MENÜ
İzmir 16°
Gerçek İzmir
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Duayen eğitimciden okul saldırıları yorumu: Kapıya polis koyup dedektörle aramak çözüm değil!
Güncel
22 Nisan 2026 Çarşamba 08:24

Duayen eğitimciden okul saldırıları yorumu: Kapıya polis koyup dedektörle aramak çözüm değil!

Duayen Eğitimci ve eski İzmir İl Milli Eğitim Müdürü Behçet Yavuz Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan okul saldırıları ve eğitim sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Saldırılara ilişkin “Aile, okul ve toplum birlikte değerlendirilmeden çözüm üretilemez” diyen Yavuz “Çözümü kapıya polis koymak, güvenlik kuvveti koymak, dedektörle arama yapmak değil” ifadelerini kullandı.

GERÇEKİZMİR - Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da okullarda yaşanan saldırılar infial yaratırken, gözler eğitim sistemine ve çocukların içinde yetiştiği sosyal ortama çevrildi. Duayen eğitimci ve eski İzmir İl Milli Eğitim Müdürü Behçet Yavuz, yaşanan olayların yalnızca güvenlik boyutuyla ele alınamayacağını vurgulayarak, “Bu tür vakaların tek bir nedeni yok; aile, okul ve toplum birlikte değerlendirilmeden çözüm üretilemez. Kaygıları anlıyorum ama sadece bizim ülkeye mal etmemek lazım. Ama bu polisiye tedbirlerle önlenecek bir olay değil” dedi.

Öte yandan, eğitim sistemine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Yavuz, sorunların yeni olmadığına dikkat çekti. “Geçmişte çok iyiydi de şimdi bozuldu diyemem” diyen Yavuz, özellikle öğretmen yetiştirme politikaları ve liyakat eksikliğinin yıllardır süregelen yapısal sorunlar arasında yer aldığını belirtti. Duayen eğitimci “Okulun lideri kaliteli ise oradaki uygulamalar da kaliteli olur. Siyasi düşünceyi bir kenara bırakacağız” ifadelerinin altını çizdi.

Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da okullarda yaşanan saldırılarına ilişkin değerlendirmelerinde Yavuz, bu tür vakaların tek bir nedene indirgenemeyeceğini belirterek aile, okul ve toplumsal etkenlerin birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti.

BU OLAYLARI TEKRAR TEKRAR KONUŞMAK DOĞRU DEĞİL

Saldırıların arka planında birden fazla unsur olduğunu vurgulayan duayen eğitimci, “Bu olayları tekrar tekrar konuşmak doğru değil aslında ama karşımıza yine aile çıkıyor. Geçtiğimiz günlerde konuştuğum emniyet müdürü silahını çocukların göstermemek için gömleğinin altında saklayarak kasaya kilitlediğini anlattı. Ama bu olayda baba her hafta poligonda çocuğuna eğitim yaptırıyor. Çocuk bu ekosistemin içinde yetişiyorsa silahlara çok aşina. Eğitimli. Ya bir de psikolojik sorunu varsa işte alın size patlayacak bir bomba yapmışlar” dedi.

ÇÖZÜM KAPIYA POLİS KOYMAK, DEDEKTÖRLE ARAMA YAPMAK DEĞİL

Okullarda güvenlik önlemlerinin artırılmasının tek başına çözüm olmadığını söyleyen Yavuz, şu değerlendirmeyi yaptı:  Bunun bir tek sebebi yok. Çocukların bireysel sıkıntıları var. Bunlar zamanında keşfedilmemiş ve tedbir alınmamış. Aile ve okul bunun içine katılabilir. Yeterli takip olmayabilir. Ama bir ortaokul öğrencisinin, bir ergenin bu noktaya gelip okulda bu şekilde davranmış olmasının psikolojik sebepleri var, sosyolojik sebepleri var, ailevi sebepleri var. Amerika'da da yaşanıyor bu olaylar. Almanya'da da yaşanıyor. Türkiye'ye özgü bir şey değil . Kaygıları anlıyorum ama sadece bizim ülkeye mal etmemek lazım. Ama bu polisiye tedbirlerle önlenecek bir olay değil. Bundan sonra asıl yapılması gereken sakin olmak. Kaygı çok bulaşıcı bir duygu. Fakat çözümü kapıya polis koymak, güvenlik kuvveti koymak, dedektörle arama yapmak değil.”

OKUL VE AİLE İŞ BİRLİĞİ YAPMALI

Psikolojik problemleri olan çocuklara ilişkin okul ve ailenin iş birliği içinde hareket etmesi gerektiğini kaydeden Duayen Eğitimci Yavuz “Öğrenciyle ilgili bir sorun bir şey varsa okuldan rehberlik, psikolojik danışma servisleri var. Çocuklarla ilgili zaten ellerinde yeterince veri var. O verilere göre risk analizi yapabilirler. Ki aileler çocuklarını bizden daha iyi tanıyor. Onların şüphelendikleri durum olursa okulda iş birliği yapabilirler. Ve bunlarla ilgili çalışma yapabilir. Önlemenin en  temel yolu bu” ifadelerini kullandı.

Şiddetin normalleşmesinde dijital içeriklerin ve televizyon yapımlarının etkisine dikkat çeken Yavuz, özellikle dizilerdeki silah ve şiddet sahnelerinin çocuklar üzerinde olumsuz etkiler yarattığını söyledi.  Yavuz şöyle konuştu:

DİJİTAL SINIRLAMALAR GEREKİYOR

“Çocukların illa bu davranışı sergilemesi gerekmiyor. Travmatik olanlar var. Dijital ortamlarda suça bulaşan çocuklar var. Başka davranışlar sergileyenler var. Onlara da mutlaka dijital sınırlamalar getirilmesi gerekiyor. Bugün Türkiye'de dizileri izliyorsunuz. Dizilerde silah o kadar rahat kullanılıyor ki. İstedikleri kadar +18 veya +12 desinler. Ekrana koydukları yazı bu sorunu çözmüyor. Kesinlikle RTÜK dahil olmak üzere televizyon, dizilerde insanın ölümüne sebep olan, cinayet işleyen şebekeler gibi rol model olabilecek yapımların çocuklara kesinlikle göstermemesi lazım. Bu sansür falan değil. Bu toplumun psikolojik sağlığı için yapılması gereken bir şey. Dijital ortamda da şiddet içeren çok sayıda içerik var. Onun dışında aileler farkında olmadan çocuklara şiddet içerikli ya da şiddeti sembolize eden tabanca, kılıç gibi hediyeler alıyor. Oyuncak alıyorlar. İki sene önce okulda yapacağımız bir eğlencede birkaç öğrenci okula kılıç, kalkan kuşanıp gelmiş. Kapıda onları ellerinden kibarca aldım ve saklayacağımı söyledim. Anne ve babaları geldiğinde onlara vereceğimi anlattım. Biraz üzüldüler ama burası okul. Bugün kılıçla, tabancayla oynayan yarın gerçeğini isteyecek. Çocuktur çünkü ister.” 

‘EĞİTİM SİSTEMİ GEÇMİŞTE İYİYDİ DE ŞİMDİ BOZULDU’ DİYEMEM

Okul saldırılarına ilişkin değerlendirmesinin ardından eğitim sistemine ilişkin de değerlendirmeler yapan Behçet Yavuz, sorunların yeni olmadığını vurgulayarak şunları söyledi: 

“‘Eğitim sistemi  geçmişte çok iyiydi de şimdi bozuldu’ diyemem. Çok net söylüyorum. Sınav sistemi geçmişte de vardı ama çocukların gelişimi konusunda okullarda yeterli donanım geçmişte de yoktu. Şunu söyleyebilirim. Türkiye'nin en iyi eğitim modeli Köy Enstitüleri modeliydi. Siyasi düşüncelerden arınarak bunu çok rahat söylüyorum. O dönemin koşullarında yaparak ve yaşayarak öğrenmeyi öğreten, bilinenden bilinmeyene doğru giden ve çağın ihtiyaçlarına en uygun eğitim sistemi oydu. 

ÖĞRETMEN YETİŞTİRME POLİTİKASI GÖZ ARDI EDİLDİ

Bugün ve sonraki dönemlerde maalesef öğretmen yetiştirme politikası göz ardı edildi. Ve ondan sonraki bütün öğretmen yetiştirme modellerinde ciddi sıkıntı var. Özellikle 12 Eylül 1980'den sonra eğitim enstitüleri kapatılıp fakültelerin açılmasıyla beraber Türkiye'de öğretmen yetiştirme sistemi iflas etti. Şu anda öğretmen yetişmiyor. Fakülteden bir profesör  geçen profesör arkadaşım ‘Behçet bizim okuldan son yıllarda yetişen kimseyi işe almayın’ diyor.”

ÇOK SIK MÜDAHALELER YAŞANABİLİYOR

Yavuz, eğitim yönetimindeki en temel problemlerden birinin liyakat eksikliği olduğunu söyledi. Milli Eğitim’de üst düzey görevlerde sık değişiklikler yaşandığına dikkat çeken Yavuz, kısa süreli görevlerin sistemde istikrarı bozduğunu belirttiği konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi:

“4-5 tane Milli Eğitim Bakanı ile çalıştım. Milli Eğitim Müdürü de çok değişiyor. Neden böyle? Mesela Ankara'da ben ayrıldıktan sonra aynı partide aynı siyasi dönemde aynı şehirde  5 Milli Eğitim Müdürü değişti 2 yıl içinde. Düşünsenize ortalama 6 ay kalmış hepsi. O noktalarda çok sık müdahaleler yaşanabiliyor. Liyakat esaslı atamalar yapılabilse…

SİYASİ DÜŞÜNCEYİ BİR KENARA BIRAKACAĞIZ

Ankara'da Milli Eğitim Bakanı ile sohbet ederken ‘sen Milli Eğitim Bakanı olsan nereden başlarsın?’ diye sordu. Önce okul müdürlerinden başlayacağımı söyledim. ‘Nasıl?’ diye sorduğunda ise, ‘Bizim hazırladığımız her programın uygulandığı yer okul. Okulun lideri kaliteli ise oradaki uygulamalar da kaliteli olur. Siyasi düşünceyi bir kenara bırakacağız. Bir de ‘gözlem kampı’ fikrini önerdim. Müdür olmak isteyenler sınava girsin, belli puan alanları bir yere kapatalım. Bir hafta boyunca gözlemciler nezaretinde nasıl giyindiğine, nasıl iletişim kurduğuna, yemek yediğine bakalım. Kontrol listemiz olsun. Bu puanları da ilk aldığımız puanlarla yan yana getirelim. Yine yetmez mesela İngilizce biliyorsa, yüksek lisans veya doktorası varsa artı puan verelim. Sonra birebir konuşalım, tüm bunları birleştirelim. Ortaya çıkan puanı bir belgeye koyalım. Yarın bir okul açıldığında başvursun herkes. O puanla sıralama yapılsın. En yüksek puan alan müdür olsun’ dedim. Yaklaşık 2-3 ay içinde bir yönetmelik çıktı. Bütün uygulamalar gerçekleştirildi.

MİLLETVEKİLLERİ GELİP ‘BU BİZİM PARTİLİ MÜDÜR YAP’ DİYORDU

Geçen 6 ayın ardından dönemin bakanı önüme istatistiklerle dolu kağıtları koydu. Anlamadığımda ‘müdürlerin sınav sonuçları’ dedi. Başarı oranın yüzde 15 olduğunu söyledi, yüzde 85’i elenmiş. Yüzde 15’in bize yeteceğini söyledim.  ‘O yüzde 15’i ver müdür yapalım, bir daha sınav yapar bir yüzde 15 daha buluruz’ dedim. Gençlere fırsat verdik. 5 yıl öğretmen olmak yeterliydi biz için. Müdürlerin bir kısmı göreve başladı. Çoğu da vekaletteydi, müdür bulamıyorduk çünkü kriter getirdik. Bazen milletvekilleri gelip ‘Bu bizim partili müdür yap’ diyordu. Karşılığında ‘Sınava girdi mi? Var mı puanlı belgesi? O zaman yapamayız’ diyorduk. Siyasilerle çatışıyorduk. Sonuçta ciddi ciddi arındırdık. 

SINAVLAR DEVAM ETSE DE FARKLI YÖNTEMLER KULLANILABİLİYOR 

Fakat orada da başka problemler yaşadık. Gönderiyorsun bir okula. Gencecik bir müdür, 30 yaşlarında zımba gibi. İngilizce biliyor. Akademik kariyeri çok iyi. Fakat okul kurtlar sofrası. Mevzuat, kanun, yönetmelik bilmiyorlar. Bunlara bir kağıt imzalatıyorlar yanlışlıkla. Onların arkasından ‘müdür yanlış imza attı’ diye şikayet ediyorlar. Soruşturma geliyor önüme. Atmışsa atmış kardeşim. Ahlaksızlık mı yapmış? Hayır. Müfettişler gidiyorlar incelemeye. Bu müdürün görevi alınmaz. Hayır. Sonuna kadar arkasında durulacak. Onlarla uğraştık bir süre de. Ama müthiş bir ivme katetmiştik. Yani bürokratlarda liyakate dayalı atama o dönemde başladı. Hala devam ediyor sınavlar ama farklı yöntemler kullanılabiliyor maalesef şimdi.”



 
Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu haber henüz yorumlanmamış...

Benzer Haberler
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2026 Gerçek İzmir