Yetkin Report’tan Gazeteci Muharrem Sarıkaya, Kılıçdaroğlu’nun yakın çevresine yaptığı değerlendirmeler aktardı. Sarıkaya, Kılıçdaroğlu’nun arınma olmadan kurultay gitmeyeceğini ifade ettiğini söylerken, TGRT’ye teşekkür eden İzmir Milletvekili Polat için ise, “TGRT’ye teşekkür etmesi yanlıştı” dediğini aktardı.
GERÇEKİZMİR - Yetkin Report’tan Gazeteci Muharrem Sarıkaya, CHP’deki ‘mutlak butlan’ kriziyle ilgili mahkeme kararıyla yönetime atanan Kemal Kılıçdaroğlu’nun yakın çevresine yaptığı değerlendirmeleri aktardı. Buna göre Kılıçdaroğlu, “Toplum ilk başta tepki gösterebilir. Ama onlar bunu yapıyor diye biz arınmaktan vaz mı geçeceğiz?” diyor ve arınma olmadan kurultaya gitmeyeceğini ifade ediyor.
Sarıkaya’nın aktardığına göre Kılıçdaroğlu, TGRT habere teşekkür ederek ‘iyi ki varsınız’ diyen İzmir Milletvekili Mahir Polat hakkında ise, “Mahir Polat arkadaşımızın TGRT’ye teşekkür etmesi yanlıştı. Benim yakınlığım yok” dedi.
Sarıkaya'nın yazısının tammaı şöyle:
Özgür Özel 2 Haziran’daki CHP TBMM Grup toplantısında Kurultay’ın 12 Temmuz’da toplanması için yeterli delege ve milletvekili imza sayısının aşıldığını söyleyerek, istinaf mahkemesinin “mutlak butlan” kararı ile Genel Başkanlık koltuğuna oturan Kemal Kılıçdaroğlu’nu Kurultay toplamaya çağırdı.
Ancak kendisine yakın kaynaklarla sohbetimde aktarılanlara göre Kılıçdaroğlu, istendiği kadar imza toplansın, “partiyi hırsızlardan temizlemeden” kurultaya gitmeyeceğini söylüyor.
Kılıçdaroğlu’nun parti sözcüsü ilan ettiği Müslüm Sarı, 2 Haziran basın toplantısında, Kılıçdaroğlu’nun Merkez Yönetim Kurulu (MYK) listesini açıklarken, mahkeme kararında söz edilen “tedbir” kalkmadıkça “Kurultaya gidemeyeceklerini” söylemişti. Kılıçdaroğlu da Bayram’ın ilk günü gazetecilere “Tedbir oldukça istese de Kurultay’a gidemeyeceğini” söylemiş, Özel de buna “Asıl tedbir olduğu için gidilmesi gerekir” yanıtını vermişti.
Oysa Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP kaynaklarıyla yaptığım görüşmeler, “tedbir” gerekçesinin asıl neden olmadığını, Kılıçdaroğlu’nun partide kapsamlı bir tasfiye olmaksızın Kurultaya gitmek istemediğini gösteriyor.
“Hırsızlar partiden temizlenmeden…”
Genel Merkez kaynaklarıyla yaptığım görüşmelerden edindiğim izlenim ve Kılıçdaroğlu’nun yakın çevresiyle yaptığı değerlendirmelerden aktarılanları şöyle özetlemek mümkün.
• Kılıçdaroğlu “Kurultaya gitmeyeceğim demiyorum ki, tedbir olduğu sürece, bu şartlarda gidemeyiz diyorum” diyor.
• Yargıtay’a yapılan başvuruların geri çekilmesi durumunda tedbir sürecinin sona ereceği anımsatıldığında ise Kılıçdaroğlu, “Tamam kurultayla gideceğim” diyor; “Ama parti kirlilikten arınmadan, hırsızlar partiden temizlenmeden kurultaya gidilmesi doğru mu? Bakın bakalım önceki yönetimin yanında olan isimlere. Nasıl zenginleşmişler bir anda? Savcılık şimdi yakınlarının da malvarlıklarının araştırılmasını MASAK’tan istedi. Bakalım neler çıkacak?”
• Bunun kurultay sürecini daha da uzatacağı anımsatıldığında da Kılıçdaroğlu’nun, “Dijital çağda uzun sürmez, bir ay içinde hepsi ortaya çıkar; o zaman bakalım kim ne diyecek?” dediği de belirtildi.
• Kılıçdaroğlu yakın çevresiyle yaptığı değerlendirmelerde İsmet İnönü döneminden sonra “tek başına iktidar olamamasına rağmen ahlaki üstünlüğünü koruyarak kimliğini ayakta tutmayı başardığına” vurgu yapıyor.
• Partide yaşananlardan kendisi de hoşnut değil. Ama yakında herkesin kendi haklılığına inanacağına inanıyor.
“Butlan çıkarsa gelirim dedim”
Kılıçdaroğlu’nun CHP’deki duruma dair yakın çevresiyle paylaşımları şöyle özetlenebilir.
• “Özgür Özel ile her türlü diyaloğu, ortak çözümü denedim ama olmuyor. Özgür Bey arınmayı kabul etmekten kaçınıyor. Butlan kararı çıkmadan önce Mansur Yavaş (Ankara Büyükşehir Başkanı), Vahap Seçer (Mersin Büyükşehir Başkanı) ve Engin Özkoç birlikte geldiler ve Mutlak Butlan çıkması halinde benim görevi kabul etmememi istediler. Ben de kendilerine eğer bir çağrı heyeti oluşturulmak istenirse bunda yer almayacağımı, ama butlan ile göreve dönmem yönünde bir karar çıkarsa da bunu kabul etmek durumunda kalacağımı söyledim. Çünkü ben kabul etmediğim takdirde çok daha sıkıntılı bir sonuç doğuracağını, kişilerin eline kalacağını belirttim. Butlan kararı çıkınca da verdiğim sözde durdum.
“Butlan kararı ardından Özel’i aradım”
• Butlan kararı çıktığı gün de Özgür Bey’i de aradım, haldi gel beraber bir yol bulalım diye ama yanaşmadı.
• (Sabah 07:00’de partiye giden milletvekilleri) Ben yollamadım, milletvekili arkadaşlar gitmiş. Ama onları da içeri almamışlar. Milletvekili partisinin genel merkezine nasıl sokulmaz? (Partili olmayan kişilerle gitmişler) Yanlarındaki o kişilerle gitmeleri doğru değildi. Belki o saatte gitmeleri doğru olmayabilir, ama milletvekilini içeri nasıl almazsınız siz parti genel merkezinde.
• Ayrıca o gün polisin içeri girmesi doğru değildi. Ama bana 10’uncu, 12’nci katlara, 5 ve 6’ya polisin girmediğini söylediler. Genel Başkan ve yardımcılarının bulunduğu katlara polis girmemiş. Ben bana söyleneni söylüyorum.
“Partiyi arındırmadan gitmem”
• Ben de kurultay istiyorum. Kurultay yapılmayacak demiyordum ki… Kurultay tabii ki yapılacak. İmza sayısı bırakın 900’ü, 1300 de olabilir, ama tedbir kararı varken kurultayı nasıl toplayacaksınız? (Yargıtay’daki başvurular çekilince toplanır) İyi de mahkeme para ile delege alıp satan 8 kişinin adını da kararında belirtti. Onları ne yapacağız? Parayı alanlar, aldım diyor; onlarla ilgili ne diyeceğiz? Parti kirlilikten arınmadan kurultaya gidilmesi doğru mu? Bu kişiler para ile iş yaptı.
“Villaları kimin aldığını açıklayacağım”
• Bu parti İnönü dönemi hariç, tek başına hiç iktidar olmadı. Ama bu sürede hiç kimse ahlaki yönden partiye tek kelime edemedi. Ahlaki üstünlüğünü ve dürüstlüğünü hiçbir zaman kaybetmedi.
• Biz partiyi tekrar kirli insanlara bırakırsak, para karşılığı delege alıp satanların kirli oyunlarına tekrar teslim edersek, hırsızlara, zenginleşmesinin kaynağını açıklayamayan en yakınındaki kişilere partiyi bırakırsak, o zaman arınmayı nasıl başaracağız?
• O villaları kim nasıl almış, onların hepsini tek tek sıralayacağım. Bir süre sonra herkes kimin ne olduğunu anlar, maskeleri düşer. Bu kişilerin partiden atılmasını sağlayacağım.
• Zenginleşmesinin kaynağını açıklayamadığı için muhasebe ofisini yakan bir insandan söz ediyorum. Neden yanar bir şirketin muhasebe ofisi? Kirli paranın kaynağını açıklamayacağı için… Ne kadar sürerse o kadar… Ama kısa sürede kurultayı toplarız, uzun sürmez. Yakında hepsini tek tek açıklayınca insanlar kimin ne olduğunu görür.
“Erdoğan’ın kontrolüne niye gireyim?”
• Toplum ilk başta tepki gösterebilir. Ama onlar bunu yapıyor diye biz arınmaktan vaz mı geçeceğiz? Temiz olmayan, kirli insanları partide mi tutalım? Bu mu isteniyor? Ben hepsini temizleyeceğim.
• Partiden bir şirkete tam 700 milyon lira vermişler. Özgür Bey’e soracağım bu parayı niye verdin diye… Kim bunlar? Para ile irade satılır mı? Ben onların televizyonlarına çıkmak istiyorum. Halk TV’de, Sözcü TV’de “Haydi gelin, bana dilediğinizi sorun” diyorum ama beni çıkarmıyorlar.
• Beni Erdoğan ile diyalog kurmakla suçluyor. Oysa Bülent Arınç üzerinden diyalog kurmaya çalışan kendisiydi. Ben çıkıp müzakere değil, mücadele lazım demedim mi? Ben Erdoğan’ın kontrolüne niye gireyim?
• Bana diyorlar ki bayramlaşma konuşmasında iktidara laf etmedi… Söyledim ya, 418 milyarı, 128 milyarı, 5’li çeteyi. Müzakere değil mücadele etmek lazım dedim yine.

"Mahir Polat'ın TGRT'ye teşekkür etmesi yanlıştı"
•Mahir Polat arkadaşımızın TGRT’ye teşekkür etmesi yanlıştı. Benim yakınlığım yok.