İmamoğlu'nun koruması serbest bırakıldı
Çiçekçilerde Sevgililer Günü mesaisi
Buca'da maaş krizi: İşçiler iş bıraktı!
Menderes gezisi sonları olmuş!

İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz, Basmane Çukuru’nun ranta açılmasına yönelik girişimlere tepki gösterdi. Yılmaz, alanın İzmir halkına ait kamusal bir alan olduğunu vurgulayarak, “Halkın olan, halka ait kalmalıdır” dedi.
İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz, baro binasında düzenlenen basın toplantısında Basmane Çukuru’na ilişkin devam eden hukuki ve idari süreci değerlendirdi. Yılmaz, alanın yalnızca atıl bir arsa değil; Kültürpark’la bütünlük içinde, tarihsel, sosyal ve kamusal niteliği son derece yüksek bir kent alanı olduğunu belirterek, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin son dönemdeki tutumunu kamu yararı açısından eleştirdi.
Basmane Çukuru’nun İzmir halkının ortak mülkiyeti olduğunu ifade eden İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz, “Basmane Çukuru’na ilişkin her tasarruf, yalnızca idari bir karar değil; kent hakkını, kamu yararını ve hukuk devletini doğrudan ilgilendiren bir meseledir. İzmir Büyükşehir Belediyesi, bu kentte yaşayan milyonlarca yurttaşın iradesini ve ortak çıkarlarını temsil etmektedir. Belediyenin sahip olduğu yetki, halkın olanı, keyfi uygulamalarla belirli kişi ya da grupların tasarrufuna bırakacak şekilde kullanılamaz. Sürecin başlangıcında İzmir Büyükşehir Belediyesi ile EGS ve GÜÇBİRLİĞİ grubu arasında imzalanan kat karşılığı sözleşmeye göre kamuya ait olan mülkün yalnızca yüzde 11’i belediyede kalmış, kalan yüzde 89’u ise 1999 yerel seçimlerinin hemen öncesinde, seçimlere yaklaşık bir ay kalmışken, ihaleyi alan sermaye grubuna tapular devredilmiştir. Öyle ki, tapudaki devir işlemine dayanak kabul edilen inşaat projesinin onaylandığı tarihte, yürürlükte olan bir uygulama imar planı bulunmamaktadır. İmar planı mevcut değil iken ve henüz İnşaat başlamadan tapu devirleri EGS ve GÜÇBİRLİĞİ A.Ş.’ne yapılmış 2000 sonrasında yaşanan krizle birlikte ihaleyi kazanan firmanın hisselerine ise TMSF tarafından el konulmuş ve Basmane Çukuru için yeni bir süreç başlamıştır” dedi.
"Ne hukuk ne de kamu vicdanı nezdinde meşru değildir"
Yılmaz, belediyenin 2022 yılında karşı dava açarak sözleşmenin geriye dönük feshi ve tapuların iptalini talep ettiğini, dava dosyasındaki bilirkişi raporlarının da taşınmazların belediyeye iadesi yönünde görüş bildirdiğini aktardı ve konuşmasına şu şekilde devam etti:
“Gelinen bu noktada EGS ve GÜÇBİRLİĞİ A.Ş tarafından taşınmazda yapılan imalatlara makul bir tazminat ödenerek taşınmazların geri alınması söz konusu olmaktadır. Dava dosyasında verilen bilirkişi raporlarına göre 4-5 milyon dolar civarında tazminat ödenmesi karşılığında. 80 milyon dolar değerindeki taşınmazların geri alınması gündeme gelmiştir. Bu davadan ayrı olarak İzmir Büyükşehir Belediyesi akdin feshi nedeniyle 8,5 milyon dolar tutarındaki teminat mektubunun nakde çevrilmesi talebinde bulunmuştur. Yargılama sürecinde belediye lehine gelen bilirkişi raporları sonrasında, TMSF ile taşınmazların tapularının belediyeye devri konusunda mutabakata varılmış, yalnızca tazminat tutarları konusunda uzlaşma sağlanmaya çalışılmış ancak süreç tamamlanamadan yerel seçimler yapılmıştı.
Yapılması gereken bu bütünlüğü güçlendirecek, kamusal kullanım öncelikli ve telafisi mümkün olmayacak kayıpları engelleyecek bir yaklaşımı benimsemektir. Ayrıca göz ardı edilmemesi gereken bir diğer temel husus da, bu alanda öngörülen yoğun yapılaşmanın kentin mevcut altyapısı ve ulaşım sistemi üzerinde yaratacağı ağır yüktür. Basmane ve çevresi, halihazırda İzmir’in en yoğun nüfus ve trafik baskısı altında bulunan bölgelerinden biridir. Kamuya ait alanlar, müzakere edilebilir bir meta değil; toplumun ortak geleceğidir. İzmir Barosu olarak altını bir kez daha çiziyoruz: Halkın olan, halka ait kalmalıdır. Kamu yararı gözetilmeksizin yapılan her tasarruf, yalnızca bugünü değil, İzmir’in geleceğini de ipotek altına almaktadır.
Bizler, hukukun üstünlüğünü, kent hakkını ve kamu yararını savunan bir kurum olarak, Basmane Çukuru’na ilişkin tüm gelişmelerin takipçisi olmaya devam edeceğiz. Hukuka aykırı, kamu yararını zedeleyen ve kamusal alanları geri dönüşü olmayan biçimde ticarileştiren her türlü girişime karşı hukuki mücadele yürütmekten geri durmayacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz. Basmane Çukuru bir rant alanı değil, İzmir halkının ortak yaşam alanıdır. Bu gerçeği yok sayan hiçbir uygulama, ne hukuk ne de kamu vicdanı nezdinde meşru değildir.” (ANKA)






Sayfa başına git