MENÜ
İzmir
Gerçek İzmir
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
İYİ Parti Genel Sekreteri Özel: İzmir her şeyiyle eskiyen bir şehir!
Politika
16 Nisan 2026 Perşembe 12:00

İYİ Parti Genel Sekreteri Özel: İzmir her şeyiyle eskiyen bir şehir!

İYİ Parti’nin İzmir’de düzenlediği basın toplantısında Genel Sekreter Osman Ertürk Özel, adalet ve güvenlik sistemine yönelik sert eleştirilerde bulundu. Özel ayrıca, İzmir’in kronikleşen sorunlarına dikkat çekerek “Her şeyiyle eskiyen bir şehir” vurgusu yapıp “İzmir’de daha fazla mesai harcayacağız” dedi.

Asena TUNCA/GERÇEKİZMİR - İYİ Parti İzmir İl Başkanlığı’nın ev sahipliğinde Genel Sekreter Osman Ertürk Özel, GİK Üyesi Ali Topçu'nun da katılımıyla basın toplantısı düzenlendi.

İYİ Parti İzmir İl Başkanı Ülkü Doğan'ın ev sahipliği yaptığı organizasyonda İzmir’in güncel sorunları, yerel yönetim politikaları ve İYİ Parti’nin kentte yürüttüğü çalışmalar ele alındı. 

Genel Sekreter Özel, gündeme ilişkin yaptığı açıklamalarda şunları kaydetti: 

“Son süreçte yaşananlar, hiçbirimizin kendi hayatlarında bugüne kadar pek çok problem yaşasak da görmediğimiz hadiseler. Türkiye cinnet haline düşmüş durumda. Devlet dediğimiz şey en nihayetinde emniyet ve adalete dayanır. Bunu tesis edebildiği ölçüde liyakatli kurumsal yapısal ve aynı zamanda insanların içinde yaşayabileceği devlettir. 

Ama Türkiye Cumhuriyeti ilk defa bugünkü kadar hem adalet hem adalet konusunda böyle bir zafiyet gösteriyor. 

143 ülke içerisinde 118’inci olan bir ülkede yaşıyoruz adalet endeksinde. Anayasaya göre türkiye bir hukuk devleti. Savcılar soruşturmalarını kanunlara göre mi yapıyor evet. Mahkemeler de kanunlara göre karar veriyor ama nedense bizlerin içinde bu hakemlerin, savcıların, düzenin hakkaniyetle işlediği algısı oturmuyor.

İÇERİDE VE DIŞARIDA CİDDİ GÜVENLİK ZAFİYETİ VAR

Kanun ve nizam var ama etkili hukuk yok. İktidar mensubu, ,iktidara yakın olanlarla sıradan vatandaşlar ve muhalafet yapanlar açısında Türkiye aynı ülkede değil. Biri için cezaevi, kodes, zindan diğerleri için bir ifade verin çağrısı yok. Türkiye adalet endeksine göre israf etmiş bir ülke. Adalet mülkün temel, derken o mülkün devlet olduğunu biliyoruz ama içerisinde yaşadığımız ülkede maalesef adil toplum ve adil devlet anlayışı haline kavuşamıyoruz. İçeride ve dışarıda ciddi emniyet zafiyeti var. İçeride terör ve mafya değil yeni nesil çeteler, çocuk çeteleriyle karşı karşıyayız. Yatak odası radikalleşmesi diye bir terim var: bu çok bilinen bir kavram değildi. Son iki saldırıya bakıldığında muhtemelen bu çocukların örgütle bağlantısı çıkmayacak. Fotoğraflarına baktığınızda bu saldırıları yapamayacak dediğiniz insanlar. Ama evlerinde aile içinde bambaşka dünya ve psikolojide yaşıyorlar.

İSTİFAYA MÜSAADE ETMEZ!

Eğitim hayatı içerisindeki çocuklar kendi okullarında bu saldırıları gerçekleştiriyorlar mevcut eğitim bakanı döneminde ölen kişi sayısı 37. İçişleri Bakanı olduğunuzda bu kadar şehit olsa istifa etmeniz gerekirken 37 kişi hayatını kaybetmiş siz pişkin açıklamalarla görevinizi sürdürüyorsunuz. Oraya o gelmedi oradan kendi kalkamaz. İstifa etme erdemini gösterse belki kapı açar ve liyakatsiz davrananların istifa etmesi gibi son derece medeni bir müessese oluşur diye ona müsade etmezler. 2017 referandumu sonucu içine düştüğümüz Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde bakanlar ve kısmen milletvekilleri irade sahibi kişiler değil. 

DEVLET BİR KİŞİNİN DÜKKANI BAKANLAR DA ÇIRAKLAR

Sistem bir kişinin sistemi, devlet bir kişinin dükkanı. Onlar da çıraklar. Usta onları işe aldığı gibi arzu ettiğinde kovabiliyor. Millet iradesine dayanmayan bu sistemede liyakatsiz insanlar elinde bu sonuçlar ortaya çıkıyor ve maalesef bu ülkede yaşamak durumdayız. Bahsettiğimiz problemler içinde çözüm de mevcut.

Atatürk’ün çok bilinmeyen bir sözü vardır: Ben hayatta yalnızca liyakate aşığım. Liyakat meselesi ülkemizde yalnızca adalet ve emniyet alnında değil son yıllarda içinde bulunduğumuz ekonomi kriz noktasında da bizleri daraltıyor. Bu iktidar 2002’de iş başına geldi. Türkiye’de 2001 krizi vardı. O krizi hala tarihin. ‘En büyük krizdi, biz çözdük’ diye anlatıyorlar. 

33 aydır Şimşek yönetiminin bir dezenflasyon programı söz konusu. Enflasyon düştüğünde etiketlerin 100 liradan 80 liraya düşmek olmadığını bilmiyoruz. 33 aylık sürecinde 30 puan enflasyon düşürülmüş ama halihazırda enflasyon düşüklüğü 6,7 o da TÜİK rakamalarına göre. 

Son 1,5-2 yılda enflasyon yüzde 200. Dezenflasyon programı Carry tradeciler ve gecenin köründe parasını New York, Dubai’ye götürenler ve faiz lobileri için başarılı. Türkiye Carry trade cenneti olarak anılıyor. Ayrıca şu an ciddi bir gıda krizi yaşıyoruz. Venezuela’dan sonra en yüksek faizi Türkiye uyguluyor.

ANA MUHALEFETE SÜREÇ ELEŞTİRİSİ

Yanıbaşımızdaki savaş öngörülemeyecek bir şey değil. Bu nasıl oldu diye şaşılacak bir durum yok. Türk Devleti’nin öngörme geleneği vardır. Devlet planlama teşkilatı vardır. Bu önce kalkınma bakanlığına çevrildi ardından özünde lağvedildi. Öngörmek yönetmektir diye bir anlayışı var. Bunu görmeniz gerekiyor. Biz daha Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının yansımalarını görmedik. Bugünden itibaren gerçek manada enerji maliyetlerinin yükseleceği bir ana girdik. Bununla ilgili hükümet ne yaptı? Milli Eğitim’e, sağlık sistemine, adalet sistemine güvenmiyoruz. İşlediğini düşündüğümüz sistem yok. Bunda ana muhalefet ile anlaşıyoruz. Hastane sistemi kuramayan, ulaşım sorunun çözemeyen hükümetin tarihin en önemli meselesi olan terör meselesini cani başı ile çözebileceklerine inanılıyor. Bu çözebileceklerine inanmak ne kadar makul. Karşımızda 40-50 bin kişinin katili muhatap alınıyor, Gazi Meclis’ten bir heyet helikopter ile gönderiliyor ve biz ne konuştuklarını dahi öğrenemiyoruz. Gittin mi, karşısına geçtin mi, karşısında kravatını bağladın mı? Bu devlet 40-50 sene mücadele ile çözemediğini milletvekilleri çözebiliyorsa herkes oturup düşünsün. Bundan sonraki hayatımızda böyle bir kanunsuz komisyonun bir parçası olmayıp karşısında olmak ve bu yapılanmayı kökünden yok saymak onur nişanesi olacak. Bizi ‘daha önceden komisyona katılmayacağını belirten bir parti’ diye anıp ismimizi zikredemiyorlar. Bir bölücübaşının talimatıyla en fazla mangal partisi yapılabildiğini gördünüz. Bıraktı mı PKK silahları, bırakmadı. PKK Suriye’de devletleşiyor. 30 senedir elinde tuttuğun bir kişinin talimatı ile bunların önüne geçebileceğini düşünmekten büyük abesle iştigal yok. Türkiye Cumhuriyeti tam da böyle bir üniter devlet olduğu için diğer ülkelerden ayrılıyor. 

İZMİR HER ŞEYİYLE ESKİYEN BİR ŞEHİR

Özel, İzmir özelinde yaptığı değerlendirmelerde ise şunları kaydetti: 

İzmir’in meseleleri bariz. Birçok sayısal değer bakımından memleketimizin önünde. Hem milli gelirde ne çıkıyor hem orta direk şehri. İzmir biraz daha mutsuz olan, daha iyisini arzu edenlerin şehri. Tüm iyi üretim rakamlarına rağmen nitelikli üretim merkezi değil. İzmir kendi sorunlu yapı stoku meselesini aşabilmiş değil. Yapı stoku eski ve bir deprem bölgesi. Riski her zaman taşıyor. Trafik, ulaşım ve kentsel altyapı konusunda acil eylem planı gerektiren bir şehir. İzmir’de enflasyon rakamların üzerinde hissediliyor. Çünkü barınma ve gıda enflasyonu yükseliyor. İmalat, sanayi ve ticaret alanında bölgenin öne çıkan kentlerinden olsa da yılda ortalama 2 bin şirket kapanıyor. İzmir hak ettiği kıymeti ve değeri hiçbir zaman bulamamış, hem yerel hem merkezi hükmet açısından pozisyon kalesi olarak konumlanmış ve hak ettiği hizmeti ne hizmet ne kent olarak görmüş bir şehir. Bizlerin İYİ Parti olarak İzmir’de daha fazla mesai yapacağız. İzmir’e özgü sorunları İzmir’e özgü çözümlerle çözeceğiz. Her şeyiyle eskiyen bir İzmir görüyorum. 

MESLEK FABRİKASI DİRENİŞİNE SELÇUK ÖRNEĞİ

Mülkiyeti İzBB’ye ait olup Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmek üzere tahliye işlemi gerçekleştirilmesine karşı 11’inci gününde olan Meslek Fabrikası direnişine ilişikin konuşan Özel, “Hadiseyi ilk andan itibaren takip ediyoru. İl Yönetimi’miz de tepkisini ortaya koydu. Genel Başkan Yardımcıları ve Milletvekilleri de o noktaya gitti. Muhalif belediyelere yönelik girişimlerde bulunuldu. Örneğin, Selçuk’ta Meryem Ana ve Alt Kapı. Bakanlık kendi otoparkını kiraya vermek istemediğini söyleyerek zorluk yaratıyor. Belediye de bir kamu iştiraki ve belediyenin gelir kalemlerinden biri olduğu ve zarar oluşacağı belliyken kör göze parmak yapıp vatandaşların alacağı hizmeti engellemektir bu. Benzer olay meslek fabrikasında da yaşanıyor. Temel motivasyonumuz hadisenin arka planını araştırıp özellikle iktidar kanadının yarattığı baskının karşısında durmak ve duranlara destek olmak.”

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu haber henüz yorumlanmamış...

Benzer Haberler
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2026 Gerçek İzmir