İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne ait Meslek Fabrikası’nın Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devri sonrasında alanda başlayan direnişe katılan eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu açıklamalarda bulundu. Kocaoğlu siyasilere ‘İzmir ile barış’ çağrısında bulunurken, “İzmir’e 15 yıl hizmet etmiş bir kardeşiniz olarak bu durumun ve bu yaklaşımın tüm siyasiler tarafından yeniden değerlendirilmesinin memleket ve İzmir için çok büyük fayda sağlayacağına inanıyorum” dedi.
Asena TUNCA/GERÇEKİZMİR - İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne ait Meslek Fabrikası’nın yanı sıra Gasilhane ile Egemenlik Evi'nin tapusunun Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne geçmesinin ardından kentte tartışmalar devam ederken Konak Kaymakamlığı’nın ‘23 Mart’a kadar boşaltın’ tebligatının ardından bugün Meslek Fabrikası’nda direniş nöbeti başladı.
Direnişe katılan isimlerden biri de üç dönem, 15 sene İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı görevini yürüten Aziz Kocaoğlu oldu.
Meslek Fabrikası’ndaki nöbet sırasında basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Kocaoğlu şunları söyledi:
Sabahleyin Meslek Fabrikası’nın, eski un fabrikasının, eski Devlet Güvenlik Mahkemesi binasının — son dönemde de seçim sandıklarının kurulduğu deponun — bizim dönemimizde Havagazı Fabrikası ile beraber belediyenin uhdesine geçip hisseleri alınıp orası halledildi.
BURASI HARABEYDİ
Önce Havagazı Fabrikası’nı İzmirli hemşehrilerimizin şu anda kullandığı bir etkinlik alanına çevirdik. Sonra da DGM binası dediğimiz un fabrikası binasını restore ettil. İlk geldiğimizde İl Seçim Kurulu depo olarak kullanıyordu. Restore ettik. Bayağı harabeydi. İçini dışını elden geçirdik.
İZMİR'İN EĞİTİM YUVASINA DÖNÜŞTÜRDÜK
Ve burası Meslek Fabrikası’nın bir rotası oldu. Liseden mezun olup mesleğini öğrenemeyen gençlerimiz var, ortaokul çağında gençlerimiz var. Çok sayıda sanayiye ve her türlü sektöre ara eleman lazım. Biz de burada Halk Eğitim Merkezi ile, Sanayi Odası ile ve üniversitelerimizle birlikte, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yönetiminde bir eğitim yuvası oluşturduk.
Herkes katkıda bulundu, herkes eğitime destek oldu. Buradan gençlerimizi meslek sahibi yaparak — kim neye yatkınsa o alanda — İzmir’in iş âlemine katkıda bulunmaya çalıştık. Türkiye’de ilk örneklerinden bir tanesidir bu.
Ayrıca yıllardır Egemenlik Binası diye geçen, İzmir’in ilk belediye binası olan yerin herhangi bir gerekçeyle, herhangi bir bakışla haksız şekilde alınması kabul edilemez bir durumdur. Vakıf senedi ile haklı ya da haksız demiyorum; Büyükşehir Belediyesi’nin elinden alınmaması son derece önemlidir.
Merkezi hükümetten örnek olsun diye söylüyorum: Ankara asfaltı ile Ağaçlı Yol arasında Karayolları şantiye binası vardı. Büyükşehir oraya büyük bir inşaat yaptı, büyük bir site yaptı. Karayolları üç ay sonra geldiler ve “Biz buraya istinaf mahkemesi yapacağız, sahipsiz kalacak” dediler.
Biz de düşünüp taşınarak orayı verdik. Şimdi orayı istinaf mahkemesi kullanıyor. Büyükşehir Belediyesi’nin uhdesinde olan alanın ağaçlandırılmasıyla inşaatı yapıldı. İstinaf Mahkemesi binasıyla Karayolları şantiyesinin arasında 150 metre mesafe vardı.
Devlette, belediyelerde, kamuda — hangi devlet teşkilatına veya bakanlığa ait olursa olsun — bunların hepsi devletin malıdır, dolayısıyla milletin malıdır. Kimin ihtiyacı varsa, ilgili birimlerden talep eder ve tahsisini alır, kullanır.

BU DAVRANIŞIN HİÇBİR MANTIĞI YOK
İzmir Büyükşehir Belediyesi, Türkiye’nin en saygın kurumlarından biridir. İzmir için, Türkiye için olmazsa olmaz bir kurumdur. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden herhangi bir gerekçeyle bir şey almaya çalışmak hiçbir mantığı olmayan bir davranıştır.
Velev ki burası da tartışma konusu olsun; hükümet işletmek istiyorsa bu onaydan geçer, belediyeden tahsis edilir. Devletle belediye arasındaki ilişki budur.
Bir Büyükşehir Belediye Başkanı özel sektörde bir yere bir şey verse, toplu iğnenin hesabını sorarlar. Ama devlet kurumlarına verilenlerde kimse hesap soramaz; çünkü bu, devletin malının yine devlete tahsisidir. Bunun yasa dışı bir durumu yoktur.
İZMİR'E 15 YIL HİZMET ETMİŞ BİRİ OLARAK SÖYLÜYORUM…
Ben buradan tüm yetkililere sesleniyorum. İzmir’e 15 yıl hizmet etmiş, İzmirli hemşerilerimizle birlikte bu kenti yönetmiş bir kardeşiniz olarak, bu durumun ve bu yaklaşımın tüm siyasiler tarafından yeniden değerlendirilmesinin memleket ve İzmir için çok büyük fayda sağlayacağına inanıyorum.
BU BİNALARI ALDIĞINIZDA İZMİR NE OLACAK?
İzmir ne olacak? İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin elinden bu kaynakları ve kullandığı binaları aldığınızda İzmir ne olacak? İzmir başka bir yere mi gidecek?
İZMİR ÇOK VEREN KARŞILIĞINDA AZ ALAN BİR KENT
İzmir, 1980’lerden beri hor görülen; aldığından çok veren ama karşılığını az alan bir kenttir. Buna rağmen İzmirli belediyeler, iş insanları, vatandaşlar ve çiftçiler kendi göbeklerini kendileri keserek hem devlete vergisini vermiş hem de kendi kalkınmasını sağlamıştır.
Bu kente yapılan bu uygulamalar — bugün binalar, yarın SSK borçları ve diğer konular — Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının kabul edeceği bir durum değildir.
TÜM SİYASİLERİ İZMİRLE BARIŞMAYA DAVET EDİYORUM
Ben tüm siyasileri İzmir ile barışmaya, İzmir’in potansiyelini büyüterek ülkeye katkı sağlamasına destek olmaya davet ediyorum.
İZMİR BUNU HAK ETMİYOR
Sanayinin ilk kurulduğu, dünya ticaretinin geliştiği, Osmanlı’nın en büyük limanlarından biri olan İzmir’den sesleniyorum: İzmir bunu hak etmiyor, İzmirli hemşerilerimiz bunu hak etmiyor.
BUNUN NE ANLAMA GELDİĞİNİ İZMİRLİLERİN DEĞERLENDİRMESİNE SUNUYORUM
Bugün yukarıda savaş, aşağıda savaş, Orta Doğu’da krizler varken; bizim en çok birlik ve beraberliğe, en çok kenetlenmeye ihtiyacımız var. Böyle bir ortamda iç cepheyi güçlendirelim derken İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bu yapılmasının ne anlama geldiğini herkesin değerlendirmesine sunuyorum.