MENÜ
İzmir
Gerçek İzmir
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Büyükşehir'e Buca Cezaevi alanı dilekçesi: Özgürlük Parkı olsun!
Güncel
16 Mart 2026 Pazartesi 11:04

Büyükşehir'e Buca Cezaevi alanı dilekçesi: Özgürlük Parkı olsun!

İzmir Yaşam Alanları Buca Cezaevi alanının İnsan Hakları ve Özgürlük Parkı olarak düzenlenmesi için 100 dilekçeyi İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’ne sundu.

GERÇEKİZMİR - İzmir Yaşam Alanları Buca Cezaevi alanının İnsan Hakları ve Özgürlük Parkı olarak düzenlenmesi için 100 dilekçeyi İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’ne sundu.

İzmir Yaşam Alanları’ndan yapılan açıklama şöyle:

Buca Cezaevi alanı İNSAN HAKLARI VE ÖZGÜRLÜK PARKI olarak düzenlenmeli.

İzmir Yaşam Alanları olarak Buca Cezaevi alanının İNSAN HAKLARI VE ÖZGÜRLÜK PARKI olarak

düzenlenmesini ilişkin talebimizi içeren 100 kadar dilekçeyi İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’ne sunduk.

Geçtiğimiz günlerde dayanışmada olduğumuz “Buca Cezaevi Özgürleştirilsin Platformu” ile birlikte İzmir

Büyükşehir Belediye yönetimi ve meclis üyelerine;

“Cezaevi alanına ilişkin aldıkları kararın “kamusallığı sınırladığı, rekreasyon kullanımını azalttığı, ulaşım ve

altyapı sorunlarını artırdığı; kamu yararına aykırı, şeffaf ve katılımcı bir süreç yürütülmeden planladığı gibi

nedenlerle itirazcı olmuş, “kamu mülkiyetindeki bir alanın, kamusal kullanım için düzenlenmesinin

kamulaştırma gerektirmediğini anımsatmıştık.

Aşağıda tam metnini paylaştığımız dilekçemizle bu kez de alanın İNSAN HAKLARI VE ÖZGÜRLÜK PARKI

olarak düzenlenmesini istedik ve nedenini açıkladık.

İYA öznelerinde Banu Özazar tarafından yapılan açıklamada; Buca Cezaevi’nin kent hafızasındaki yerini

vurgulayarak, ülkemizdeki ve dünyadaki hafıza mekânlarına dikkat çekildi. Buca Cezaevi alanını imara

açmanın, 12 Eylül sürecinde yaşanan zulmü, faşizmi ve idamları saklayarak, suça ortak olmak olduğu

hatırlatıldı.

İZMİR YAŞAM ALANLAR

Eki; Dilekçe Örneği

Sayın İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığına,

Sayın İzmir Büyükşehir Belediye Meclisine,

“Başkanlık Makamınca 29.01.26 tarihinde onaylanan Buca Cezaevi alanına ilişkin olarak hazırlanan 1/5000

ölçekli Nazım İmar Planı değişikliğine aşağıda belirtiyor olduğum nedenlerle itiraz ediyor ve alanın İNSAN

HAKLARI VE ÖZGÜRLÜK PARKI olarak düzenlenmesini istiyorum.

Buca Cezaevi’nin İzmir kentinin belleğinde son derece önemli yeri vardır. Toplumumuzun demokratik bir

düzende, insan hak ve özgürlüklerine sahip olarak varlığını sürdürebilmesi için, 12 Mart ve 12 Eylül açık

faşizm dönemlerinde yaşatılanlar belleklerden silinmemeli, sonraki nesillere devredilmelidir. 12 Eylül faşizmi

Necati Vardar, Seyit Konuk, İbrahim Ethem Coşkun isimli devrimcileri; Halil Esendağ ve Selçuk Duracık isimli

MHP’lileri Buca Cezaevinde asarak katletmişti.

Kentlerimizin belleğinin bilinçli ve planlı olarak silinmeye çalışılmasına karşı durulmalı, anı ve hafıza

mekânları yaşatılmalıdır. Kentliler yaşam ve hafıza alanlarına yabancılaştırılmamalı, böylesi zulümlerin

yaşatıldığı mekânlar gibi Buca Cezaevi alanı da hem İnsan Hakları ve Özgürlük Parkı hem de Cezaevi

Müzesi haline getirilmektedir

Ankara Ulucanlar Cezaevi Altındağ Belediyesi tarafından restore edilerek 2010 yılında “Ulucanlar Cezaevi

Müzesi” adıyla ziyarete açıldı. Tarihi Sinop Cezaevi de “Hafıza müzesine” dönüştürüldü, geçmişte uzun yıllar

yoğun işkencelerin yaşandığı Diyarbakır Cezaevi'nin de "müze ve kültür alanı" olarak kullanılması için

düzenleme çalışmaları sürüyor.

Ülkemizden bu bir kaç örneğin yanı sıra Şili Santiago’daki “Bellek ve İnsan Hakları Müzesi”, Pinochet

diktatörlüğü döneminde işlenen insan hakları ihlallerini, işkenceyi ve kayıpları belgeleyen bir müzedir.

Tahran’daki Ebrat Müzesi İran’da Şah döneminde, gizli polis SAVAK tarafından kullanılan eski bir

hapishanenin 2000’de açılan müzeye dönüştürülmüş halidir. Arjantin Buenos Aires’teki en önemli işkence

müzesi “ESMA Bellek ve İnsan Hakları Müzesi” 1976–1983 arasındaki askeri diktatörlük dönemindeki eski subay lojmanlarında kuruludur. Tüm bu müzelerde işkence odaları, hücre ve dönemin siyasi baskılarını

gösteren belgeler sergilenmektedir.

Darbe dönemlerinde yaşanan işkence, zorla kaybetme, idam ve siyasi baskıları belgelemek, bu dönemin

karanlık yüzünü göstermek; yaşatılanların bir daha yaşanmaması, demokrasi ve insan hakları için Buca

Cezaevi alanının korunması ve anıt alan hâline getirilmesini talep ediyorum. Buca Cezaevi Alanı İNSAN

HAKLARI VE ÖZGÜRLÜK PARKI olarak düzenlenmelidir.

Asla unutturulmamalıdır ki; 12 Eylül faşizmi Necati Vardar, Seyit Konuk, İbrahim Ethem Coşkun

isimli devrimcileri; Halil Esendağ ve Selçuk Duracık isimli MHP’lileri Buca Cezaevinde asarak

katletti.

Buca Cezaevinin İzmir kentinin belleğinde son derece önemli yeri vardır. Özellikle 12 Mart ve 12

Eylül açık faşizm dönemlerinde burada yaşatılanlar toplumun belleğinden asla silinmemeli, sonraki

nesillere devredilmelidir. Bu, toplumumuzun demokratik bir düzende, insan hak ve özgürlüklerine

sahip olarak varlığını sürdürebilmesi için yaşamsal önemdedir.

Kentlerimizin belleği bilinçli ve planlı olarak silinmeye çalışılmaktadır. Anıları ve hafıza mekânları

çalınan kentlilerin, kendilerine ve yaşam alanlarına yabancılaştırılarak, buralardan el çekmeleri,

sorunlarına ilgisiz kalmaları sağlanmaktadır. Böylece kentler, sermayeye kolayca rant olarak

peşkeş çekilmektedir. Oysa dünyada böylesi zulümlerin yaşatıldığı mekânlar müzeler haline

getirilmektedir:

Şili Santiago’daki Bellek ve İnsan Hakları Müzesi, Pinochet diktatörlüğü döneminde işlenen insan

hakları ihlallerini, 0işkenceyi ve kayıpları belgeleyen en önemli müzedir. Tahran’daki Ebrat Müzesi

İran’da Şah döneminde, gizli polis SAVAK tarafından kullanılan eski bir hapishanenin 2000’de

müzeye dönüştürülmüş halidir. Arjantin Buenos Aires’teki en önemli işkence müzesi, ESMA Bellek

ve İnsan Hakları Müzesi olarak biliniyor. Bu müze, 1976–1983 arasındaki askeri diktatörlük

döneminde Arjantin Donanması’nın eski subay lojmanlarında kuruludur. Tüm bu müzelerde

işkence odaları, hücre ve dönemin siyasi baskılarını gösteren belgeler sergilenmektedir.

Dünyadan bu bir kaç örneğin yanı sıra ülkemizde de Ankara Ulucanlar Cezaevi Altındağ Belediyesi

tarafından restore edilerek 2010 yılında “Ulucanlar Cezaevi Müzesi” adıyla ziyarete açıldı. Tarihi

Sinop Cezaevi de “Hafıza müzesine” dönüştürüldü, geçmişte uzun yıllar yoğun işkencelerin

yaşandığı Diyarbakır Cezaevi'nin de "müze ve kültür alanı" olarak kullanılması için düzenleme

çalışmaları sürüyor.

Bizler de darbe dönemlerinde yaşanan işkence, zorla kaybetme, idam ve siyasi baskıları

belgelemek, bu dönemin karanlık yüzünü göstermek; yaşatılanların bir daha yaşanmaması,

demokrasi ve insan hakları için Buca Cezaevi alanının korunması ve anıt alan hâline getirilmesine

talebimizi yükseltmeliyiz.

Buca Cezaevi Alanı, sermayeye rant alanı olarak sunulmamalı, İNSAN HAKLARI VE ÖZGÜRLÜK

PARKI olarak düzenlenmelidir.

Buca Cezaevi Alanı kentlinin belleği demokrasi ve insan hakları bilinciyle canlı

tutulmalıdır. Eğer bu gerçekleştirilemezse, sıra Basmane Çukuru'na, Basmane ve çevresine,

Mezarlıkbaşı, Kemeraltı ve benzeri yerlerinde başına gelecek ve izmir tüm hafıza mekânlarıyla yok

edilecektir.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Ercüment
 16 Mart 2026 Pazartesi 15:10
Şehir Hastanesi ve Adliye Sarayı olsun.Her iki yapıda karşılıklı üçgen yapı olsun ortasıda büyük yeşil alan olsun kanaatimce
Benzer Haberler
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2026 Gerçek İzmir