MENÜ
İzmir 21°
Gerçek İzmir
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Tugay’dan Kılıçdaroğlu’na: Damarında ahlaksızlık var, koca bir yalanmışsınız!
Politika
22 Mayıs 2026 Cuma 19:49

Tugay’dan Kılıçdaroğlu’na: Damarında ahlaksızlık var, koca bir yalanmışsınız!

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin CHP yönetimine ilişkin verdiği “mutlak butlan” kararı sonrası CHP İzmir önünde düzenlenen mini mitingde konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, "Dilinde demokrat, sözünde siyaset ama damarında ahlaksızlık olan bazı insanlar bunlarla iş tuttular, iş tuttular. Koca bir yalanmışsınız! Koca bir enkaza dönmüşsünüz!" dedi.

Asena TUNCA/GERÇEKİZMİR - Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin CHP yönetimine ilişkin verdiği “mutlak butlan” kararına tepki gösteren CHP’liler, saat 18.30’da CHP İzmir İl Başkanlığı önünde toplandı.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına ve eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile önceki yönetimin görevi devralmasına yönelik verdiği “mutlak butlan” kararının ardından CHP örgütlerinde tepkiler büyüyor.

CHP İzmir İl Başkanlığı’nın çağrısıyla partililer ve yurttaşlar saat 18.30’da CHP İzmir İl Başkanlığı binası önünde bir araya geldi. Çok sayıda partili, belediye başkanı, ilçe örgütü temsilcisi ve yurttaşın katıldığı buluşmada “Butlanı tanımıyoruz” mesajı verildi. 

İl başkanlığı önünde toplanan kalabalık sık sık ‘Hain Kemal’ sloganı attı.

CHP İzmir önünde toplanan partililere seslenen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay mahkeme tarafından yeniden Genel Başkan olarak belirlenen Kemal Kılıçdaroğlu’na sert sözlerle yüklendi.

Tugay şöyle konuştu:

Hangi etnik kökenden olurlarsa olsunlar, hangi dini inanıştan olurlarsa olsunlar, hangi mezhepten olurlarsa olsunlar... Herkesin bu ülke ve herkesin hakkı var bu ülkede. Bu ülkenin bir zenginliği var, bu ülkenin bir üretimi var. Onu birileri kendisinin zenginleşmesi, kendisinin çıkarı için kullanırken, küçük azınlıkları mutlu edeyim, o küçük azınlıklarla beraber farklı farklı çıkar grupları oluşturayım; bir tarafında sermayesi olsun, hatta bir tarafında mafyası olsun, siyaset üzerinden bu yapılarla dayanışma içerisinde olanlar olsun... Ama biz küçük azınlık, bu ülkenin kocaman bir toplumuna ve kitlesine öyle muamele edelim ki, adeta onlara göz açtırmayalım. Bunları düşünenlerin, bunlar için çalışanların zulmüne maruz kalıyor çok uzun yıllardır ülkemiz; bu güzel ülkemiz ve güzel insanlarımız.

EN BÜYÜK EZİYETİ HERKESİN İYİLİĞİNİ İSTEYEN İNSANLARA YAPTILAR

Bugün Cumhuriyet Halk Partisi'ne yapılan bu hukuksuz iş, bu hukuksuz eylem, geriye doğru baktığınızda başka siyasi partilere, sivil toplum kuruluşlarına, bu toplumun demokrat düşünceli, aydın düşünceli pek çok insanına yapıldı. Asıl onlara oldu. Gizli köşelerde ya da cezaevlerinde çok ağır işkencelere maruz kalanlar oldu. Ama bence en büyük eziyeti, bu ülkenin emek harcayan, iyi niyetli, bu ülkedeki herkesin iyiliğini isteyen insanlarına yaptılar. Bazen işkence böyle etini dağlayarak, ona elektrik vererek olmaz. Bazen işkence, bir insanın her soluk alışında acı çekmesiyle de olur. Çevrenizde bin bir tane haksızlık varken, masum insanlar bin bir tür farklı eziyete maruz kalırken, haksızlığa maruz kalırken, insanların çocuklarını onların hayatlarından koparırlarken, insanı vicdanen altından kalkamayacağı, böyle gözünün önünde olan haksızlıklara karşı ses edemez, bir şey yapamaz hale getirirken de işkence ediyorlar insanlarımıza.

İŞKENCENİN FARKLI BİR BOYUTUNU YAŞIYORUZ

Bugün de bu işkencenin farklı bir boyutunu yaşıyoruz. Bunları çok uzun konuşabiliriz. Ama bence şunu konuşmamız lazım değerli dostlarım, değerli yurttaşlarım: Bu kötü düzeni bu millet ne yapacak da bitirecek? Ne yapacağız da bir tarafta bir kötülük var, bir tarafta o kötülüğün eziyetini gören, zulmünü çeken insanlar var. Ne yapacağız da iyi insanların eziyet çekmesini engelleyeceğiz ve bütün bu kötülüklere sebep olanlara haddini bildireceğiz ve onları bir daha başlarını kaldıramayacak şekilde yeneceğiz?

Buralarda demin de pek çok slogan attık. Bundan önce de on yıllar boyunca benzer sloganlar çok atıldı. Yürekten söylüyoruz bunları, canımız acıyarak söylüyoruz bunları. Ama bence bize ne lazım biliyor musunuz? Böyle aramıza nifak sokuyorlar ya, insanları parça parça ediyorlar ya, işte onu nasıl düzelteceğimize dair düşünmek lazım bize, düşünmek.

Ben şimdi size desem ki: "Ey yurttaşlarım, ey vatandaşlarım! Bu ülkede herkesin emeğinin karşılığını almasını, herkese hakkının ödenmesini isteyenler bu tarafa geçsin, istemeyenler şu tarafa geçsin." desem... Sadece bu topluluk için söylemiyorum; konunuzu, komşunuzu, sokaktaki hemşehrinizi, tanıdığınız tanımadığınız herkesi düşünün. Bu ülkenin yüzde kaçı haksız ve yanlış tarafta yer alır?

Ben desem ki size: "Bu ülkenin çocukları eğitimde eşit fırsata sahip olmasın, okullarda yeterli eğitim olmasın, aydın bir insan olmak üzere ona eğitim verilmesin diyenler şöyle geçsin; bu ülkenin bütün çocuklarına eşit ve adil bir eğitim hakkı tanınsın, hayat yarışında onlar aynı çizgiden başlasınlar, adil bir şekilde yarışsınlar, gerçekten çalışan kazansın, doğru olan kazansın, iyi olan kazansın ve pırıl pırıl zihinli, insanları seven, insanların haklarına değer veren yurttaşlarımız da şu tarafa geçsin." desem, kaç tanesi karanlığın ve yanlışın tarafında yer alır, kaç tanesi iyinin ve doğrunun tarafında yer alır?

Çiftçiyi umursamayanlar, sadece onların sırtından para kazanmaktan başka bir şey yapmayanları besleyenler bu tarafa geçsin desem; ama diğer tarafta da sabahın köründe uyanıp akşamın karanlığına kadar vücudundaki bütün kasları yorarak, kovalarca ter akıtarak, bir tek insanla bile konuşmadan bazen; otla, böcekle, hayvanla konuşarak, o güneşin alnında ya da o yağmurun altında emek harcayan çiftçiler kötü olsun, onlar umurumuzda değil diyenler bu tarafta olsun. Ama bu insanlar çok çalışıyor, bu insanların emeğinin karşılığını vermek lazım, bu memleket öyle bir memleket olmalı ki çiftçi dediğin insanca yaşamalı, çiftçi dediğin hakkını almalı. Sizce bu toplumun kaçı, kaçı bu tarafta çiftçinin emeğinin tarafında olur, ona hakkının verilmesini ister; yüzde kaçı, "Yok canım onlar önemli değil, onlar affedersiniz eşek gibi çalışsın ama birileri onların üzerinden bir sömürü düzenine devam etsin." diye söyler?

Bunları o kadar çoğaltabiliriz ki, rantın tarafında olanlar parasına, faizle, borç oyunlarıyla, başka bin bir türlü alakasız yollarla para kazandırmayı doğru bulanlar böyle geçsin desem; yok, hayır bu ülke ranta izin vermemeli, insanlar böyle kötü, haksız yollardan para kazanmamalı, emeğiyle kazanmalı ve halkına karşı, ülkesine karşı üzerine düşeni yapmalı diyenler ne tarafta yer alsın desem; bu toplumun yüzde 90'ından fazlası iyi ve doğrunun tarafında yer alır, az sayıda insan bu tarafta yer alır.

Bilim olsun bu ülkede, bilim! Üniversitedeki hoca özgürce yapsın hocalığını. Üniversiteler, aydın insanların ocağı olsun. Bu ülkenin geleceğini o güzel gençleri yetiştiren hocalar, onlara bu çakalların dünyasında nasıl ayakta kalacaksınız diye çakallık öğretenler değil; emekle, bilgiyle, bilimle kendinizden çok bu ülke için, vatan için, halk için, insanlar için çalışacaksınız diyen hocalar, o hocaların var olmasını kim ister? Onların özgürlüğünü, aydınlığını kim ister? Bu ülkenin yüzde 90'ı ister.

Bize ne lazım biliyor musunuz? Bunları böyle çokça, çokça uzatabiliriz ama bu milletin yüzde 90'ının iyi tarafta olma isteğini, onları birbirine düşürmeden bir araya getirecek bir dayanışma gerekiyor bize. Bize bu lazım değerli yurttaşlarım.

Çünkü senin kazağının rengi, senin konuştuğun dilin şivesi, senin inançlarındaki o detaylar falan diye uzun zamandır aslında aynı tarafta olan insanları birbirine kırdırarak, kırdırarak bugüne kadar birileri üstün oldu, birileri hakim oldu. Birilerinin lafları işte siyasette de geçerli oldu, mahkemede de geçerli oldu, yönetim makamlarında da geçerli oldu.

Ben, bugün Cumhuriyet Halk Partisi'nin başına kayyum atamayı, kayyum adamayı yasallaştırmaya, haklı göstermeye çalışanlara baktığım zaman şunu görüyorum: Baktılar ki Cumhuriyet Halk Partisi'nde şöyle bir hareket var; toplumun muhalif olan diğer kesimleriyle uzlaşabilecek bir yapıya döndü. Sağcısıyla da solcusuyla da merkezde siyasetle, siyaseten duranlarla da anlaşabilecek, onları uzlaştırabilecek bir siyasi harekete döndü. Gerçekten birleşmemiz, birlikte olmamız lazım. Her bir insan bizim için değerlidir. Ve bizim için önemli olan onların haklarının ödenmesidir. Onların üzerinde oynanan oyunların bitmesidir. Hiç kimsenin acı çekmesini istemiyoruz. Kimsenin eziyet çekmesini istemiyoruz. Kimsenin hiçbir haksızlığa maruz kalmasını istemiyoruz.

Bir ülkede demokrasi varsa, bir ülkede aydınlık varsa, bir ülkede hukuk varsa, bir ülkenin insanları gerçekten o ülkedeki herkesin iyiliğini istiyorsa; otururlar, kendi aralarında konuşurlar, anlaşırlar ve iyilerle kötüleri çok rahat ayırt edebilirler.

Biz bu meydanlarda bunları söyler olduk. Birileri de baktı ki bu işin sonu iyiye gitmiyor. Bu iş böyle algı çalışmalarıyla, satın alınmış medyalarla, sosyal medyadaki trol ordularıyla, onların o algı operasyonlarıyla hallolmayacak. Baktılar ki millet uyanıyor. Baktılar ki millet gerçekten demokrasinin doğru olduğuna, siyasetin bir çözüm mekanizması olduğuna ikna olmaya başladılar.

Baktılar ki gençler, yeni nesil yeni bir siyaset istiyor. Öyle eften püften sebeplerle birbirine düşen, birbirini köşelerde boğazlayan insanlar olmak istemiyorlar. Korktular bundan, korktular. Korktular bundan.

Bu toplumun çok büyük çoğunluğu artık bu kadar haksızlıktan, bu kadar zulümden, bu kadar yanlıştan, bu kadar yalandan, dolandan, hırsızlıktan, yolsuzluktan bıktı. Toplumun çok büyük çoğunluğu bu düzenin bitmesini istiyor. Babalarımızın, dedelerimizin maruz kaldığı, bizlerin maruz kaldığımız bu düzenin bir dahaki nesillere artık miras kalmamasını istiyor toplumun çok büyük çoğunluğu. Onun için uyanma vakti.

Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurultayında şöyle usulsüzlük oldu, böyle kötü bir şey oldu falan diye 2,5 senedir, 3 senedir bir terane gidiyor. Daha doğrusu 2 senedir. Kurultay oldu. Üzerinden 1 yıl, hatta 14-15 ay geçti. O güne kadar o kurultayın sonucunu bütün resmi makamlar onayladılar. İlçe seçim kurulları, il seçim kurulları, Yüksek Seçim Kurulu, hepsi onayladı. O günlerde gıkını çıkarmadı kimse.

Sonra birdenbire birileri çıktı. 1-1,5 yıl sonra "Yok bu kurultayda şöyle bir usulsüzlük var, yok bilmem ne var" diye konuşmaya başladı. Dedik ki, "Kardeşim, bir yerde bir yanlış vardıysa, siz de onu gördüyseniz, bak o kurultayın olduğunun ertesi günü, bir hafta sonrası, 15 gün sonrası, bir ay sonrası deseydiniz, zaten herkes her türlü incelemeyi yapardı ve gerçekten bir şey varsa hemen de ortaya çıkardı. Bir şaibe yarattınız, bir hikaye yarattınız. Olmayan bir şeyi işte sahip olduğunuz o medyayla, sosyal medyayla filan sürekli işleyerek insanlara gerçekmiş gibi anlatmaya başladınız."

YUH DEDİK!

Dedik ki, "Yuh yani, bu kadar olmaz. Bu kadar olmaz" dedik. "Bu millete bu kadar akılsız muamelesi yapılmaz. Bu milletin aklıyla alay edilmez" dedik. Bu kadarını yapacaklarını inanın düşünemedim. İnanamadık yani bunun olabileceğine.

EN FAŞİST REJİMDE BİLE BÖYLE SAÇMALIK BULAMAZSINIZ

Arkadaşlarım soruyordu zaman zaman bana, "Ya bu butlan mutlan çıkar mı?" diye. "Çıkmaz" diyordum ya, "Mümkün değil. Yani yeryüzü tarihinde, bırakın Türkiye'yi, yeryüzü tarihinde böyle bir olayın örneğini bulamazsınız. Dünyada bulamazsınız. Hatta iddia ediyorum, en faşist rejimlere gidin, onlarda bile böyle bir saçmalık bulamazsınız."

Demokrasi varmış gibi, adalet varmış gibi, sanki onlarla böyle maskelemeye çalışıyor, süslemeye çalışıyorlarmış gibi, bu millete dönüp de diyorlar ki, "Bak, ben sana yalan söylüyorum. Ben sana bir hikaye uyduruyorum. Sen de safsın. Sen... Ben seni kolayca kandırabiliyorum." O nedenle diyorlar, "Nasıl ben seni inandırırım? Bak bu kararı da alıyor."

DAMARINDA AHLAKSIZLIK OLANLAR…

Hepimizin en çok kahrolduğu şeylerden birisi şudur: Siyaseti kendi çıkarı için yapan, altındaki koltuk gitti diye, sahip olduğu imtiyaz gitti diye onun derdine düşen, dilinde demokrat, sözünde siyaset ama damarında ahlaksızlık olan bazı insanlar bunlarla iş tuttular, iş tuttular!"

KOCA BİR YALANMIŞSINIZ!

Onların uyuduğu saatlerde biz gecelerin geç saatlerine kadar, onların uyanmadığı sabahlarda sabahın köründe inanarak alanlara, halka gitmiştik ve onlar için oy istemiştik, oy. Onları biz yoldaş sanmıştık. Onları biz gerçek sanmıştık. Koca bir yalanmışsınız! Koca bir enkaza dönmüşsünüz! Bu milletin, bu milletin yüreğinde öylesine acı bir yara yarattınız ki... Çünkü milyonlarca insan gittiler ve size o sandıklarda oy verdiler. Bu, bunlarla iş birliği yapın diye mi verdiler oyu size? Bu partiyi bu hale düşürün diye mi oy verdiler size? Hangi vicdanla kabul ediyorsunuz bunu? Hangi yüzle gideceksiniz ve o koltuklarda kendi hakkınızmış gibi oturacaksınız? Bunu, bunu kendinize nasıl, nasıl, nasıl sindireceksiniz? Bunu içinize nasıl sindireceksiniz? Biz, ben bu partinin evlatlarından biriyim. Utanmadan o binalarda nasıl duracaksınız? Utanmadan ben burada bir yöneticiyim nasıl diyeceksiniz? Siz kime hizmet ediyorsunuz? Kiminle iş birliği yapıyorsunuz? Bunlarla iş birliği yapın diye mi verdiler oyu size? Bu partiyi bu hale düşürün diye mi oy verdiler size? Hangi vicdanla kabul ediyorsunuz bunu? Hangi yüzle gideceksiniz ve o koltuklarda kendi hakkınızmış gibi oturacaksınız?” dedi.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu haber henüz yorumlanmamış...

Benzer Haberler
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2026 Gerçek İzmir