Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer kooperatif soruşturması kapsamında dün 3. kez tutuklandı. Ortaya konan MASAK raporu ve yaşadığı süreç ile ilgili paylaşımda bulunan eski başkan Soyer, çıkarıldığı mahkemede hakim ile diyaloğunu da aktardı.
GERÇEKİZMİR - İZBETON’a yönelik başlatılan soruşturma kapsamında “ihaleye fesat karıştırma” ve “nitelikli dolandırıcılık” suçlamalarıyla tutuklanan Tunç Soyer, Şenol Aslanoğlu ve Heval Savaş Kaya bu dosyadan tahliye edilmiş ancak ‘zimmet’ suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı. Dosyaya MASAK raporlarının girmesinin ardından Soyer, Aslanoğlu ve Kaya hakkında yeniden tutuklama kararı verildi.
Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, eski CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ve eski İZBETON Genel Müdürü Heval Savaş Kaya, dün çağrıldıkları savcılıktaki ifadelerinin ardından çıkarıldıkları Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği'nce tutuklandı.
Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, tekrar tutuklanmasına giden süreci, ortaya çıkan MASAK raporunu ve mahkemede hakim ile diyaloğunu aktardı.
Soyer şunları ifade etti:
“Yarın Adliye’ye sevk edecekler, oradan çıkartılar mutlaka”
3 Temmuz 2025’te Emniyetin nezarethanesinde Defnemle böyle konuşmuştuk. Ertesi gün tutuklanmış ve gece geç vakit Buca’daki hücreme gelmiştim. O günden bu yana geçen 9,5 aylık süre içinde defalarca bu cümleyi kurduk. Suçsuz olduğunu bilmenin özgüveniyle bu inancımızı hep koruduk.
Fakat dün gece 3. kez tutukladılar.
9,5 ayda 3 kez tutuklanan kimse var mıdır bu memlekette bilmiyorum ama size çok kısaca bu akıl dışı sürecin hikayesini anlatayım:
Zaten Danıştay kararıyla belediye başkanı olarak yargılanamayacağım, görevi ihmal dahi olmadığı kesinleşmiş bir konuda ilk tutukluluk gerekçesi nitelikli dolandırıcılıktı. 6 aylık dava süreci adeta bizi aklıyordu. Tüm bilirkişi raporları, uzman görüşleri, tanık ifadeleri ilk yapılacak duruşmada “tahliye” olacağım fikrini çok güçlendirmişti. Nitekim 5 Ocak’taki duruşmada mahkeme heyeti tahliye kararı verdi.
Ancak bu ihtimali öngören ve tahliye edilmeme tahammül edemediğini gizleyemeyen başsavcılık makamı elinde tuttuğu büyük gücü kullanarak 5 gün önce yeni bir operasyon başlattı ve 2. kez tutuklandım. Bu suçun konusu “zimmete yardım” idi ve dahil edilemem mümkün olmayan kooperatiflerin iç işleyişi ile ilgiliydi.
2. Tutukluluğun ardından, devam eden soruşturmada gelen bilirkişi raporları, isnat edilen suçu çürütüyordu.
Nitekim 2 gün önce gelen MASAK raporları bizim masumiyetimizin en net kanıtı oldu. 28 yıl öncesine, 1984 yılına kadar geri giden 256 sayfalık raporda tek bir satır adım olumsuz geçmiyordu. Ne kooperatif yöneticileri ile ne onların ihale ettikleri işi yapan müteahhitlerle, taşeronlarla benim aramda tek bir para hareketi tespiti yoktu. “Bu sefer oldu, çok yakında kesin serbest bırakılmam kararı verecektir mahkeme” diyordu herkes.
15 yıl önce Seferihisar’da belediye başkanlığına adım atarken ailece kurduğumuz ve 20 yıl boyunca işlettiğimiz tatil köyünü devretmiştim. Aile meclisinde sadece belediye başkanlığı yapacağımı, ticaretle, turizmle uğraşmayacağımı ve avukatlık da yapmayacağımı konuşup onaylarını almıştım. Başkan seçilmemle birlikte “para mevzularını” bir kenara bırakmış ve gençliğimden beri hayalini kurduğum yeni bir sayfayı açmıştım. MASAK raporu 28 yıllık bir arama-tarama sonucunda burada anlattığım 2-3 cümlelik hayatımı raporlamış, bu temiz geçmişi kanıtlamıştı.
Haftaya iddianame yazılır ve “kapı gibi” MASAK raporu ortadayken daha fazla tutamazlar diyorduk.
Günler ilerledikçe aynı cümleyi kurmaya başladık.
“Yarın Adliye’ye sevk edecekler, oradan çıkartırlar mutlaka”.
Yine öyle olmadı. Ankara CHP İl Başkanı Ümit Erkol’un tutuklandığı, 3. Soruşturmada benim de “şüpheli” olduğumu ve ifademin alınacağını söylediler. Oysa soruşturma yine bir kooperatifin iç işleri ile ilgiliydi.
İfadem başlarken avukatlarım Sayın Savcıya hangi suç isnadıyla sorgulayacaksınız diye sordular. Savcı Bey de “zimmet, resmi evrakta sahtecilik ve görevi ihmal” dedi. İfade sonunda yine avukatlarım, Sayın Savcı’ya “sahtekarlık olduğunu gösteren tek bir evrak, zimmeti ortaya koyan tek bir para hareketi göstermediniz” dediler. Sayın savcı sustu, cevap vermedi ama tutukluluk talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk etti. Şaşkınlık içindeydik, tam bir “deja vu” yaşıyorduk.
Sayın Hakimle, gece saat 24:00’da başlattığı duruşmada, aramızda şöyle bir konuşma geçti;
Hakim: Buyurun
Ben: Siz buyurun
Hakim: Buyurun savunmanızı yapın
Ben: Sayın Hakim, avukatlarım Sayın Savcıya sahtekarlık yapılan bir evrak, zimmeti ortaya çıkartan bir para hareketi göstermediniz demişlerdi. Tutukluluk talebiyle size gönderdiğine göre muhtemelen bunları size gönderdi. Siz bunları bana sorarsanız ben de bununla ilgili bir savunma yapayım.
Hakim: 7 klasör arasında dosyayı anlamaya çalışıyorum. Savcılık “para hareketlerinin aklanması için yapılan eylemlerden” bahsetmiş.
Ben: Bir tane imzam olan belge, bir tane para hareketi söyleyin Hakim Bey, tek bir tane söyleyin, ne ile suçlandığımı anlayayım.
Hakim: ...
Ben: Sayın Hakim eğer bana somut bir soru sormazsanız ben savunma yapmayacağım. Neyle suçlandığımı bilmediğim için savunmam yoktur.
Burada sustum ve sonrasında avukat arkadaşlarım konuştular.
Gece 2:00’da 3. kez tutuklandım.
Yedek tutuklamanın yedeği tutuklama böyle gerçekleşti.
Sayın Başsavcı, 3 değil 33 kez aynı şeyi yapsanız suç yaratamayacaksınız. Bunu kaçıncıda anlayacaksınız bilmiyorum. Ama siz anlayana kadar bu memlekette hukuka güven duygusu azalmaya devam edecek. Önünde sonunda alnım ak başım dik İzmirle, memleketimle kucaklaşacağım…
İzmir 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu, Koğuş B/63
Buca – Kırklar
15.04.2026