Urla'da 24 dev proje: Kurdeleleri CHP Lideri Özel kesecek!
Bornova'da dikkat çeken farkındalık etkinliği
Efes Selçuk'ta gençlere kariyer yolculuğu eğitimi
Konak'ta çeyrek final heyecanı

Asena TUNCA/GERÇEKİZMİR - İzmir'in sağlık turizmindeki geleceği masaya yatırıldı.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Türkiye Uluslararası Sağlık Turizmi Meclisi ve İzmir Ticaret Odası iş birliğiyle düzenlenen “Sağlık turizmi Ege bölge toplantısı” yoğun katılımla gerçekleştirildi.
İzmir Ticaret Odası'nda yapılan toplantıya Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay da katıldı.
“TÜRKİYE’NİN KAMU YÖNETİMİ SORUNU VAR”
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay konuşmasında sağlık turizminin gelişimi önündeki yapısal sorunlara dikkat çekti.
Kamu yönetimindeki aksaklıkların süreci zorlaştırdığını ifade eden Tugay, “Kamu maalesef talepleri karşılayacak adımları atamıyor. Adeta süreci ağırlaştıran hantal bir yapı gibi duruyor. Türkiye’nin bir kamu yönetimi sorunu var. Verilen kararlardaki eksik ve hatalar ile ağır işleyen süreç, ülkenin en önemli sorunlarından biri olarak öne çıkıyor” dedi.
Başkan Cemil Tugay ise, “Kamu maalesef talepleri karşılayacak adımları atamıyor. Adeta süreci ağırlaştıran hantal bir yapı gibi duruyor. Türkiye’nin bir kamu yönetimi sorunu var. Verdiği karardaki eksik ve hatalarla ve ağır işleyen süreçle bu Türkiye’deki en önemli sorun” ifadelerini kullandı.
Kendi mesleki geçmişine de değinen Tugay, plastik cerrahlık yaptığı dönemde İzmir’in sağlık turizminde önemli bir merkez haline geldiğini belirtti.
Yurt dışından çok sayıda hastayı İzmir’de tedavi ettiğini aktaran Tugay, bu süreçte sağlık turizminin sadece tedaviyle sınırlı olmadığını, konaklama, ulaşım ve turizm faaliyetlerinin de entegre şekilde yürütüldüğünü ifade etti.

“DANİMARKA’NIN EN ÜNLÜ PLASTİK CERRAHIYDIM”
Tugay şunları söyledi: “Bilenler vardır, plastik cerrahlığım döneminde İzmir’in sağlık sektöründe gelişmesine çok hizmet vermiştim. İki hastamdan biri yabancıydı. Avrupa’da bayağı ünlendim. Seriler yapılması teklifi aldım. Danimarka’nın en ünlü plastik cerrahıydım. Çok tesadüfi başladım. Hollanda’dan bir Türk turizmci hanımefendi geldi ve ameliyat oldu, sonuçtan çok memnun oldu. Ben aslında düşünüyordum da Hollanda’daki insanlar bu işlerin burada uygun fiyatlı olduğunu bilseler gelirler. “İzin verirseniz reklamınızı yapmak istiyorum” dedi. Ben de olur dedim. Bir süre sonra Amsterdam’da sağlık ve kozmetik fuarına davet etti. Gittik ve orada 3 gün fuara katıldık. Bayağı da bir laf işittik Hollandalı doktorlardan. “Sizin burada ne işiniz var, ucuz ameliyat edeceğiz diye. Siz kaliteli hizmet sunanlar değilsiniz” diye bayağı taciz ettiler bizi. Sonra hasta yağdı. Başa çıkamayacağımız yoğunlukta talep geldi. Hollanda’dan sonra Danimarka, Almanya gibi yerlerden çokça hasta geldi. Hasta gelemeyen yerlerden biri İtalya’ydı. Onu da anlamış değilim. Sayısını bilemediğim kadar binlerce yabancıyı İzmir’de ameliyat ettim. Bir sağlık turizmi şirketi kurdum. Bir kadro oluşturduk. Havaalanına geldikleri andan itibaren ekibimiz gelenleri alıyordu. Otel zaten bizim belirlediğimiz oteldi, orada tüm kalışlarını planlıyorduk. Hastanın yakınlığı olan kişilerin İzmir’de tarihi turistik yerlerde gezdirilmesi, rehberlik edilmesi, ne yiyip içecekleri, hepsini planlamıştık. Tıkır tıkır gitti. Sonradan yeni yeni şeyler yapılmaya başlandı.
“TÜRKİYE’NİN DOKTOR KALİTESİ DÜŞÜYOR”
Türkiye’nin hekim kalitesinin yüksek olduğuna dikkat çeken Tugay, son yıllarda eğitim kalitesinde düşüş yaşandığını söyledi. Tugay şunları söyledi: “Şunu anladım: Türkiye’nin çok üst düzey bir doktor kalitesi var. Bunu da söylemek zorundayım, bu kalite bozulma süreci yaşıyor. Tıp fakültelerinin eğitim kalitesi düşüyor ve maalesef bozulma süreci yaşıyor. Asla olmaması gereken bir durum. Binalar yapıp “buraya tıp fakültesi adını verdim” demekle olmuyor. İnsanları o kadar eğitmelisiniz ki ellerine kimse ölmesin. Özel sağlık sektörünün yarattığı rekabet ortada, iyi hekimlik çalışmaları sürüyor. Özeldekiler nitelikli hekimleri topluyor ama kamuda oran düşüyor. Türkiye ile ilgili genel sorun; Türkiye’yi güvenli ülke olarak görmemeleri ve yoğun propagandanın dışarıda yürüyor olması. Bu bir ölçüde karşılık buluyor ama referanslarla insanlar bunu aşabiliyor. 2025 yılında sağlık turizmindeki düşüş tamamen Türkiye’nin daha pahalı bir ülke olmasından kaynaklanıyor. Bunu yurt dışından gelen hastaları tedavi eden hekimlerle konuştuğumuzda duyuyorum. “Türkiye daha pahalı ülke konumuna düştü, o yüzden kan kaybediyoruz” diyorlar. Şu soruyu sormamız lazım: Gerçekten güvenli bir ülke miyiz? Bunu çok objektif olarak sormalıyız. Benim cevabım, olması gerektiği kadar güvenli değiliz. Şiddet olayları, mafyalaşma, yeme-içme tesisleri başta olmak üzere hizmet sektöründeki kalitenin denetlenmemesi bizi güvensiz ülke konumuna düşürüyor. Dışarıda bu bire bin katılarak anlatılıyor. Sağlık turizminden bahsediyorsak, merdiven altını çok net ve kesin şekilde durdurmalıyız. Hiçbir şekilde şarlatanlığa izin vermemeli ülkemiz.
“İzmir’de yıllardır sağlık turizmi denilince insanlar termal turizmi düşündü. Şu anda bizim sağlık turizminden gelen en büyük sebep estetik işlemler için insanların Türkiye’ye gelmeleridir” diyen Tugay sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye bu konuda yıldız ülkelerden biriydi. Özel sektör çok nitelikli tedavi ortamı sağlamıştı. Fiyat açısından da gerçekten çok iyi durumdaydı. Kozmetik işlemler, diş tedavisi, saç ekimi de dahil, bir miktar da tüm vücut uygulamaları. Bunlar yurt dışında ciddi maliyetlerle yapılan işler. Ben daha önce özel hastanede de hekimlik yaptım. Yurt dışı özel sigortalarla anlaşma yapmaya çalıştık, hiçbiri yanaşmadı. Ben bu sektörün içinden geliyorum, ciddi deneyimim var. Türkiye’ye tatil için gelen ve gerçekten rahatsızlanan insanların tedavilerini ödüyorlar ama hiç kimsenin kendi ülkesinde yapılabilen tedavi için buraya gelmesini kabul etmiyorlar. Sigortalar bunun önünü açmıyor. Yani bizim sağlık turizmi dediğimizde termal turizm, kozmetik, diş, saç gibi işlemlerden bahsediyor gibi bir halimiz var. Mahmut başkan altını çizdi ve bence en önemli konulardan biri. Üçüncü yaş turizmi diye bir şey var. Özellikle Avrupa çok ciddi yaşlı nüfusla beraber “biz bunlarla ne yapacağız” diye kara kara düşünüyor. Eğer oradaki yaşlı insanları burada doğru tesislerde, güvenli şekilde, iyi planlanmış hizmet modeliyle ağırlayabilirsek çok inanılmaz bir potansiyel var. Türkiye birçok yönüyle Avrupalı yaşlılar için potansiyeli olan bir ülke. Ama güven duymuyorlar. Üçüncü yaş turizmini hedefleyen çalışma duymadım bugüne kadar. Özellikle İzmir’in çok ciddi potansiyeli vardır. Birilerinin o tesis yatırımlarını yapması lazım. İsviçre’nin sağlık turizmi alanında yaptığı en önemli yatırım, yaşlıları 2-3 hafta konuk ettikleri anti-aging klinikleridir. Dünyanın en zengin insanları tazelenmek için oralara gidiyorlar. İsviçre’ye gidiyorlar çünkü orası İsviçre. İsviçre deyince aklınıza ne geliyor, Türkiye deyince ne geliyor? Eksiklerimizi görmeliyiz, onun için böyle acı konuşuyorum.
GÜVENLİ TÜRKİYE VURGUSU
Bir bütün olarak bakılmalı bu işe. Şehir, ülke bir bütün ve bu iş onun bir parçası. İnsanların buraya gelişinden, ayrılıp gittiği ana kadar burada yaşadığı her şey bu işin bir parçası. Ama genel anlamda bizim burada iyi tesis ve organizasyon yapmamız lazım. Her türlü sahtekârlık ve yanlışın bir an önce durdurulması lazım. İnsanların en çok istediği şey güvenlik. Sonra da rekabetçi ortamda makul bir fiyatınızın olması lazım. Bunların da denetlenmesi lazım.”
TUGAY’DAN ÜZÜCÜ ÖRNEK: ‘İZMİR İSTANBUL’UN NERESİNDE’ DİYE SORDULAR
Bir hastası ile yaşadığı üzücü örnekten bahseden Başkan Tugay “İzmir adına da üzücü bir örnek olarak yaşadığım için söyleyeceğim: “Yıllar önce insanlar “ameliyat olmak istiyorum” diye yazıyor, biri “neredesiniz?” dedi. İzmir’de olduğumu söyledim. Şunu söyledi bana: “İzmir İstanbul’un neresinde?” Hayatım boyunca İstanbul kompleksli olan insanları eleştirdim ama İzmir kendini yeterince tanıtabilmiş değil” dedi.
İzmir’in uluslararası alanda yeterince tanınmadığını da vurgulayan Tugay, kentin tanıtımı için daha güçlü ve koordineli bir çalışma yürütülmesi gerektiğini ifade etti.
İZMİR’İ TANITALIM DİYE KENDİMİZİ PARÇALIYORUZ
Tugay, “Bizler yurt dışında İzmir’i tanıtalım diye kendimizi parçalıyoruz. Önümüzdeki hafta Lyon’da konuşmacı olarak davet edildik. Buranın nasıl bir yer olduğunu anlatmak bir yandan içimizi burkuyor ama herkesin İzmir’in tanıtımına önem vermesi gerekiyor çünkü insanlar İzmir’i tanımıyor. Azerbaycan, Kazakistan’dakiler tanımıyor, Avrupa ülkelerindekiler tanımıyor. Geçen hafta Brezilya Büyükelçisi geldi, tanımıyorlar. 5,5 milyar dolarlık ticaret hacmimiz var. Biz onlara 1 milyar dolarlık ürün ve hizmet satıyoruz, onlardan aldığımız 3 katı. Brezilya bizi yeterince tanımıyor. Burada Meryem Ana var; Güney Amerika için Meryem Ana çok kutsal bir ziyaret alanı, bir tür haç alanı. İzmir’in tanıtımı için kolektif çaba içinde olmamız gerekiyor.
TUGAY’DAN KÜLTÜR VE TURİZM İL MÜDÜRLÜĞÜ’NE ÇAĞRI
Herkesin masada olduğu çalışma ortamlarına ihtiyaç var. Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü’ne sesleniyorum. Bu şehrin belediye başkanı olarak görevde bulunduğum süre içinde tarım, turizm ve ticarette İzmir’in 3-5 basamak fazla yükselmesi için elimden geleni yapmaya hazırım.”
|
Azime cemal tugay baskan bu ülke için bir şanstır 27 Mart 2026 Cuma 15:32
|






Sayfa başına git