MENÜ
İzmir
Gerçek İzmir
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Bir bilet kes Anadolu'ya!
Seray Akın
YAZARLAR
11 Aralık 2019 Çarşamba

Bir bilet kes Anadolu'ya!

Bu yazımda hayatın karmaşası, zamanın ritmi derken koştura koştura içerisinden ya da önünden geçtiğimiz yapılardan birine merhaba diyerek, onun oradaki varlığına teşekkür etmek ve size öneminden bahsetmek istedim.

İzmir’li veya İzmir’de yaşayan herkes gibi cumartesilerin vazgeçilmezi Alsancak, namıdiğer eski Punta. Aman  arkadaşlar bekler, işe yetişmeliyim, aktarma sürem bitecek gibi telaşlar ile içerisinden koşar adımlarla geçtiğimiz Alsancak Gar’ı.

Şimdilerde akıllarda sadece İzban ile yer etmiş bu tarihi yapı, 19. Yüzyılda İzmir- Aydın demiryolunun başlangıç noktasıydı. İngiliz’lere verilen imtiyaz ile inşa edilen Aydın- İzmir demiryolu hattı Osmanlı İmparatorluğunun Anadolu sınırları içerisindeki  ilk demiryoludur. İzmir’in liman ticareti bakımından önemi doğrultusunda iç bölgelere rahat bir şekilde ulaşımını amaçlayan bu demiryolu hattı ile İzmir Limanı ihracat açısından büyük önem teşkil etmekteydi. 1856 yılında yapımına başlanan toplam 133 km uzunluğundaki Aydın -İzmir demiryolu hattı, 28 Aralık 1860 da faaliyete geçer ve 1866 yılında Aydın’a ulaşır. Gar binası, depo yapıları, atölyeleri, lojman binası, hangar ve ambarları ile büyük bir yapı kompleksi olarak inşa edilen Alsancak Gar’ı günümüzde yol tarafından bölündüğü için bütünlüğünü algılayamayacağımız bir kaç yapıyı daha bünyesinde bulundurur. Liman caddesinde yer alan şimdiki Alsancak Polis Merkezi garın gümrük binası iken, garın karşısında yer alan Anglikan Kilisesi, günümüzde İzmir TCDD Müzesi ve Sanat Galerisi olan lojman binası, İngiliz Konsoslosluğu,  gibi yapılar da Alsancak Gar yapı kompleksinin bir parçasıdır. Batılılaşma döneminin eserlerinden olan Alsancak Gar yapı kompleksinin, Avrupa klasizmini yansıtan İngiliz Gar yapılarının bir benzeri olması sebebi ile saat kulesi de bulunmaktadır. Bu saat kulesi Konak meydanda bulunan saat kulesinden önce inşa edildiği için İzmir’in ilk saat kulesidir. Ben bir kaç gün önce gittim baktım saat durmuştu umarım yine zamanı akar. Günümüzde kalabalık bir kavşak ve caddeler ile birbirinden ayrılıp büyük binaların gölgesine saklanan bu yapılar, yıllara meydan okuyarak sakince bizlerin telaşını izlemekteler.

 İlk buharlı lokomotifin 1804 yılında İngiltere'de Richard Trevithick ve Andrew Vivian tarafından icat edildiği, ilk yolcu taşıyan demiryolu hattının ise 1829 yılında  Liverpool – Manchester arasında açıldığı düşünülürse, aradan 30 yıl geçmeden Anadolu’da böyle bir yatırım yapılması oldukça önem teşkil etmektedir. Demiryolları için İngiltereye verilen imtiyazlar da oldukça dikkat çekicidir. Demiryolu inşası sırasında Anadolu’daki madenlerden sınırsız yararlanma ve yapım sırasındaki ihtiyaç malzemelerini gümrüksüz olarak Anadoluya sokma hakkı verilmiştir. Sanayi devriminde büyük önem taşıyan demiryolları büyük ve hacimli mal taşıma olanağı sunmuş, Osmanlı Devleti için ekonomik, askerî ve siyasal yönden büyük önem taşımıştır. Demiryolları Anadolu için hem başlangıç hem de ardından gelecek  savaş dönemlerinin habercisi olmuştur. Demiryolları Cumhuriyet döneminde de oldukça hızlanarak yayılmış ve ulaşımımızın temel taşını oluşturmuştur.

 Ben ve benim yaşıtlarım pek kullanmamış olsa da babamdan çocukluğundaki uzun demiryolcululukları hakkında çok hikayeler dinledim. Bizim ailede trenlerin manevi bir yanı da mevcut. Dedem TCDD’da teknikermiş ve bu diyardan erkenden gidince, adını yaşatmak için yapımında çalıştığı bir vagona vermişler. Annem o yüzden trenlere çok önem verir, tren yolculuklarını çok sever ve hüzünle bakar. Büyükannem  Bulgaristan’dan Türkiye’ye Tren ile nasıl geldiklerini, zorlukları, o yılları anlattırdı çocukluğum boyunca. Sanırım bunca hüzünlü hikayenin etkisiyle itiraf etmeliyim ki hayatımda bir defa trene bindim, o da Söke- İzmir arasında kısacık bir tren yolculuğuydu. Bendeniz daha çok gar yapılarını severim, döneminde nasıldı diye hayal ederim, böyle tarihi bir kokusu olur onların taş ve metal ama yıllanmış bir koku, yıllanmış bir atmosfer, işte onu severim. Hangimizin zihninde trenden el sallayan ya da geride kalıp hüzünlenen vadalaşma sahneleri yoktur ki. Nice aşklar nice hüzünler nice kavuşmalar barındıran bu mekanlar öyle sessizce bekliyor hayatın içinde, biz yenilerini yazmadığımız için belkide sürekli geçmişi yad ediyorlar kendilerince.

Eger bir gün telaşınız olmadan yolunuz Alsancak Gar’ından geçerse, içerisine girip siz de bu gözle bakın yıllara meydan okuyan, savaşlar, işgaller, barışlar görmüş bu görkemli yapıya ve taş duvarlarına benden bir selam çakın.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Destina
 29 Aralık 2019 Pazar 21:51
Bravo Ürkmez?????????????? Yine akıcı esprili ve gerçekten de okumaya değer bilgiler?? Teşekkürler
 Meryem Bayar
 29 Aralık 2019 Pazar 20:54
Çok güzel bir anlatım...Merak ettiriyorsunuz gerçekten...
 Serap
 11 Aralık 2019 Çarşamba 11:18
Eline kalemine emeğine sağlık ??????????
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2022 Gerçek İzmir