CHP İzmir Milletvekili Yüksel Taşkın, mahkemenin CHP hakkındaki mutlak butlan kararı ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun göreve atanmasının ardından açıklamalarda bulundu.
GERÇEKİZMİR - CHP İzmir Milletvekili Yüksel Taşkın, mahkemenin CHP hakkındaki mutlak butlan kararı ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun göreve atanmasının ardından açıklamalarda bulundu.
Kemal Kılıçdaroğlu’na en yakın isimlerden Bülent Kuşoğlu’nun zikrettiği ‘devlet aklı bir şeyler yapmaya çalışıyor’ sözlerine de tepki gösteren Taşkın, halkın Özgür Özel’in yanında olduğunu belirtti.
Kemal Kılıçdaroğlu’na sert eleştiriler yönelten Taşkın, “Dolayısıyla partimizde kavga yoktur, içeride kavga yoktur; dışarıdan müdahale vardır ve bu saray aparatlarının da şu anki genel merkezde cirit atmalarıyla çok açık bir şekilde gözükmektedir” dedi.
Taşkın’ın açıklamaları şöyle:
Mutlak Butlan ve CHP Gündemi
Merhabalar. Bugün kamuoyunu çok meşgul eden "mutlak butlan" konusunda görüşlerimi paylaşmak istiyorum.
Bir kere bu karar ne anlama geliyor? Dilerseniz Erdoğan'ın 13 Nisan 2026'da yaptığı bir konuşmadan bir cümleyi aktarayım sizlere. Diyor ki: "Türk demokrasisinin inşallah önümüzdeki dönemde hak ettiği olgunlukta, kalitede ve vizyonda bir ana muhalefete kavuşacağına inanıyoruz" diyor yakın gelecekte.
Şimdi burada bu konuşmayı bir Cumhurbaşkanı yapsa hadi neyse; ama bu konuşmayı yapan aynı zamanda Cumhuriyet Halk Partisi’nin en büyük rakibi, AK Parti'nin Genel Başkanı ve Cumhuriyet Halk Partisi’ni dizayn etmekten bahsediyor. Dolayısıyla burada tabii Erdoğan'ın doğrudan bir ilgisinin olduğunu görüyoruz Ana Muhalefet Partisiyle. Hatta mesaisinin çok önemli bir bölümünü Ana Muhalefet Partisine harcadığını da biliyoruz.
Rusya Örneği ve Kontrollü Partiler
Benzer süreçler Putin Rusya'sında da gerçekleşti. Şimdi Rusya'da da tabii mecliste siyasi partiler var ama bu partilerin çoğu —hemen hemen tamamı— kontrollü partiler. Örneğin, Ukrayna-Rusya Savaşı'nda 1,5 milyona yakın Rus genci öldü ama o mecliste bir parti çıkıp bunu eleştiremiyor. Erdoğan'ın da kafasında, aklında böyle bir aslında yapı söz konusu.
Şimdi, her şey çok açık aslında. Bugünkü sistemde çökertilemeyen en güçlü kale Cumhuriyet Halk Partisi ve Erdoğan da her nedense sürekli olarak Cumhuriyet Halk Partisini zayıflatmakla ilgili girişimlerde bulunuyor.
Mahkeme Kararı ve "Saray Darbesi"
Yetkisiz bir asliye hukuk mahkemesi çıkıyor, Cumhuriyet Halk Partisine Genel Başkan atamaya kalkıyor. Bu açık şekilde yani tarih bunu böyle yazacak atanmışların seçilmişlere müdahalesi ve darbesidir. Bu, vesayetçiliğin en bariz örneğidir. Bu, Türkiye'nin 103 yıllık partisine kayyum atamaya kalkmaktır ki halk buna izin vermeyeceğini net bir şekilde göstermiştir.
Şimdi, bu saray darbesini fırsat bilerek, görerek "selden kütük kapma" niyetindeki özneleri de tarih de, halkımız da affetmez; bunu da zaten gösteriyor. Amaç ne bu mahkeme kararıyla? Partimizi bölmek ve bir sonraki seçimlere müdahale ederek yine kontrollü seçim haline çevirmek.
Bu durum birilerinin meşrulaştırmaya çalıştığı gibi "devlet aklı" ile açıklanamaz. Bu, çok açık bir şekilde saray aklının partimize yaptığı darbedir.
Dolayısıyla partimizde kavga yoktur, içeride kavga yoktur; dışarıdan müdahale vardır ve bu saray aparatlarının da şu anki genel merkezde cirit atmalarıyla çok açık bir şekilde gözükmektedir.
Örgütün İradesi ve Kurultay Çağrısı
Partimizde kavga yok demiştim. Örgütümüz, belediye başkanlarımız, milletvekillerimiz ve toplumun büyük çoğunluğu da seçilmiş Cumhuriyet Halk Partisinden yana tavır almaktadır. "2 milyon üyemizle derhal seçim yapalım." diyen biziz. 900 delegemizle —iki günde 900 delegemizden imza toplayan— biziz, toplamaya da devam ediyoruz. Ne diyoruz? "Örgüte danışalım, kararı örgüt versin. Söz, yetki, karar örgütümüzde." diyoruz. "Derhal kurultay yapalım." diyoruz. "Örgütümüzün iradesini dinleyelim." diyoruz. Parti Meclisinde de çoğunluk bizde, "Derhal kurultay." diyoruz. Milletvekillerimizin, 111 milletvekilimizin de derhal kurultay talebiyle bir bildiri yayınladığını görmüştük.
Halkın Desteği ve İleriye Bakış
Dolayısıyla bizi dinleyen halkımızla paylaşmak istediğimiz şeyler var: Umudumuz çok yüksek, direncimiz çok yüksek. Antrenmanlıyız biz böyle şeylere; sürekli olarak bu ömür boyu mücadele etmekteyiz zaten. 19 Mart sürecinden bugüne kadar kesintisiz bir darbe rejimiyle karşı karşıyayız ve dimdik ayaktayız.
Neden? Çünkü umudumuz, halkımızın bize verdiği destekte. Bakın çok ilginç bir şey: Genel merkeze yapılan saldırıdan sonra doğrudan Meclise olan yürüyüşü hatırlayalım. Bir otobandan Meclise yürürken 300, 400, 500 kişiydik belki ama on binlerce insanla Millî Egemenlik Parkı, adı çok enteresan, çok anlamlı Millî Egemenlik Parkı'nda bir miting organize ettik.
Ardından İzmir'de hiçbir çalışma yapmadan bir miting yaptık. "Gündoğdu Meydanı'nı dolduramazlar." dediler ama Gündoğdu Meydanı doldu, taştı. Halkımızın muazzam bir desteği ve muazzam bir öfkesi söz konusuydu. Sonra Ankara'daki bayramlaşma... Yüz binlerce insan bu bayramlaşmaya aktı ve Cumhuriyet Halk Partisine destek verdi. Dediler ki: "Mesaj çok açık; seçilmiş CHP'nin ve onun Genel Başkanı Özgür Özel'in arkasındayız. Dik durun, eğilmeyin." dediler.
"Tarihe Şahitlik Ediyoruz"
Şimdi çok enteresan şeylere şahit oluyoruz, tarihe şahit oluyoruz. Ben bir siyasi tarihçiyim aynı zamanda. Bu süreçlerin içerisinde yer almak benim için bir bakıma ayrıcalık aslında, ilk elden gözlem yapıyorum. Dün Özgür Özel'in grup konuşması, oradaki coşku, oradaki kitle, o insanların, örgütümüzün bize sahip çıkması muazzamdı. Ve toplamda 10 milyon kişi Özgür Özel'in grup konuşmasını izlemiş, dinlemiş. Halkımız her şeyin farkında, ilgisiz değil; ilgili ve netice almaya odaklı. Bizden sonuç almamızı bekliyor.
"Özel, İmamoğlu ve Yavaş aynı saflarda"
Şimdi, günün sonunda her şeye rağmen Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş aynı mücadele saflarında yer almaya devam ediyor. Genel Başkanımızın dediği gibi, bize sürekli engeller çıkarıyorlar. Bu engelli koşuda tüm engelleri birer birer aşarak büyük iktidar yürüyüşümüzü başarıya ulaştıracağız. Bu büyük yürüyüşün en güzel 100 metresine yaklaşıyoruz.
Halk için, halkla beraber mutlak butlanı da mutlak sultanı da mağlup edeceğiz. Müreffeh, adil, demokratik ve huzurlu bir ülkeyi inşa edeceğiz halkımızla birlikte. Ve gençlerimiz bu ülkede yaşamayı başka bir ülkede yaşamaya tercih edecek; tam da biz bu mücadeleyi veriyoruz.