İzmir'de yaşayan üniversite mezunu kız kardeşler Ayşe Ölmez Adalı (28) ve Özge Ölmez (23) eğitim aldıkları alanda masa başında çalışmak yerine ata toprağına dönerek çiftçilik yapmaya başladı. Kurdukları markayla ata mesleğini modern pazarlama yöntemleriyle geleceğe taşıyan kardeşler, bölgedeki kadınlara da ilham oluyor.
Kınık ilçesinde yaşayan kız kardeşler Ayşe Ölmez Adalı ve Özge Ölmez, üniversite eğitimlerinin ardından şehir hayatı yerine ata topraklarını seçti. Ayşe Ölmez Adalı, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi, kardeşi Özge Ölmez de Uluslararası Ticaret ve Lojistik Bölümü'nden mezun olduktan sonra eğitim aldıkları alan yerine tarlada çalışmayı tercih etti. İki kız kardeş, hem ata mesleğini yapıyor hem de kadınlara ve gençlere rol model olmayı başarıyor.
'TÜTÜN SEPETLERİNİN İÇİNDE BÜYÜDÜK'
Çankırı Karatekin Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünü bitirdikten sonra 2021'de bankacılık sektöründe çalışmaya başladığını söyleyen Ayşe Ölmez Adalı, "4,5 yıllık bankacılık yaptıktan sonra geçen yıl mart ayında istifa ederek tekrar tarıma yöneldim. İnsan hep köklerine hasret duyuyor. Tarıma hevesim ve heyecanım vardı. O yüzden geri dönmek istedim. Çok küçükken ailem tütüncülükle uğraşıyordu. Tütün sepetlerinin içinde büyüdük. Çocukluğum, gençliğim tarlada geçti. Her şeyimizi topraktan kazandık. Babam topraktan kazandığıyla bizi üniversitede okuttu” dedi.

Üniversite eğitimi aldığı için pişman olmadığını, okumanın her kadın için gerekli olduğunu aktaran Ayşe Ölmez Adalı, "Biz baba mesleğine döndük. Bazı insanlar 'çiftçi olacaksanız niye okudunuz?' diyor. Bu öyle bir şey değil. Biz bölgemizin ürünlerini daha iyi tanıtıp, pazarlayabiliyoruz. Üniversite bize pazarlama açısından bir başarı kazandırdı. O yüzden pişman değilim. Tekrar üniversite sınavına girdim. Ziraat mühendisliğini okumak istiyorum. Zaten bu işin içindeyiz. O yüzden böyle bir yol seçtim” diye konuştu.
'BABAMIN DESTEĞİ ÇOK FAZLA'
Kardeşiyle birlikte çalıştığı için rahat ettiğini belirten Adalı, "Birlikten kuvvet doğar. İş bölümlerimiz var. Özge daha çok içerik üretmeyle, tarladaki lojistik süreciyle, siparişlerimizle ilgileniyor. Ben daha çok pazarlama tarafındayım. Bölgemizde kendi ürünlerimizi yetiştirebildiğimiz yere kadar, dokunabildiğimiz yerlere kadar götürmeyi ve pazarlamayı hedefliyoruz" dedi.
Adalı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Babam olmasa biz de bu kadar başarılı olup da bir ivme yakalayamazdık. Babamın desteği çok fazla. Kardeşimle birlikte 'Canımköy' markasını kurduk, ürünlerimizi pazarlıyoruz. Kendi bölgemizin, köyümüzün, etrafımızdaki ürünleri de tanıtmak istiyoruz. Hayallerimiz var. Biz 2 kız kardeş olarak kendi köyümüzdeki kadınları da bu işe dahil etmek, kooperatifleşmek istiyoruz. Çok yakın zamanda kooperatifimiz kurulacak. Burada kendi köyümüzdeki kadınlarla birlikte her kadının en iyi ürettiği ürünü e-ticaret ve çeşitli platformlarda satışa sunacağız."

'ABLAM EN BÜYÜK YOL GÖSTERİCİM OLDU'
Balıkesir Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve Lojistik Bölümü mezunu Özge Ölmez ise, "Mezun olur olmaz kendimi tarlada buldum. Baba mesleği çiftçiliği sürdürmeye devam ediyorum. Ablamla birlikte tarlada çalışıyoruz. Tarlanın içinde büyüdük. Üretimin ne kadar kıymetli olduğunun farkında olarak büyüdük. Babam bizi tarlanın içerisinde yetiştirdi. Tarladan kopamadık. Ablam 4 yıl bankacılık yaptıktan sonra çiftçiliğe dönüş yaptı. Ben de kurumsal bir şirkette çalışmak istemiyordum. Doğallıktan kopup da bir masa başı işte çalışmak istemedim. Babam daha çok kurumsal bir işte çalışmamı istiyordu ama ablamın desteğiyle tarlada çalışmaya başladım. Ablam bu süreçte hem en büyük destekçim hem de en büyük yol göstericim oldu” ifadelerini kullandı.
Zincir marketlerle iletişim kurarak marketlere domates ve kapya biber tedarik ettiklerini aktaran Ölmez, "Çevremizde birçok kişi kapya, domates üretiyor ama biz üniversite mezunu olduğumuz, iletişimimizi güçlendirdiğimiz için böyle bir katkısı oluyor" dedi. Ölmez, sözlerini şöyle sürdürdü: "Çiftçilik gerçekten çok zor bir meslek ama zor olduğu kadar da fazlasıyla kıymetli. Üretimin ne kadar değerli olduğunu artık gençlerin fark etmesi lazım. Üretmek, toprağın içinde olmak çok kıymetli bir şey. Üretemezsek yaşayamayız."(DHA)