MENÜ
İzmir
Gerçek İzmir
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Daktilo kokulu yazı
Gönül Soyoğul
YAZARLAR
14 Aralık 2020 Pazartesi

Daktilo kokulu yazı

“Özür borçluyuz hayata sevgilim

Kıymetini bilemediğimiz güzel günler için

Naftalinli anıları bir bir çıkarıp

‘İyi ki… İyi ki” deme zamanı.” (*)

Defolup giden boyu posu devrilesi yılın son yazısına birazcık ‘umut’ kırıntısı ekleyebilmek için nasıl zorlandıysam… Evlere hapsolarak karşıladığımız yeni yılın ‘hayırlara vesile olmasını dileyecek’ bir yazı için de zorlanıp ıkınıp sıkınıyorum günlerdir kadirşinaz okur… ‘Yazı kabızlığı’ diye bir şey var, akşamdan zeytinyağında beklettiğiniz incirin de kafi gelmediği bir tür. ‘Bir tutam umut, bir tutam dostluk, bir tutam yaşam sevinci karışımı, biraz şiir, biraz müzik’ de ilave edince, tut tutabilirsen yazıyı; şifası “incir, kuru kayısı ya da Magnesie calcinee tozu” değil; bu karışım…

Hani şöyle ‘Saatli Maarif Takvimi’ gibi bir yazı için oturmak nasip olmuyor baktım, ya Allah deyip vurdum klavyeye kendimi. 2021’in prens öpücüğü gibi bize pembe bir hayatın kapılarını açacağını, hayat bahşedeceğini, masal gibi bir yıl olacağını beklemesek de ‘Gregor Samsa’ gibi olmayı da düşünmüyorduk bileylediğimiz umutlarla, heyhat! Ki, kimilerimize göre uzun süredir ‘böcek’ gibiydik bize ‘parazit’ muamelesi yapanların inayetleri kinayeleriyle zati, o da ayrı mevzu.

Saatli Maarif Takvimi deyip geçme ‘bu nedir yahu’ diyen genç okur. O takvim ki 160 yaşında. Tee 1860 yılında Hacı Kasım Efendi’nin basıp satmaya başladığı takvim, evlerin baş yapıtıydı çok yıllar boyu, ki Anadolu’da en az 300 bin kişinin evinin başköşesinde hala. 100 yaşını devirip 101 yaşına geçmiş babacığımın da duvarında asılı. İnternet devrine henüz adım atmamış, akıllı telefona hiç heveslenmeyip 40 yıldır aynı numarayla çalan ahizeli telefon modeli babamın, başucu sayfaları onlar.

Tıpkı kitaplar gibi yayına hazırlayıp basanları farklı da olsa, içerikleri üç aşağı beş yukarı aynı olan Saatli Maarif’te neler yok ki… Maniler, fıkralar, şiirler, tavsiyeler, resmi ve dini bayramlar, namaz saatleri, ‘bugün ne pişirelim’den çocuğa verilecek isim önerilerine kadar… Kocakarı soğuklarının ne zaman başlayacağından, kırlangıç fırtınasına, eyyam bahur sıcaklarından yazın/baharın/kışın hangi tarihte başlayıp hangi tarihte biteceğine kadar. Dünün ‘google’ı bir nevi her bir yaprak.

O takvim yapraklarının ailece konuşulduğu günlük mevzulara, babamın 100 yaşını aşarken bugüne kadar kaç takvim yaprağı kopardığı hesaplarına, yüzde 50 görme kaybı olan gözlerine destek yaptığı büyüteçlerle hala okuduğu sayfaları atmaya kıyamayıp biriktirdiğine, böyle gözümü sulandıracak ‘ah kaç takvim yaprağın kaldı be baba’ dedirtecek mevzulara girmiyorum izninizle. Daha ayın ilk haftasına tamamladık. Gerçi bize zamlarıyla, bahşiş niyetiyle kökledikleri emekli maaşlarıyla, liyakatsız/emeksiz atamalarıyla, üniversite kapılarına vurulmuş kelepçeleriyle kodu mu oturttu yaptı buncacık zamanda ama daha ilk haftadan kuyruğu kıstırıp kukumav kuşu gibi dalıp gitmeler de yok artık, aşk olsun daha neler!

Aşk olsun dedim de durdum bir an. 23 Aralık’ta apar topar bir yazıyla def eylediğim son yazıdan sonra sosyal medyada 28 Aralık tarihli bir paylaşım yapmıştım taze bir şairin ilk kitabı vesilesiyle… Demiştim ki:

“Yaşadığımız gerçekliğin yükünü, hayatın sokaklara değil evlere aktığı günlerde herkes kendi meşrebince taşımaya, hafifletmeye çalışırken… Sevgili Sercan’ın şiirle nefes alıp verdiğinin farkındaydım elbet. Dünyasının ‘politik haberlerden’ öte olduğunun…

Saatleri saymaya başladığımız şu son üç günde, ‘uğursuz 2020’ye şiirle veda etmek de tam Sercan’a göre oldu, naifliğini şiirle ilan etti.

Hani, Afşar Timuçin hoca bir şiirinde diyor ya;

“Biz şimdi aşk öğrenelim
Şehirler haritalardan kaçmıyor ya
Bilgi nasıl olsa kitaplarda kendi malımız…”

Yaşadığı tamamlanmamış aşka saygı duruşu olan ‘Daktiloda Yazılmış Aşk’ kapkara bir yılda geriye bıraktığımız bir güzellik olarak kalacak hafızamda/kişisel dünyamda… Yüreğine sağlık sevgili arkadaşım, meslektaşım… Defteri kapattın, ‘yeni bir aşk’ seni bekliyordur umarım, dilerim…”

İşte o gün kendime bir söz vermiştim, ‘kapkara değilse de kara bir yıl olacağı besbelli. Derin derin çektiğin nefesleri daha ilk günden tüketme, tüketilmesine izin verme. Hani göçük altında kalanlara öğretildiği gibi, nefesini idareli kullan, konuşma, hiç durmadan bağırma, oksijenini idareli kullan ki, yaşayasın, daha ilk saatten dört kolluya binmeyesin!”

Sözümü tutuyorum, yılın ilk yazısını aşka, sevgili Sercan Avcı’nın ‘Aşk bu, herkese şanslı değil, kimilerinin hikayesi hep yarım… Ben de onlardan biriyim’ diyerek kaleme aldığı şiirlerine ayırıyorum.

‘Kadın mezbahası’na dönmüş bir ülkede, bir kadından ayrılmanın acısını şiirden çıkaran bir adam… Bilinir ki şiir her zaman, başka okumalara ve yorumlara da açık bir türdür; beğenir ya da beğenmezsiniz. Ama kalbinin acısını, tamamlanmamış aşkını, daktiloyla başlayıp bilgisayarla sökmüş lale devrinden kalmış bir adamın naifliğine gülümseyerek karşılık verirsiniz. Ya da böyle yazarsınız işte.

Sadece hikayesi yarım kalanlara değil, aşkla acı sınavlar vermiş herkese dokunduğu için ‘aşk olsun çocuk’ diyerek; hepinize ‘umudunu artıracak’ bir yol dileyerek… 

“Ben seni Buca gibi sevdim

Tüm yollar tıkalıydı

Ben yine de sana geldim!

 

Ben seni Çeşme gibi sevdim

Güneşim de sendin

Denizim de rüzgarım da.

 

Ben seni Konak gibi sevdim

Kalbimin, ömrümün

En orta yerine koydum.

 

Ben seni Seferihisar gibi sevdim

Sakince, yavaşça

Her anın kıymetini bilerek.

 

Ben seni Aliağa gibi sevdim

Limanımdın sen benim

Ben hep sana sığındım

 

Ben seni Karşıyaka gibi sevdim

Sokağımdın, evimdin

Odamdın

 

Ben seni İzmir gibi sevdim

Hesapsızca, özgürce

Sabah boyozun tadında

Akşam anason kokusunda…” (*)

(*) Daktiloda Yazılmış Aşk, Sercan Avcı/Postiga yayınları

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2022 Gerçek İzmir