İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından kullanılan Meslek Fabrikası, Egemenlik Binası ve eski Gasilhane binasının mülkiyeti mahkeme kararıyla Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne geçti. İzmir kamuoyunda tepki çeken kararın ardından DEVA Partisi İzmir’den konuya ilişkin açıklamada, Basmane Çukuru’nda imzalanan protokole dikkat çekilerek, “Bu kültür ve tescilli yapılar en azından bir protokolle satılmak istenmemiştir; amaç doğrudan mülkiyet değişikliğidir” denildi.
GERÇEKİZMİR - İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından kullanılan Meslek Fabrikası, Egemenlik Binası ve eski Gasilhane binasının mülkiyeti mahkeme kararıyla Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne geçti.
İzmir’de Büyükşehir Belediyesi ile Vakıflar Genel Müdürlüğü arasında yaşanan devir geriliminde yeni bir gelişme yaşandı.
Büyükşehir Belediyesi tarafından Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne açılan davada mahkeme yürütmeyi durdurma kararı kaldırırken, taşınmazların mülkiyeti böylece Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne geçti.
Kamuoyunda “Basmane Çukuru” olarak anılan ve hukuki sorunlar nedeniyle yıllardır atıl durumda kalan araziyle ilgili İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) ile imzaladığı niyet protokolüne daha önce tepkisini dile getiren DEVA Partisi İzmir, protokole atıf yaparak, “Bu kültür ve tescilli yapılar en azından bir protokolle satılmak istenmemiştir; amaç doğrudan mülkiyet değişikliğidir” açıklamasında bulundu.
DEVA İzmir’den yapılan açıklama şöyle:
İzmir Büyükşehir Belediyesi mülkiyetinde bulunan ve yıllardır halkımıza hizmet eden kültür mirası yapılarının tapularının Vakıflar Genel Müdürlüğü üzadına tescil edilmesine yönelik süreç, İzmir kamuoyunda derin bir endişe yaratmıştır. Belediye tarafından açılan dava halen esastan sürmekte olup, mahkemeler konuyu değerlendirmektedir.
Kentimizin hafızasını ve halkımızın günlük yaşamını şekillendiren bu yapılar arasında 1891 tarihli Belediye Hizmet Binası, 1908 tarihli Meslek Fabrikası ve 19. yüzyıl sonu Tebhirhane (Karantina) Binası yer almaktadır. Bu yapılar sadece taş ve tuğladan ibaret değil; geçmişimizi, kültürümüzü ve toplumsal vicdanımızı temsil eden, halkımıza hizmet eden değerlerdir. Önemle belirtmek gerekir ki, bu kültür ve tescilli yapılar en azından bir protokolle satılmak istenmemiştir; amaç doğrudan mülkiyet değişikliğidir.
Kentimizin ortak değerleri bununla sınırlı değildir. Basmane Çukuru ve Buca Cezaevi arsası gibi alanlar da toplumun hafızasında derin izler bırakmıştır. Mahkemeler sonuçlanmadan imzalanan protokoller, yalnızca hukuki süreci değil, toplumsal vicdanı da yaralamaktadır.
Halkımızın ortak değerlerini korumak ve kamu yararını gözetmek, tüm yetkililerin önceliği olmalıdır. Bu nedenle, tarihi mekanların devrine ilişkin açıklama yapan Cemil Tugay ve milletvekillerinin, Basmane Çukuru ve Buca Cezaevi konularında da kamuoyunu bilgilendirmesi, şeffaf ve adil bir yaklaşım göstermesi beklenmektedir.
Kültür mirası, kurumlar arası tartışmaların değil; toplumun ortak değerlerinin konusudur. Kentimizin hizmet altyapısını zayıflatacak adımlar yerine, halkımızın yararını ve toplumsal vicdanı gözeten çözüm yolları tercih edilmelidir