Ece İrtem'in annesinin ifadesi ortaya çıktı!
İzmirli en çok o markayı tercih etti!
Takımları karıştıran TRT spikeri görevden alındı
Heval Savaş Kaya'ya 'siyasi anket' dosyasından tahliye!

GERÇEKİZMİR - İzmir’de kent gündeminde önemi bir yer işgal eden ve daha önce Danıştay’ın ‘dur’ dediği Çeşme Projesi raftan indi.
Projenin yeniden planlanması ve hayata geçirilmesi düşünülürken İzmir iş dünyasının temsilcileri, AK Parti Genel Sekreteri İnan ve AK Parti İzmir heyeti ile birlikte Ankara’da Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile ‘Çeşme Projesi’ başlığında bir araya geldi.
Konuya ilişkin açıklamada bulunan Kordon İş Adamları Derneği Başkanı Ömür Şanlı Çeşme Projesi gündeminin ideolojik tartışmaların dışında bırakılması gerektiğini savundu.
Şanlı açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
Turizm Yatırımlarına Karşı Çıkmak Kime Yarar?
Türkiye, dünyanın en eşsiz coğrafyalarından birine sahip. Binlerce kilometrelik sahil şeridi, tarihi mirası, doğal güzellikleri ve dört mevsim turizm potansiyeliyle Akdeniz’in en önemli destinasyonlarından biri konumunda bulunuyor. Ben Yunanistan’da doğmuş, Ege’nin iki yakasını da yakından tanıyan biri olarak şunu açıkça söyleyebilirim: Türkiye’nin sahip olduğu turizm potansiyeli birçok ülkenin sahip olduğundan çok daha büyük ve değerlidir.
Özellikle Çeşme gibi uluslararası marka olabilecek bölgelerde planlanan marina, liman, konaklama ve turizm altyapı yatırımlarına karşı çıkanların şu soruya da cevap vermesi gerekiyor: Türkiye kendi turizm kapasitesini artırmazsa, bu turistler nereye gidecek?
Bugün Ege’nin karşı kıyısındaki Yunan adaları, milyonlarca ziyaretçiyi ağırlıyor. Bunun sebeplerinden biri de yıllar boyunca turizm altyapısına yatırım yapılmış olmasıdır. Marinalar, yat limanları, konaklama tesisleri ve ulaşım ağları geliştirilmiş, turizm ekonomisi desteklenmiştir. Türkiye ise çoğu zaman kendi turizm projelerini tartışmakla vakit kaybediyor.
Elbette çevre korunmalıdır. Doğal güzellikler gelecek nesillere aktarılmalıdır. Ancak koruma ile kalkınma arasında makul bir denge kurulmalıdır. Bir bölgeyi korumanın yolu, onu tamamen atıl bırakmak değil; çevreye duyarlı, planlı ve sürdürülebilir yatırımlarla değerlendirmektir.
Avrupa ülkelerine gittiğimizde modern marinaları, düzenli sahil projelerini ve turizm merkezlerini örnek gösteriyoruz. Ancak benzer yatırımlar kendi ülkemizde gündeme geldiğinde çoğu zaman aynı anlayışı sergileyemiyoruz. Oysa güçlü turizm; daha fazla istihdam, daha fazla döviz geliri, daha fazla yerel kalkınma ve daha güçlü bir ekonomi demektir.
Yunanistan’da doğmuş biri olarak iki yakayı da görüyorum. İnsanlar kaliteli hizmetin, güçlü altyapının ve ulaşılabilir turizm imkanlarının olduğu yerlere gidiyor. Eğer siz kendi sahillerinizi, marinalarınızı ve turizm altyapınızı geliştirmezseniz, turist başka destinasyonları tercih eder. Turizm rekabetinde boşluk bırakılan her alan, rakip ülkeler tarafından doldurulur.
Türkiye’nin artık turizm yatırımlarını ideolojik tartışmaların dışına çıkarması gerekiyor. Çevreyi koruyarak büyüyen, doğal güzelliklerini değerlendiren ve dünya ile rekabet eden bir turizm anlayışı hem ülkemizin hem de gelecek nesillerimizin yararınadır.
Çeşme’den Antalya’ya, Bodrum’dan Karadeniz kıyılarına kadar Türkiye’nin sahip olduğu potansiyel, sadece seyredilecek bir miras değil; doğru planlandığında ekonomik kalkınmaya dönüşecek büyük bir değerdir. Mesele, bu güzelliklerin sadece bekçiliğini yapmak değil; onları koruyarak, akılcı yatırımlarla ülkemizin geleceğine kazandırabilmektir.
|
Cesur yürek 16 Haziran 2026 Salı 19:08
|






Sayfa başına git