MENÜ
İzmir 11°
Gerçek İzmir
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
İzmirli vekil Tugay'a köşe yazdı: Sana Brutus diyemiyorum!
Politika
7 Ekim 2026 Çarşamba 16:43

İzmirli vekil Tugay'a köşe yazdı: Sana Brutus diyemiyorum!

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AK Parti’ye katılma kararı alması üzerine, YENİ Parti İzmir Milletvekili Tuncay Özkan sert bir köşe yazısı kaleme aldı. Tugay’ın parti değiştirmesini "emanete sadakatsizlik" ve "ilkesizlik" olarak nitelendirdi.

GERÇEKİZMİR - İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AK Parti’ye katılma kararı alması üzerine, YENİ Parti İzmir Milletvekili Tuncay Özkan sert bir köşe yazısı kaleme aldı. Tugay’ın parti değiştirmesini "emanete sadakatsizlik" ve "ilkesizlik" olarak nitelendirdi. 

ÖZKAN'IN KALEME ALDIĞI KÖŞE YAZISI: 

Sana Brutus diyemiyorum. Sen kim, Brutus olmak kim!

Cemil Tugay, siyasette rakibin karşıdan gelmesi şaşırtmaz. Asıl ağır olan, İzmir’in kendi eliyle makam verdiği kişinin karşı safa geçmesidir. Sen o teslim aldığın makamlar eliyle kaç arkadaşımızı siyasetten soğuttun, yok etmek istedin; ne zulümler ettin! Kan içtik, kızılcık şerbeti dedik. Zalim. Bir de “Kimsesiz”miş. Kime mesaj veriyorsun? “Yetimim” de, net olsun. İzmir’in sana ne diyeceği bu yüzden bellidir. Biliyorsun.

Tarihin en soğuk yeri gittiğin kucaktır. Çünkü ihanet öfkenin değil, vicdanın soğumasının suçudur.

İnsan bazen partisinden ayrılmaz; kendi geçmişinden ayrılır. Ve insanın kendi geçmişini inkâr ettiği yerde hiçbir makam onu ısıtamaz. Ayakların, ellerin, yüreğin buz olacak. Yüzündeki kahkaha donacak. “Keşke cehennemde olsam” diyeceksin. Hiç ısınamayacaksın. Hep buz keseceksin.

Gasp ettiğin makamın sahibi kimdir?

Cumhuriyet fikrimizin temelinde kamusal görevin kişisel mülk olmadığı düşüncesi vardır.

Cemil Tugay, koltukta senin adın yazabilir ama o koltuğun altında İzmirlinin oyu, iradesi vardır. Makamda sen oturuyor olabilirsin; fakat temsil ettiğin irade senin malın değildir. Senin ne mal olduğun belli oldu. İzmir seni ilk seçimde layık olduğun yere süpürecek.

İktidar ve karakter ilişkisi çok önemlidir.

İktidar insanı değiştirmekten çok, insanın içinde sakladığı karakteri açığa çıkarır.

Makam insanın kim olduğunu göstermez sanılır. Oysa asıl sınav, daha büyük bir makam ihtimali belirdiğinde başlar. İnsan o gün hangi koltuğu seçtiğini değil, hangi karakteri taşıdığını gösterir. Sen o makama karakterini bırakıp gittin.

Saf değiştirmek artık senin adınla anılacak. “Cemil gibi olma” diye yetiştirilecek çocuklar.

Tarih saf değiştirenleri gittikleri yerdeki alkışlarla değil, geride bıraktıkları güven enkazıyla hatırlar. Bugün alkışlayanlar yarın susar; fakat siyasi sicil susmaz. Hep çalışır. Bugünlerin yarınları da var.

Vatan ve makam… Umurunda mı?

Siyasal düşüncemizde vatan, kişinin çıkarından ve makamından büyüktür. Yani:

İzmir bir belediye başkanlığı koltuğundan büyüktür.
İzmir’i temsil etmek bir kariyer basamağı değil, emanettir.
Emanet sahibine teslim edilir; başka bir siyasi kapıya götürülmez. Götürene nasıl bakıldığını yaşayarak öğreneceksin.

Şahıslar geçer, millet kalır.

Cumhuriyet fikrinin özü, kişilerin değil millet iradesinin üstünlüğüdür.

Hiçbir belediye başkanı kendisini seçmenin üzerinde göremez. Çünkü sandık size İzmir’i vermedi; İzmir adına belirli bir süre görev yapma yetkisi verdi. Aradaki farkı unutan siyasetçi önce seçmenini, sonra kendi meşruiyetini kaybeder.

Güç ile itibar arasındaki farkı da öğreneceksin.

İktidar elde edilebilir. Fakat siyasal itibar aynı yöntemle elde edilemez.

Bir başka partinin kapısından içeri girerek iktidara yaklaşabilirsin; fakat aynı kapıdan geçerken geride bıraktığın itibarı yanına alamazsın. Çünkü makam verilebilir, itibar verilmez. Senin için hiçbir şey bir daha asla eskisi gibi olmayacak.

Karakterin sınavı zordur. Sen bu sınavı geçemedin.

İnsanların karakteri çoğu kez kriz anlarında ortaya çıkar.

Siyasi karakter, işler yolundayken söylenen büyük sözlerle değil, çıkar ile ilke karşı karşıya geldiğinde yapılan tercihle ölçülür. Dün “asla” dediğin şeyi bugün yapıyorsan sorun bizim hafızamızda değil, senin tutarsızlığındadır.

Bedelin ne olduğu değil, neyin karşılığında ödendiği önemlidir.

İzmir için bu topraklarda kefensiz yatanları, cezaevlerinde kalanları unuttun.

Tarih ve kültür, emanete sadakatsizliği en ağır ahlaki kırılmalardan biri olarak kaydetmiştir.

Siyasette mesele, bedelin para, makam, güç veya gelecek olması değildir. Asıl soru şudur: Bunun karşılığında ne bırakıldı? Eğer bırakılan şey milyonlarca insanın güveniyse, hiçbir siyasi kazanç o hesabı kapatamaz. İtibarsızlık ölümden beterdir. Göreceksin.

Bugün senin için zafer törenleri düzenleyenlere fazla güvenme. Çünkü siyasette seni rakibinden kopardığı için alkışlayan kişi, sana duyduğu saygıdan değil, kazandığı zaferden dolayı alkışlıyordur. Seni çöp dağı olarak görenlerin alkışına kandın. Bedelini ödeyeceksin.

İzmir’in siyasal hafızası yalnız seçim sonuçlarından ibaret değildir.

Kent, kendi kimliği ve tercihleri konusunda güçlü bir hafızaya sahiptir.

İzmir’i kazanamayanların İzmir’in seçilmiş belediye başkanını kazanması, İzmir’i kazandıkları anlamına gelmez. Bir kişiyi transfer edebilirsiniz; dört buçuk milyonluk bir kentin hafızasını transfer edemezsiniz. Satılık değildir.

Peki söylediklerin ne olacak?

Siyasette insanı en fazla kendi eski cümleleri sıkıştırır.

Dün “geçmem” dedin, bugün geçiyorsun. Sana en ağır sözü rakibinin söylemesine gerek yok. Dün söylediğin sözler bugün karşına çıkacak ve yalnızca şunu soracaklar: Hangi Cemil gerçekti?

Bir insan siyasi görüşünü değiştirebilir. Partisinden istifa edebilir. Başka bir partiye de katılabilir. Ama seçmenin oyuyla elde edilmiş bir makamı kişisel siyasi tercihinin çeyizi haline getiremez. Çünkü oy kişiye verilmiş tapu değil, belirli bir siyasi temsil için verilmiş emanettir.

Bu nedenle sorun “Cemil Tugay nereye gidiyor?” değildir.
Asıl soru şu: Giderken yanında neyi götürmeye hakkı olduğunu sanıyor?

İstifa etmeden gidişin, geçmişte senin de dediğin gibi, ilkesizliktir. Ayıptır.

Cemil Tugay,
Tarih insanları yalnız yaptıklarıyla değil, vazgeçtikleriyle de yargılar.

Bir makamdan vazgeçmek bazen insanı küçültmez, büyütür. Bir makam uğruna geçmişinden vazgeçmek ise makamı büyütmez, insanı küçültür.

İzmir sana belediye binasının anahtarını verdi. Vicdanının anahtarını vermedi.
Sana makam verdi. İradesini vermedi.
Sana beş yıllığına yetki verdi. Kendisini başka bir siyasi partiye götürme yetkisi vermedi.

Bu nedenle yerden yere vurulman yalnızca saf değiştirdiğin, AK Parti’ye katıldığın için olmayacaktır.
Asıl soru şu olacaktır:
İzmir seni seçtiğinde gerçekten İzmir’in seçtiği kişi miydin, yoksa takiye mi yapıyordun? Sen İzmir siyasetinin köstebeği misin?

Siyasette bazı soruların cevabını mahkemeler, parti yönetimleri veya basın toplantıları vermez.
Tarih verir.
Tarihin hükmü de çoğu zaman kısadır:
İnsan rakibini yenerek değil, kendisine güvenenleri yarı yolda bırakarak küçülür.

Cemil Tugay, küçücük kaldın.
İlkesizliğin, korkaklığın midemi bulandırıyor.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu haber henüz yorumlanmamış...

Benzer Haberler
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2026 Gerçek İzmir