Türkiye İşçi Partisi (TİP) İzmir İl Başkanı Orhan Kiper, mutlak butlan kararı sonrası CHP Genel Başkanlığı görevinen getirilen Kemal Kılıçdaroğlu'nun "çelenk" sözlerine yanıt verirken, CHP'deki mutlak butlan süreci, Cemil Tugay'ın istifası ve CHP İzmir İl Başkanlığı'ndaki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Asena TUNCA/GERÇEKİZMİR - Türkiye İşçi Partisi (TİP) İzmir İl Başkanı Orhan Kiper, CHP'de mutlak butlan kararı sonrası yaşanan sürece ve genel başkanlık görevine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu'nun TİP için dile getirdiği "çelenk" açıklamasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Kılıçdaroğlu'nun cenaze töreninde çelenginin Türkiye İşçi Partililer tarafından alana sokulmadığı yönündeki sözlerini ve kendisini protesto edenlerin kendisini protesto edenlerin genel TİP’liler ve diğer partilerden olduğuna yönelik iddiasını değerlendiren Kiper, tartışmanın çelenkten ibaret olmadığını savundu.

BUTLAN SÜRECİNDE EN NET TAVIR ALAN PARTİLERDEN BİRİYİZ
TİP'in mutlak butlan kararının ilk gününden itibaren tavrını açık biçimde ortaya koyduğunu belirten Kiper, şunları kaydetti:
Biz mutlak butlan kararı başladıktan sonra tavrımızı en net şekilde gösterdik. Hatta butlan kararı ilk çıktığı anda Türkiye İşçi Partisi Türkiye’de herhalde net şekilde tavrını koyan ilk parti oldu. Butlan ile, yani AKP’nin yargısı ile göreve gelecek herhangi bir yapı ile, hiçbir şekilde kurumsal bir temasının olmayacağını net bir şekilde belirttik.
Biz Kemal Kılıçdaroğlu’nun da gelen bu ekibin de bütün meşruiyetini Saray’dan aldığına inanıyoruz, düşünüyoruz. Bu sebeple aramızdaki farklar ne olursa olsun -tabii ki CHP ile de ayrımlarımız olsa da- Saray yargısı ile doğrudan gelen bir yapıyı meşru bir yönetim olarak görmediğimizi belirtmiştik.
KILIÇDAROĞLU GİTTİĞİ HER YERDE ÖFKEYLE KARŞILAŞIYOR
Bu konu bizim ana gündemimiz elbette değildir fakat orada Türkiye İşçi Partisi’nde de tecessüm eden, halkın Saray yargısına seçilen yönetimine duyduğu bir öfke var. Kılıçdaroğlu da gittiği her yerde aslında bu öfkeyle karşılaşıyor.
YAŞANANLAR ÇELENK MESELESİNDEN ÖTE, O YÜZDEN ‘TİP’LİLER ŞUNLAR, BUNLAR YAPTI’ DİYOR
Doğru’dan TİP’e olmasa da Türkiye İşçi Partisi’yle bütünleşmiş, anlam kazanmış olan Saray aparatlarına karşı mücadeleyi insanlar görüyor. Bunu Kılıçdaroğlu da görüyor. O yüzden ‘TİP’liler, şunlar , bunlar yaptı’ diyor.
Yaşananlar o çelenk meselesinden de öte aslında Türkiye İşçi Partisi’nde artık bütünleşmiş, o insanların, o butlancılar daha doğrusu Saray yargısıyla gelenlere duyduğu öfkeyi Kemal Kılıçdaroğlu görüyor. O yüzden bu şekilde bir değerlendirmede bulunuyor diye düşünüyorum ben.
BUTLANCILAR SARAY YARGISI İLE BİR ŞEYLERİ DİZAYN ETMEYE ÇALIŞTIKLARINDA KARŞILARINDA BİZİ BULACAKTIR
Çelenk meselesi dışında Kemal Kılıçdaroğlu veya işte Saray’ın herhangi bir aparatı, öyle ya da böyle butlancılar, Saray yargısıyla bir şeyleri dizayn etmeye çalıştıklarında elbet karşısında öyle ya da böyle Türkiye İşçi Partisi’ni bulacaktır.
KILIÇDAROĞLU BUNU ÖZELLİKLE GÜNDEM EDİYOR
Kılıçdaroğlu bunu bildiği için, özellikle gündem ediyor. Saray rejiminden kurtuluş umudunu zayıflatmaya çalışan tüm işbirlikçiler, nereye giderlerse gitsinler karşılarında Türkiye İşçi Partisi’ni göreceği, bulacaklarını bildikleri için bu şekilde ifade ediyorlar.
TUGAY’IN İSTİFASINA YORUM: MUHALEFET YEKPARE DURMALI
Oradaki meseleler elbette biraz CHP ve belediyenin iç meselelerine dair bir tartışma. En azından şunu söyleyebiliriz: Belediye meselesine dair açıkçası CHP’nin birtakım iç tartışmalarından kaynaklı bir meselenin, bu elbette Saray rejiminin zayıflatmaya çalıştığı bir durum, burada söz konusu. Ama biz bu meseleyle olabildiğince muhalefetin her zaman daha yekpare birleşik bir şekilde durması ve saray rejimine karşı bu şekilde mücadele etmesi yönündeki hattımızı elbette savunmaya çalışacağız. Fakat halkın bu tarz gündemlerle biraz kafasının karıştırıp meşgul olduğu bir dönemde, elbette birtakım ayrımlarımızı koruyarak bu süreçte de yürütücüyüz diyebiliriz.
CEMİL BEY’İN İSTİFASI BAKIŞ AÇIMIZI DOĞRUDAN DEĞİŞTİRECEK BİR DURUM DEĞİL
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın CHP'den istifasına ilişkin de konuşan Kiper, yaşananları CHP'nin ve belediyenin iç meselesi olarak değerlendirdiklerini söyledi. Kiper, şöyle konuştu:
Biz Cemil Bey’in istifası üzerinden veya orada kalması üzerinden bir siyaset üretmek gibi bir derdimiz olmadığını açıkça söyleyebiliriz. Bizim gündemimiz çok büyük bir oranda şu an İzmir’deki yurttaşların öyle ya da böyle yıllardır birtakım yaşadığı sorunlar. Bunun elbet merkezi yönetimden kaynaklı sistematik bir şiddetin bir baskı unsuru olduğunu da biliyoruz. Biz zaten Türkiye İşçi Partisi olarak yıllardır İzmir’deki yerel gündemlere dair de görüşlerimizi, fikirlerimizi, farklılıklarımızı da söylüyorduk. Cemil Bey’in istifası bizim için doğrudan bakış açımızda bir farklılık yaratacak bir şey değil. Belli ölçülerde AKP’nin yarattığı o baskıya karşı dayanışmamızı korurken özellikle İzmir gündemine dair belli konularda da ayrımlarımızı hala tutmaya devam ediyoruz.
MUHATABIMIZ SEÇİLMİŞ İL BAŞKANI’DIR
CHP İzmir İl Başkanlığı'nda yaşanan atama krizi ve il başkanı olarak atanan Utku Gümrükçü’nün il binasına girdiği süreci değerlendiren Kiper, TİP'in muhatabının delegelerin oyuyla seçilmiş yönetim olduğunu söyledi.
Kiper, değerledirmesinin tamamında şunları kaydetti:
Yasal, meşru seçilmiş CHP İzmir İl Başkanlığı’nı muhatap aldığımızı hani buradan hatırlatacağımızı tekrardan söylemiş olalım. Bizim için önemli olan gerçekten CHP’de delegasyon oylarıyla İzmir İl Örgütü’nün, CHP’nin oylarıyla seçilmiş meşru başkanlar muhatabımız. Açık bir şekilde şöyle söyleyebiliriz: İktidar yapabildiğini gördüğü her şeyi kendi şeyleri aracılarıyla yaptırmaya çalışıyor. Meşruiyetini öyle ya da böyle halkın Saray rejiminden kurtuluş umudunu zayıflatacak bir biçimde ya kendi eliyle veya farklı ellerle bunu sağlamaya çalışıyor.
HALKIN SİYASETE KATILIMI ARTIRILMADIKÇA İL BİNALARINA DA GİRİLİR GENEL MERKEZ’E DE
Altını çizmekte fayda var, öyle ya da böyle bu karşı devrimci güçlere karşı halkın siyasete katılımını artıracak birtakım yollar bulamadıkça, il binaları da girilir, genel merkezlere de girilir, parti merkezlerine de hatta meclis toplantıları dahi işte bu şekilde basılır. Bunun bütün partiler için söylüyorum. Yurttaşların mutlaka ama mutlaka siyasete katılımı örgütlenmeli. Bu konu bize bunu gösteriyor. Çünkü öyle ya da böyle en doğru siyasal teorik hattı bile taşısa bir parti gerçekten siyasete katabileceği yurttaşlar olmadıkça elindeki bütün varlıklarını öyle ya da böyle vermek durumunda kalabiliyor. Türkiye İşçi Partisi olarak da biz kendi yaşayabileceğimiz bütün ihtimalleri, bütün sonları da göz önüne alarak açıkçası bu meseleye yoğunlaşarak bu sorunu çözmeye çalışıyoruz.