AK Parti İzmir Milletvekili Mahmut Atila Kaya, AK Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan ile İzmir Gazeteciler Cemiyeti (İGC) Başkanı Dilek Gappi arasındaki tartışmaya dahil olarak basın özgürlüğünün gazetecilere dokunulmazlık sağlamadığını belirtti ve millet iradesinin temsilcilerine sınır çizilmeye çalışıldığını savundu.
GERÇEKİZMİR - AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan geçtiğimiz hafta İzmir’i ziyaret ederek önemli program ve açılışlara imza attı.
AK Partili İnan’ın 21 Ağustos Cuma günü gerçekleştirdiği YENİ Parti Bergama Belediyesi Başkanlığı ziyareti öncesi ise Belediye Başkanı Tanju Çelik’in AK Parti’ye geçeceği iddia edildi.
AK Partili İnan söz konusu haberi ve gazeteciyi hedef alarak “Ey paçavra gazeteci, buradan söylüyorum, yazdığın şey paçavra” demişti.
Ardından İzmir Gazeteciler Cemiyeti (İGC) konuya ilişkin bir açıklama yayınlayarak, İnan’ı eleştirdi.
İnan, Gappi ve İGC’ye yönelik, “Sen kimsin de TBMM’de İzmirlilerin sesi olan bir vekile, arkasında koskoca bir şehrin iradesi bulunan bir siyasi harekete bildiri yayımlama hadsizliğini gösteriyorsun?” ifadelerini kullandı.
İGC Başkanı Dilek Gappi ise açıklama sonrası Basın Savcılığı tarafından ifadeye çağrıldı.
AK Parti, medya ve basın örgütleri arasındaki karşılıklı açıklamalar sürerken AK Parti İzmir Milletvekili Mahmut Atila Kaya da tartışmaya dahil oldu.
Kaya açıklamasında, “Gazeteciler eleştiriden münezzeh değildir. Basın özgürlüğü gazeteciye konuşma hakkı verir, dokunulmazlık zırhı değil. Kimse bizden millet ve milletin seçtiklerinin üzerinde bir tahakküm aracı olarak kullanılan pespaye gazeteciliği benimsememizi beklemesin” dedi.
PESPAYE GAZETECİLİK!
Kaya’nın açıklamalarının tamamı şöyle:
Basın özgürlüğü, demokratik toplum düzeninin temel güvencelerindendir. Ancak basın özgürlüğü, gazetecilere eleştirilmeme ayrıcalığı tanımaz. Gazeteciler eleştiriden münezzeh değildir.
Demokrasi tek yönlü işlemez. İfade özgürlüğü yalnızca kalemi elinde tutanın değil, o kalemin yöneldiği kişinin de hakkıdır. "Gazeteci istediği doz ve düzeyde eleştirir, siyasetçi çıkıp cevap verirse gazeteciye saldırmış olur" anlayışının demokratik bir karşılığı yoktur. Basın özgürlüğü gazeteciye konuşma hakkı verir, dokunulmazlık zırhı değil.
Herkesçe maruf olan bu temel gerçekler ve evrensel ilkeler doğrultusunda, İzmir Gazeteciler Cemiyeti Derneği Başkanı Dilek Gappi'nin Genel Sekreterimiz Sayın Eyyüp Kadir İnan ile ilgili yaptığı açıklamayı, "basın özgürlüğünü koruma" tavrından ziyade "milli iradenin temsilcisi olan seçilmişlere ayar verme çabası" olarak okumak durumundayız.
Söz konusu dernek başkanının, gerçekleri bütünüyle çarpıtmaya yönelik mesnetsiz ve hezeyan dolu yaklaşımını en sert şekilde kınıyoruz. Milletin iradesini temsil eden milletin vekillerini tahakküm altına almayı amaçlayan her türlü girişimin karşısında net bir şekilde duracağımızın bilinmesi çok önemlidir.
Söz konusu dernek başkanını, Tapusu Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne ait olan, eski DGM binasının bulunduğu alan ile ilgili yaşanan süreçten de çok iyi tanıyoruz. O dönemde her gün yayın yaparak ortamı germeye çalışan, gerçek dışı beyanlarla kamuoyunu yanıltmaya çalışan bir tavırla açıkça İzmir'e kötülüğe yeltenmişti. Genel Sekreterimiz Sayın Eyyüp Kadir İnan'a haksız ithamlarda bulunmuş, mesnetsiz ifadelerini sistematik bir biçimde sürdürmüştü. Bugün, konunun asli taraflarının bile sükût ederek yapılan işlemin haklılığını kabul etmeleri ortadayken, kendisinin türlü yalanlarla İzmir gündemini zehirlemeye çalışmasını unutmadık. Başkanlığını yaptığı derneği kötülüklerine alet etmesi, konuyu şahsileştirerek kara propogandalarla bir camiayı komple arkasında sürüklemeye çalışma gayretinde bulunması oldukça manidardı. Bugün de bu gayretlerine aynı şekilde devam ettiğini görüyoruz.
Hiçbir dernek kendisini milli iradenin üzerinde konumlandıramaz. Milletvekilleri derneklerin icazetiyle değil, doğrudan milletin verdiği yetkiyle konuşur. Milletvekillerinin demokratik meşruiyetinin kaynağı herhangi bir kurumun onayı değil, sandıkta tecelli eden millet iradesidir. Bu nedenle milli iradenin temsilcisine "Bunu söyleyemezsin" diye parmak sallamak, basın özgürlüğünü savunmanın ötesine geçerek seçilmişlere sınır çizmeye çalışan vesayetçi bir anlayış görüntüsü vermektedir.
Kimse bizden millet ve milletin seçtiklerinin üzerinde bir tahakküm aracı olarak kullanılan pespaye gazeteciliği benimsememizi beklemesin.