AK Parti İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya, Meslek Fabrikası binası üzerinden yürüyen tartışmalarda İzmir Barosu’na sert eleştiriler yöneltti. Kaya, “İzmir’de 2. Baro artık bir zorunluluktur” dedi.
GERÇEKİZMİR - AK Parti İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya, Meslek Fabrikası binasına ilişkin tartışmalar üzerinden İzmir Barosu’na sert eleştiriler yöneltti. Kaya, hukuki süreçler ve mülkiyet konusuna dikkat çekerek yapılan açıklamaların “hukuk ve etik ilkelerle bağdaşmadığını” savundu. Öte yandan Kaya, "İzmir'de 2. Baro artık bir zorunluluktur" dedi.
Kaya, Meslek Yeşilay Ege tarafından bağımlılıkla mücadele merkezi ve üniversite kampüsü olarak kullanılacağını belirterek, İzmir Barosu’nun itirazına tepki gösterdi. Belediyenin açtığı davalarda ret kararları verildiğini hatırlatan Kaya, yargı kararlarına saygı çağrısı yaptı.
“Sözde özgürlükçü ve demokrat!”
Kaya, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada bazı çevrelerin süreci siyasallaştırdığını belirterek, “O kadar siyasallaştılar ki, sonunda hukuku ve etik ilkeleri öteleyip bunu da yaptıklarını gördük. Eski DGM binası; bir taraftan Yeşilay Ege'nin en kapsamlı bağımlılıkla mücadele merkezi olarak hizmet verecek, bir yandan da kötü anılarını geride bırakıp yeni hukukçuların yetişeceği bir üniversite kampüsüne dönüşecek. Buna da itiraz sözde özgürlükçü ve demokrat bir barodan geliyor. Yazık” dedi.
"Tapu Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne ait"
Eski DGM binasının mülkiyetine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kaya, tapunun Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Geçmişte Buca Cezaevi'nin yıkımının durdurulması için de dava açmışlardı. Eski DGM binası, İzmir'in ve İzmirlilerin malı; belediyece İstanbul'daki bir özel vakıf üniversitesine devredilmeye çalışılırken neredeydiniz? Öncelikle Eski DGM binasının tapusu Vakıflar Genel Müdürlüğü'nündür. Hukukta hepimize 1. sınıfta öğretildiği gibi, temel ilke, "hak iddia edenin iddiasını ispat etmesi zorunluluğudur." Hak iddia eden İzmir Büyükşehir Belediyesi'dir ama elinde iddiasını ispat eden hiçbir yargı kararı yoktur. Siz bir hukukçu olarak, nasıl tapu sahibi Vakıflar Genel Müdürlüğü'nden bir yargı kararı almasını beklersiniz? Bu, hukukun hangi evrensel ilkesine sığar? Belediyece açılan bir değil, üç ayrı davada, idari ve adli mahkemelerce net bir biçimde tahliyeye yönelik işlemin durdurulmasına ilişkin taleplerine ret kararı verilmiştir. Siz bu kararları hukukçu olarak nasıl yok sayıyorsunuz? Şimdi belediye tahliye işlemini durdurmak için dördüncü kez mahkemeye başvurmuştur. Yargıdan çıkacak karara saygı duymak hepimizin, başta İzmir Barosu'nun ve başkanının görevidir. Bugüne kadar pek çok meslektaşımızın yaşadığı sorunlarda ve mesleğimize yapılan saldırılarda, göreviniz olduğu hâlde en ufak bir açıklama yapmadınız. Şimdi çıkmış "hukuka aykırı, kişiye özel ve siyasal" bu açıklamayı yapıyorsunuz.”
Açıklamasında İzmir Barosu yönetimini de eleştiren Kaya, geçmişte meslektaşların yaşadığı sorunlara sessiz kalındığını öne sürdü. Baro yönetiminin açıklamasını “siyasal” olarak nitelendiren Kaya, İzmir’de ikinci bir baronun artık zorunluluk haline geldiğini ifade etti.
"İzmir'de 2. Baro artık bir zorunluluktur"
Kaya şöyle konuştu: "Ben sizin rahatsızlığınızın asıl sebebini biliyorum. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin rantsal tüm işlerde başrolde olan hukuk danışmanı ile "yakın arkadaşlığınız, geçmişte aynı ekipte görev yapmanız" maalesef size bu açıklamayı yaptırıyor. Üzücü ve kabul edilemez olan, benim de üyesi olduğum, 1908 yılında kurulmuş köklü bir kurumu "kişisel ilişkilerinize" alet etmenizdir. Size tavsiyem, benim hukukçuluğumu sorgulamak yerine kendi arkadaşlıklarınızı sorgulamanızdır. Hukuku ve etik değerleri hiçe sayarak yaptığınız açıklamalar bize şunu göstermiştir; demokrat ve gerçek hukukçular için İzmir'de 2. Baro artık bir zorunluluktur."