umudu dürten bir yazı olmalı’ diye düşünüp bir türlü yazıya başlayamayışım… Evin içinde o odadan bu odaya dolaşıp, her girdiğim odada ‘ben ne yapacaktım şimdi’ diye aranışım, yapmam gerekeni hatırlayıp bir türlü yazıya nasıl başlayacağımı bulamayışım… ‘Niye yazamıyorum’u bulursam üzerine gider çözerim azmiyle kendi kendimle konuşup cevapsız sorulardan bunalışım.

Her yazı bu kadar zorlamıyor elbet. Ama bu son yazı. Yılın sonu. Defterin son yaprağı. Yeni defter, yeni başlangıçlar için biraz umut olmalı; kenar süsü yapabilecek enerji, biraz heyecan, biraz coşku, biraz hayal..  

Haydi kandır kendini. Oku bakalım her zaman yaptığın gibi astrologların 2021’den neler beklediğini, burcunda bu yıl güller mi açacak, dikenler mi biteceğini, yılın en şanslı burcu mu olacağını, yoksa Satürn’ün zorlayıcı etkilerini mi alacağını… Merkür’ün hangi zaman bir ters bir düz gideceğini, hangi gezegenin seni hangi sınavlarla yoracağını ya da Jüpiter aşkına elini dokundurduğun her şeyin sana gül bahçesi vaat edeceğini…

Çoktan seçmeli sınav soruları gibi. A, B, C, D şıkları ve hiçbiri. Soru var ama cevap hiçbiri. ‘Boşa koyuyorum dolmuyor, doluya koyuyorum almıyor’ halleri.

*

Çocukluk günlerinin en eğlenceli, heyecan verici sinema günlerini hatırlatıyor sonra sana bu iki paragraf. Ağlayacağımızı bile bile gittiğimiz filmleri. Kadınlar matinesiyse eğer, ‘gözü kör olası adam’ ‘Allah senin cezanı versin inşallah’ ‘Tüh rezil kadın’ ‘İblis’ çığırtıları içinde hep bir ağızdan konuşulup çekirdek çitleyerek izlediğin, salya sümük ağladığın ama sonu çoğu kez mutlu biten filmleri. Dönüşte konu komşuya, henüz filme gidememiş olanlara ‘ çok güzeldi, çok ağladık çok’ diye anlatılışını.

Bir gün senin de bir Ediz Hun’un, bir Kartal Tibet’in, bir Göksel Arsoy’un olabileceğine, tüm o kötü insanlara, seni yerden yere vuracak akrabalara, acımasız taş kalpli patronlara rağmen, mutlu sona erişebileceğine ama onun için biraz gözyaşı döküp biraz çile çekip biraz kahırlanılacağına inanırdı sanırım benim gibi her kadın.

Mutluluk, aşk, para; istediğin her neyse, şimdi değilse bile sabret, pek yakında!

Ağlayacağımızı, bir yetmeyip 10 mendile, 1 değil 5 çarşafa ihtiyacımız olacağını tahmin ettiğin yıla niye girmek isteyesin ki. Artık büyüdün, çok büyüdün. Üstelik yorgunsun. Çoktan seçmeli yaraların var senin. Kim, çok ağlayacağını bildiği filme koşa koşa gitmek ister ki artık hem? Kötülerin hep kaybedip iyilerin hep kazandığı sonların yalan olduğunu defalarca, defalarca görüp yaşadıktan sonra..

“Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Gene dene, gene yenil. Daha iyi yenil” (**) mottosuna sarılıp yeniden denemeye, yeniden yenilmeye hazır mısın gerçekten yine? Şurada yeni sayfaya 1 hafta kalmışken, ayaklarının geri geri gidişini durdurmaya yetecek mi yıllarca sarıldığın, kederli yüreğine güneş doldurmuş bu söz?

Orhan Veli şiirlerine, Sait Faik hikâyelerine akraba olmak istemiştin oysa. Yaşama sevincinin bu şiir ve hikaye şubeleri gibi, basit ve sıradan görünen renkleri yalınlıkla görmekti arzun son 60 yaş düzlüğünde. Sadece buydu, bu kadarcıktı oysa.

‘Maskeli yüzler’ metafor olmaktan çıkıp gerçeğe dönüştü, hale bak! Elinde dezenfektan/kolonya, en sevdiklerine dokunamamak bir yana, kendi yüzüne gözüne bile yasaklısın sen şimdi ellerini sabunlamadan.

Sabır testimiz çoktan pozitifken… Yakın zamanda şu gireceğin yılda çareler çözümler, özellikle de yaşadığın şu topraklar bunca belirsiz ve bunca karanlıkken… Açtığın her sayfadan ölüm haberleri akıyorsa, ölüm borsasındaki rakamlarla anlatılıyorsa insanlık halleri, hangi pozitif yazıdan bahsediyor, düşlüyorsun sen? ‘Nasılsın’ sorusu, bıkkın şekilde  ‘Memleket gibi’ diye cevaplanırken…

*

“Benim umudum var” (***)kitabıyla yaşam öyküsü/mücadelesinin öznesi olan avukat Senih Özay’ın adını İzmir’de, Ege’de bilmeyen yoktur sanırım. Bilmeyenlerin de ‘Gupse’nin babası’ olarak öğrenmişliği vardır zaten. Mücadeleyle yoğrulmuş devrimci kimliği bir yana, tanıdığım en coşkulu, şair ruhlu, savaşçı, sıra dışı insanlardan olan sevgili Senih; her yıl geleneksel olarak yaptığı, ‘yeni yıl kutlaması’ geçmiş dostlarına bu yıl da erkenden… Farklı olansa bu kez, geçmiş yıllara ait kutlama mesajlarını da eklemesi yazısının altına. 1996’dan, 2021’e dek uzanan…

Kimi zaman “Yeni yıl;  yanlış trenle, iyi istasyona gibi, belki… Bireysel; sağlık,  para (Artık yanlış adreslerden doğru yerlere gelsin gayrı...)  aşk, iyi şeyler getirsin. Toplumsal-evrensel; demokrasi, barış, özgürlük, refah, çocukların açlıktan ölmediği, suyu olan, Aids’ siz bir Afrika, GDO’suz topraklar, foklara yaşam… Hayvanlara  kıymayın!  Altın'ın değil, mesela patates'in birim değeri olduğu bir ekonomi sistemi getirsin. Dileğimle” dediği…

Kimi zaman “Yıllardır hepinizin yeni yılını kutluyorum ama bu yıl içimden kutlamak gelmiyor... Dolayısıyla hiçbirinizin hiçbir şekilde yeni yılını kutlamıyorum... Çünkü madem onca yıl kutladık değişen bir şey olmadıysa yine kutlamanın şu sıralar anlamı yok” dediği yeni yıl mesajlarının resmi geçidini…

2021 için... Mesajını “Yeni yıldan umutlanarak sizleri sevgiyle anıyor ve kutluyorum. Üstelik doğum günüm, biliyorsunuz. Kimbilir nasıl geçecek gerçi?! İyi şeyler dilerim” temennisiyle tamamlayan sevgili Senih, o devrimci/savaşçı ruhuyla sanırım diyordu ki bu yıllanmış harmanla:

“Bak, geçmişte de her şey muhteşem, mükemmel değildi. Hatta berbat olduğu için kutlamayı bile es geçtiğim, saymadığım yıllar var; hiçbir şeyin değişmediği, umutlarımızın yenildiği, mücadelelerimizin sonuç getirmediği…  Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Gene dene, gene yenil. Daha iyi yenil.”

Çarşı’nın, 2013’lerde yazarını hiç duymamışlara bile öğrettiği bu Samuel Beckett sözünü, umut etmenin mücadeleye hazırlık, yenilsek bile iyi yenilmenin de bir başarı hikayesi olduğunu hatırlayarak gireceğim 2021’e..

Sapiens ve Homo Deus kitaplarıyla son döneme damgasını vuran tarihçi yazar Noah Harari’nin Davos zirvesinde  ‘muhtemelen homo sapiens türünün son örnekleriyiz’ vurgusuyla yaptığı, bizi bekleyen ‘dijital diktatörlük’ tehlikesini düşünmemeye çalışarak.. Neruda’nın şiirini mırıldanarak…

“Zulüm, ölüm, şu bu.

Bir an gizlerse de tohumu,

Döner gelir elbet bir gün nisan ayı,

Kavuşur baharına toprak…

Kızgın eller dağıtır atar ağır havayı,

Ölümün içinde yeşerir yaşamak…”

*

BAŞLIK: Japonca ‘Torimodosu’ kötü giden şeylere rağmen tekrar ayağa kalkmak, hayata karşı tekrar kazanmak ve devam etmek demekmiş. ‘Bir şeyi geri almak’ anlamında da kullanılıyormuş Japon dilinde. Anadolu’nun kadim hikayelerinde bunu karşılayacak bir söz vardır belki. Lakin ben bulamadım.

(*)Fethiye Çetin-Anneannem/Metis Kitap)

(**) Samuel Beckett, İrlandalı yazar, şair

(***)Neyir Şeyda Musal-Benim Umudum Var: Senih Özay/ Çapraz kitap 

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2022 Gerçek İzmir