Endüstriyel kirlilik, monokültür tarım ve kuraklık nedeniyle büyük zarar gören Küçük Menderes Havzası şimdi de vahşi madencilik faaliyetlerinin yarattığı yok oluş tehdidiyle karşı karşıya. Uzmanlar madenin tahribatını "bölgeye atılan atom bombası" olarak tanımlarken; yaşam savunucuları, şirketlerin milyar dolarlık yalanlarına karşı toprağın gerçek bereketini savundu.
Küresel iklim krizinin yıkıcı etkileri ve Küçük Menderes Havzası’nı tehdit eden madencilik faaliyetleri, Ödemiş’in UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan tarihi Birgi köyünde düzenlenen Fotoğraf Ekoloji Buluşması’nda masaya yatırıldı. Ödemiş Belediyesi, Ödemiş Kent Konseyi, EGEÇEP, ANTROG ve Küçük Menderes Direniyor Platformu’nun geniş çaplı işbirliğiyle hayata geçirilen etkinlik; sergilerden panellere, söyleşilerden çocuk atölyelerine uzanan zengin bir programla gerçekleşti.
Cumhuriyet'ten Yusuf Körükmez'in haberine göre, hafta sonuna damga vuran buluşma, bölgedeki ekolojik yıkım projelerine karşı güçlü bir direniş çağrısına dönüştü. “Her bir ağacımıza kurban oluruz, dağlarımızı terk etmeyeceğiz” diyen köylüler, topraklarını savunacaklarının altını bir kez daha çizdi. Alanında uzman isimlerin katıldığı panellerde, maden şirketlerinin bölgeye 5 milyar dolarlık gelir sağlayacağı yönündeki iddialar çarpıcı bir veriyle çürütüldü. Havzanın tarımsal potansiyeline dikkat çekilen sunumlarda, “Maden firmasının doğayı tahrip ederek elde etmeyi vadettiği toplam ekonomik değer, bu bereketli havzada tarım yapılarak sadece 20 ayda üretilebiliyor. Yerin üstündeki altın bize yetiyor, yerin altındaki altına ihtiyacımız yok” vurgusu yapıldı.

“BÖLGENİN KALBİNE ATILMIŞ BİR ATOM BOMBASI”
Bölgenin verimliliğini “Burada insanı ters diksen düz çıkar” diyerek özetleyen eski Birgi Belediye Başkanı ve Ödemiş Belediye Başkan Yardımcısı Cumhur Şener, doğa kıyımının boyutlarına dikkat çekti. Uzman akademisyenlerin katılımıyla gıda güvenliğinin gündeme taşındığını belirten Şener, “Bizim için yer altındaki madenden ziyade, yer üstündeki tarımsal ve kültürel zenginliğimiz çok daha kıymetli. Bozdağları’na açılmak istenen bir maden, bu bölgenin kalbine atılmış bir atom bombası etkisi yaratacaktır. Üst toprağın sıyrılmasıyla başlayacak ekolojik yıkım, altın ayrıştırma sürecinde kullanılacak siyanür liçi ile geri döndürülemez bir tahribata dönüşecek. Bu felaket, Küçük Menderes Havzası’nda yetişen tüm gıdaları ve dolayısıyla hepimizin hayatını zehirleyecek” dedi. Tarihi ve kültürel dokusuyla öne çıkan Birgi’nin maden uğruna feda edilemeyeceğini belirten Şener, “Altın uğruna bu yaşam alanını mahvetmenin hiçbir anlamı yok. Altın aranmasına sonuna kadar karşıyız” diye konuştu.