MENÜ
İzmir
Gerçek İzmir
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Tugay'dan dev fuar açılışında 'adaylık' mesajı!
Yerel Yönetimler
30 Nisan 2026 Perşembe 12:55

Tugay'dan dev fuar açılışında 'adaylık' mesajı!

İzmir’de 12’ncisi düzenlenen Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı kapılarını açtı. Başkan Cemil Tugay, konuşmasında adaylık mesajı vererek " Türkiye’de üreticiler markalaşmayı başaramazsa insanlar emeğinin karşılığını alamaz. Ben bu ülkenin evladı olarak görevimin başındayım. İnsanlarımız istediği sürece bu görevi yapmaya devam edeceğim. Benim olmadığım zaman başka evlatlar bu görevde olacak" dedi.

GERÇEKİZMİR - İzmir’de bu yıl 12’ncisi düzenlenen Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı kapılarını açtı.

Sektörün önemli paydaşlarını bir araya getiren fuarın açılışına İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay başta olmak üzere çok sayıda isim yer aldı.

Açılış törenine Başkan Cemil Tugay’ın yanı sıra CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Tarım ve Orman Politikaları Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, Gaziemir Belediye Başkanı Ünal Işık, Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan ve Tire Belediye Başkanı Hayati Okuroğlu katıldı.

Konuşmasında İzmir’in tarımsal potansiyeline dikkat çeken Başkan Tugay, kentin zeytin ve zeytinyağı üretiminde önemli bir konuma sahip olduğunu vurguladı. Tugay, şunları kaydetti:

“Bazı şeyler rakamlarla bazıları da duygularla iade edilebiliyor. İşin duygusunu ve anlamını ifade etmemiz gerek diye düşünüyorum. Geçenlerde yurt dışında toplantıda yanımda oturan birine İzmir’i anlatmaya çalışıyordum. ‘Ben zeytinyağını çok seviyorum’ deyince, ‘Dünyanın en iyi zeytinyağının ülkemizde üretildiğini size ispat edebilirim’ dedim. Anadolu, tarımın sadece bugünkü yapılış şekliyle değil tarihsel olarak da ana toprağı, insanların yerleşik düzene geçtiği, tarım yapmaya başladığı toprakların mirasçılarıyız. O yüzden sahip olduğumuz bu zenginliğin kıymetini bilmemiz, hakkını vererek işleyip emeğe, ürüne ve markaya dönüştürmeyi sağlamamız gerekiyor.”

Fuara katılımın öncesine göre arttığını söyleyen Tugay, “Bugün 85 firmayı,  19 şehri ve 5 ülkeyi bu çatı altında toplanmanın gururunu yaşıyoruz. Arkadaşlarımız bir önceki fuara göre yüzde 50 daha fazla katılım olduğunu söylediler. Ama fuarların sıkıntı içinde olduğu bir dönemdeyiz. Yakın zamanda savaş ve bunun getirdiği sıkıntılar oldu Biz üreticiyi, sanayiciyi, ihracatçıyı, kooperatifçiyi, akademisyenleri bir araya getiriyoruz” dedi.

Bu fuar, çok katmanlı bir fuar. Çünkü tarım artık tek başına üretmek değil. Ürünü ham bir şekilde ortaya çıkarmak değil, nitelikli üretimi gerçekleştirmek, ürettiğinizi hakkıyla işlemek, markalaştırmak ve doğru pazarlamakla anlam kazanıyor üretim. Zeytin üretiminde ülkemiz güçlü bir konumda. Türkiye’de 200 milyondan fazla zeytin ağacı var. Yılda ortalama 300 bin tonun üzerine zeytinyağı, 700 bin tonun üzerinde sofralık zeytin üretiliyor. Zeytin sektörünün dünyadaki ana aktörlerinden birisidir Türkiye Bu bilinçle hem gurur duymalı hem de sorumluluğun ağırlığını fark etmemiz gerekiyor. Yüzde 14’ünü, yağlık zeytin üretiminin yaklaşık yüzde 18’ini tek başımıza karşılıyoruz. Bu anlamda zeytinyağı açısından öncüyüz.

BÜYÜYEN BİR POTANSİYELE SAHİBİZ

İkinci kenti İzmir. Bu konuda üreticilerimize pek çok destek sağlıyoruz. Bağcılık ve şarap üretiminde de her geçen gün büyüyen bir potansiyele sahibiz. Tüm bu başarılar tesadüf değil. İzmir bir liman kenti ve çok önemli bir tarım havzasının dışa açılan penceresi. Bu yüzden asırlardır tarımıyla, üretimiyle ve ticaretiyle İzmir, her zaman zirveye oynamış bir kenttir. Elimizdekinin kıymetini bilirsek kazanırız. İzBB olarak bu bilinçle hareket ediyoruz.

İNSANLARIMIZ İSTEDİĞİ SÜRECE BU GÖREVİ YAPMAYA DEVAM EDECEĞİM

Bu dönemde pek çok farklı sektörden insanımızı bir araya getirerek konseyler oluşturarak yönetimimizi sürdürüyoruz. Katılımcı yönetim sözde kalmamalı. Getirilebilecek en işlevli hale getirilmeli ve geleceğe dönük yol haritaları hazırlamalıyız. Şu anda bizim yürüdüğümüz yol kadar etkili ve hızlı yol yürüyen bir şehir yok. İzmir, fark yaratan bir şehirdir. Özel sektörü, kamuyu, sivil toplumu ve akademisyenleri bir araya getirip çalışma fikri doğru bir fikirdir. O nedenle bizim tarım konseyimiz, gıda konseyimiz, gastronomi konseyimiz var. Bir de zeytin konseyimiz var. Bu konsey kimseye kapalı değil. Daha fazla üretimi nasıl yaparız, daha fazla verimliliği nasıl sağlarız, nasıl işbirlikleri yaparızı konuşuruz. Ürettiğimiz ürünün markalaşmasını sağlamalıyız. Biz ürettiğimiz ürünü markasız olarak ihraç ediyoruz, onlar markalandırıp kendi ürünleri gibi satıyorlar. Bizim 1 liraya sattığımızı onlar 5-10 liraya satıyorlar. Eğer Türk insani markalamayı ve pazarlamayı başaramazsa insanımız hak ettiğini kazanamaz. Kooperatifler açısından da güçlü bir şehirdeyiz. Onlarla beraber yol almaya da devam edeceğiz. Türkiye’de üreticiler markalaşmayı başaramazsa insanlar emeğinin karşılığını alamaz. Ben bu ülkenin evladı olarak görevimin başındayım. İnsanlarımız istediği sürece bu görevi yapmaya devam edeceğim. Benim olmadığım zaman başka evlatlar bu görevde olacak. Eğer Türkiye’nin sıkıntıları varsa, yaptığımız işlerle ilgili sıkıntılarımız varsa, iyileşmeye ihtiyacımız varsa bu ülkenin evlatları şunu unutmasınlar: Türkiye, kendi çocuklarıyla şifa bulacak.

SOLAKOĞLU: TÜRK MUTFAĞINI TANITAMIYORUZ

CAO Tarım ve Orman Politikaları Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu ise şöyle konuştu:

“Türkiye, bütün dünyadaki çam balının yüzde 92’sini üretiyor ama bir markamız yok. Zeytinimiz var, kazanca çevirebiliriz ama yurt dışında tanınan bir markamız yok. Aslında hamallık yapıyoruz. Çok çalışıyoruz ama para kazanamıyoruz. Bunun nedeni, biz desteklenmiyoruz. Üretimin para kazandığı ama markalaşmanın gerçekten desteklendiği bir yer. Parmesan örneği ve eski Trakya kaşarı. Muhteşem bir lezzet. Bunun karşısında parmesan var. Muhakkak bir şeyin yanında yemeniz lazım. Ama İtalyan, doğru bir kooperatifleşme modeliyle, devletinin verdiği destekle markalaşma sayesinde bizim peynirimizden daha kalitesiz bir peyniri bütün dünyaya tanıttı. Biz bütün bu zenginliklerin üzerinde otururken hiçbir şekilde kendimizi markalaştıramamışız. Hep fasonculuğa kaçmışız. Standardın olmadığı bir yerde markalaşmanın olması mümkün değil. Biz, Türk mutfağını bütün dünyaya tanıtmamız lazım. Türk mutfağı şu an dünyada genel gıda eğilimine baktığınızda en önde gelen mutfaklardan biri ama biz bunu tanıtamıyoruz.”

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu haber henüz yorumlanmamış...

Benzer Haberler
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2026 Gerçek İzmir