MENÜ
İzmir 14°
Gerçek İzmir
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Bir 'yatırım' hikayesi...
İlker Ağın
YAZARLAR
30 Eylül 2021 Perşembe

Bir 'yatırım' hikayesi...

 Dünyada tarımı gelişmiş ülkelere baktığımızda tarımın, örgütlenmeyle yani güçlü kooperatiflerle ve mutlaka işi, mesleği, yaşam tarzı bu olan üreticilerle yapıldığını, tarımın bu sayede kalkındığını, üretimin bu yöntemle artırıldığını görürüz. Bir kez daha hatırlatalım, çevre koşullarına bağımlı olan bu sektörden kazandıklarınız ya da kaybettikleriniz sizin ticari yeteneğiniz ve sermaye gücünüzden bağımsızdır. Bir taraftan da insanlığın, varlığı için vazgeçilmezi olan gıdanın tek ulaşım yoludur. Bu nedenle hangi rejimle yönetilirse yönetilsin tarımı gelişmiş ülkelerde üreticiler baş tacıdır, desteklenir ve örgütlüdür. Zira süt üreten bir inek, neredeyse her gün yumurtlayan tavuk, yağ veren zeytin ağacı, bal veren incir ağacı, bağ asması, buğday tarlası…  birer fabrika, atölye, imalathane değil canlı organizmalardır.

    Ülkemizde geçmişten beri başarılı örneklerine hasret kaldığımız, tarımda çıkışı üretici ve kırsal yerine sermaye ve sanayicide arayan yöntemleri denemeye devam ediyoruz. Zaten yazılarımızda eleştirilerimiz hep bu yönde ve haklı çıkmanın üzüntüsünü yaşıyoruz. Son yıllarda bir de Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgeleri ( TDOSİB ) dayatmasıyla karşı karşıyayız. –Ne uzun ve karmaşık adı var; kendi gibi. TDOSB nin olumsuzlukları ilgili yeterince yazıldı söylendi. Yeter ki okuyan olsun .

     Bunlardan birisi de Bergama’ya kurulmak isteniyor. Önce büyükbaş ( süt sığırcılığı ) olarak planlanan proje sonra ani bir kararla kapalı sistem küçükbaş hayvan yetiştiriciliği olarak değiştiriliyor. 03.08.2021 de İzmir Ticaret Odasında, İzmir Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ve Organize Tarım Hayvancılık Dairesi Başkanlığı, sektörün önde gelen kişi kurum ve kuruluşları  ( kimse, kime göre neye göre? ) bir araya gelerek bu değişikliğe karar veriyor.

     Sonrasında da projenin ( TDİOSB – Süt ) uygulama aşamaları için hemen çalışmalar başlıyor ve bir ÇED hazırlık dosyası hazırlanıyor. Buna göre proje İzmir Bergama Alibeyli Mahallesinde yaklaşık 2.851-dekar alanda yaklaşık 152,5-  milyon TL maliyetle 110.400 baş küçükbaş hayvandan yaklaşık günde 125 ton süt alımının ve toplamda 1200 kişinin istihdam edileceğini varsayıyor. Rakamlar kimilerine sempatik gelse de gerçekler çok acı ne yazık ki…

     Öncelikle proje alanı hazineye kayıtlı çayır ve mera arazisi iken mera vasfından çıkarılıp ham toprak olarak değiştiriliyor. Hayvancılık için korunması eğer bozulmuşsa ıslah etmeniz gereken bir koruma alanını sözüm ona hayvancılık yapmak için gözden çıkarıyorsunuz ki en başta bu durumun kabul edilebilir yanı yok. Yem ve besleme sorunumuzun başında mera fukaralığımız gelmiyor mu?

      Yine ÇED dosyasına göre arazi, hidrojeolojik açıdan “aşırı yeraltı suyu çekimleri nedeniyle yaz aylarında kuyuların atıl kaldığı, çevre akarsularının evsel ve sanayi atıklarla kirlendiği, proje alanının sınırlı miktarda yeraltı suyu depolayıp iletebildiği, açılacak sondaj kuyusunun en az 150 m ancak yetmeyip 15-20 m fazla olabileceği, kuyunun ömrü açısından daha derin açılmasının önerildiği ….”  diye giden tespitler günde 128 ton süt işleyeceği planlanan süt işleme tesisiyle beraber gerekli olan günlük yaklaşık 4000 ( dört bin) ton su ihtiyacı için.

    Arazi eğim durumu farklılık gösteren, proje alanı ve yakınlarında dere yatakları olan bir alan. İZSU ya göre dere yataklarını dolduracak ya da kapatacak bir çalışma yapılmamalı ama proje yapım aşamasındaki hafriyat artıkları kod farkı olan alanların düzeltilmesinde değerlendirilecekmiş. Ne anlarsanız artık…

   110 bin baş hayvanın bir arada bulunmasıyla oluşacak kokunun bu rüzgarlı bölgede nasıl bertaraf edileceğine sıra gelinceye kadar daha çok şey var. Biraz daha devam edelim.

   Bu kadar sayıdaki hayvan yılın belli dönemlerinde süt verir. Yani yılın 12 ayı süt alamazsınız. İşletmedeki tüm hayvanlar sağılmaz, koçu var kuzusu var kurusu var. Süt verimi yüksek kültür ırkı damızlık hayvanı bu kadar sayıda kısa sürede ithalatla bile bulamazsınız. Maliyetin önemi yok deseniz bile. Bunun nedenleri de ayrı bir yazı konusu olur da kendime iş çıkarmayayım.

   Bu proje alanının hemen yakınlarında maden tehdidine rağmen yöre halkının kahramanca korumaya ve üretim yapmaya çalıştığı mera alanları hala var. Örneğin Çamavlu’ nun meralarında 15 bin hayvan otluyor ve bizlere ekonomik sağlıklı ürünler sunuyor.

   Proje alanına dönersek hiçbir konuda koruma alanı değil. Bir dert mera imiş ondan da kurtulunmuş.  Ama 1. Derece SİT tescilli su kemerleri var, 3. Derece arkeolojik SİT alanı var. Yetmedi Bern sözleşmesine göre korunması gereken hayvan ve bitki türleri var.

   Bu can sıkıcı yazıyı uzatmak istemiyorum ama bu proje kimlere ait ona da bakalım. İzmir Valiliği ( Yatırım İzleme Komisyon Başkanlığı), Bergama Belediyesi, İzmir Ticaret Odası, Ege Bölge Sanayi Odası, İzmir Ticaret Borsası, Ege İhracatçı Birlikleri,  Bergama Ticaret Odası  müteşebbis heyetini oluşturuyor.

   Üretici yok, çiftçi yok, kooperatifler yok İzmir tarımında  belirleyici konuma gelmiş olan İzmir Büyükşehir Belediyesi yok…

    Baştan söyleyelim tarımsal üretimi fabrika sanan sanayici ve tüccar mantığı ile buradan gidilecek yolun sonu da yok.

    Sormadan edemiyor insan, sahi amacınız ne sizin?  

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Abdullah Doğan
 2 Ekim 2021 Cumartesi 16:13
Sevgili İlker Emeğine, yüreğine sağlık. Selamlar
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2021 Gerçek İzmir