MENÜ
İzmir 10°
Gerçek İzmir
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Bence Kılıçdaroğlu’nun kafasındaki isim belli
Bünyamin Dobrucalı
YAZARLAR
8 Kasım 2021 Pazartesi

Bence Kılıçdaroğlu’nun kafasındaki isim belli

Önce basit bir gerçeğin altını çizmekte fayda var. Sandık ne zaman ortaya konursa konsun iktidar veya muhalefet bloğunun ana parçası ya AKP olacak ya CHP olacak.  

Onların içinde olmadığı bir denklem mümkün değil... 

Bizim tek yaptığımız önümüzdeki dönemde hangisinin hangi tarafta duracağını anlamaya ve anlamlandırmaya çalışmakla sınırlı...  

‘’Asıl zorluk yeni düşünme üretmek değil, eski düşüncelerden kurtulabilmekte yatar’’ diyen Keynes ustaya selam durarak, günün 24 saati haber bültenleri ve adı tartışma programları olan soytarı şovları (en azından bir bölümü) kanalıyla beynimizi ablukaya alan eski ve köhnemiş düşüncelerden kurtulmaya çalışmanın vakti gelmiş de geçiyor demektir... 

İktidar kanadının yola kiminle çıkacağını değil, ne zaman çıkacağını merak ediyoruz... 

Muhalefet kanadında ise tam tersi yola ne zaman çıkılacağı değil, kiminle çıkılacağı merak konusu... 

Buna benzer bir okumayı, daha 367 garabetinin yaşanmadığı dönemde Abdullah Gül için yapmıştım... 

Herkes AKP kimi aday gösterecek derken ‘Erdoğn için en uygun aday Abdullah Gül olur’’ diye yazdığımda o dönemde çalıştığım gazetedeki arkadaşlar saçmaladığım konusunda ortak fikir birliğine varmıştı.  

Aslında bütün mesele ‘’gözünüzün önündeki siyasi fotoğrafı okumayla ilgili’’... 

Şimdi en merak edilen soruya gelelim. 

Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı kim olur? 

Mansur Yavaş olur mu? 

Olmaz. 

Neden olmaz? 

Sadece ‘’Ankara’yı kaybederiz’’ gerçeği değil sorun. Asıl dert, Mansur Yavaş’ın üzerindeki CHP ceketinin eğreti durması. Ceketin altındaki Ülkücü gömleği cekete göre çok daha baskın duruyor. 

O yüzden olmaz... 

Ekrem İmamoğlu olur mu? 

Olmaz. 

Neden olmaz? 

Bu defer de ‘’İstanbul’u keybederiz’’ mazeretinin arkasına sığınacaklar ama asıl dert o değil. 

İmamoğlu olmaz, çünkü İmamoğlu zapt edebileceğiniz bir isim değil. Hem Ankara’daki genel merkezlerde hem bürokraside, hem yurt dışındaki sermaye çevrelerinde İmamoğlu olsun diye baskı kuran lobilere rağmen rağmen Kılıçdaroğlu’nun ona sıcak baktığı bir isim olduğuna inanmıyorum.  

Kılıçdaroğlu’nun bu düşüncesinin nedenini de anlamak o kadar zor değil. 

Peki Kılıçdaroğlu’nun kendisi aday olur mu? 

Olmaz. 

Neden olmaz? 

Bir dönem ciddi ciddi düşündüğü çok belli. Nabız yokladı, çevresinde ‘evet efendimci, tamam efendimci kapıkulları sırtını sıvazladı, şu oldu, bu oldu, derken’’ önüne anket sonuçları kondu... 

Bu kadar ağır ve ciddi vir ekonomik kriz varken bile Kılıçdaroğlu Erdoğan’a karşı seçimi kesin alır tablosu yok önümüzde. Daha doğrusu Kılıçdaroğlu’nun önünde... 

O zaman kimi aday gösterecek ya da göstermeli? 

Önünde iki yol var. 

Ya, ittifakın diğer ortaklarının belirleyeceği adaylar arasında seçim yapacak. 

Ya da kendisi bir aday belirleyecek. 

İlk şık, CHP’nin, ittifakın temel sütunu olduğu göz önüne alındığında en azından CHP tabanında ciddi bir tepki ve sonucunda kırılmaya sebep olacağı için aşırı riskli. 

İkinci şıkkı seçtiğimize ise yine karşımıza iki şık çıkacak demektir. 

İlki, siyaset dışından, siyaset üstü, perde arkasından kolay yönetilebilecek, tercihen kamuoyunun da yakından bildiği profesör ünvanlı birini seçmek. Sadece CHP değil, başta İYİ Parti olmak üzere ittifakın diğer parçalarında da ciddi bir çalkantıya sebep olabilme potansiyeli taşıyan bir tercihle karşı karşıyayız demektir. İmkansız değil, ancak çok ama çok zor bir tercih... 

Üstelik üzrinden bu kadar yıl geçtiği halde ‘’Ekmek için Ekmeleddin’’in anıları hala tazeyken... 

Geriye kalıyor, adayın CHP içinden seçilmesi... 

İşte burada da karşımıza iki ‘zıt kutubu’’ birleştirecek veya birleştirebilecek bir isim kim olabilir sorusu çıkıyor... 

Bir kulis bilgisi olmadığını, sadece siyasetin fotoğrafını okumaya çalışan birinin gözlemi olduğunu bir kez daha belirterek devam edeyim yoluma... 

Hem İyi Parti hem de HDP kanadını aynı pota altında eritebilecek isim, benim penceremdem baktığımda ‘’Tunç Soyer’’den başkası değil... 

Neden Tunç Soyer? Ve neden hem İYİ Parti ve HDP ses çıkartmadan evet desin? 

HDP kanadından en ufak bir tepkisel gelmesi zor. Son yerel seçimde Tunç soyer için HDP kanadı nesıl canla başla çalıştıysa bir kez daha çok rahat bir şekilde kabul edeceklerdir. Belki de Selahattin Demirtaş’dan sonra adaylık konusunda en sıcak baktıkları isim bile olabilir Tunç Soyer. 

Asıl sorulması gereken soru, İYİ Parti neden kabul eder olmalı. 

Onun da çok basit bir cevabı var. 

İzmir... 

Önlerine altın tepsi içinde sunulan bir İzmir’e kim hayır diyebilir? 

Buna en çok karşı çıkacak olan CHP içinde İzmir’in rantından beslenen kesim olacaktır ki, parti aşkıyla yanıp tutuşan bu arkadaşların Saray’ın yaratacağı rant kapılarının ne olacağı kendilerine anlatıldığında kısa süre içinde ikna olacaklarını tahmin etmek zor değil... 

‘’Öyle olsaydı böyle olurdu, şöyle olsaydı öyle olurdu’’ türünden geyik muhabbetleri siyasetin ve futbolun ana malzemesidir... 

O yüzden bu iki alanı çok sevmiyor muyuz zaten? 

Şimdilik, kendini mayıs zanneden kasım ayının ilk günlerinde Türk siyasetinin fotoğrafını çekip arşive kaldıralım... 

Ne yapayım, en kötü ihtimal, ‘fena çuvallamışım’ der geçerim...

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 taha okan
 9 Kasım 2021 Salı 11:42
Bence fena çuvallayacaksın dostum...
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2021 Gerçek İzmir