Afyonkarahisar'da düzenlenen "İl Belediye Başkanları" toplantısında konuşan CHP lideri Özgür Özel, tutuklanan Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın disiplin sürecine ilişkin, "Önümüzdeki günlerde CHP, aldığı karar doğrultusunda kendisinden bekleneni kendisine yakışır bir şekilde hayata geçirecek" açıklamasını yaptı.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Afyonkarahisar'da düzenlenen "İl Belediye Başkanları" toplantısında açıklamalarda bulundu.
Cumhuriyetin 100'üncü yılında Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal durumu değerlendiren Özel, "100 yıl sonra bir kez daha yoksulluğu yenmeyi istiyorduk. İşsizliği bitirmeyi istiyorduk. Her türlü adaletsizliği, başta gelir adaletsizliği olmak üzere bitirmeyi; mutfaktaki yangını söndürmeyi, cüzdandaki yangını söndürmeyi ve Türkiye'de hiç kimsenin hak etmediği şekilde emeklilerin yoksulluğunu, emekçilerin çaresizliğini ortadan kaldırmak, barınma krizini çözmek istiyorduk" dedi.
"ÖZKAN YALIM" AÇIKLAMASI: "ÖNÜMÜZDEKİ GÜNLERDE..."
Tutuklanan Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın disiplin sürecine ilişkin de konuşan Özel, "Geçtiğimiz günlerde, operasyonların bir tanesinde hiçbirimizi memnun etmeyecek görüntüler oldu. Orada da öz eleştirimizi ve gerekli görevlendirmeleri yaptık. İlgili hukukçu arkadaşlarımız, MYK'nın verdiği yetkiyle raporlarını hazırladı" dedi.
CHP lideri, "Önümüzdeki günlerde CHP, aldığı karar doğrultusunda kendisinden bekleneni kendisine yakışır bir şekilde hayata geçirecek" ifadelerini kullandı.
CHP'Lİ BELEDİYELERE OPERASYONLARA 'MELİH GÖKÇEK'Lİ TEPKİ
CHP'yi belediyelere yönelik operasyonlara da tepki gösteren CHP lideri Özel, "Bu Melih Gökçek yargılanmayacak ama temiz belediyeciliğin kitabını yazan arkadaşlarımız bu ithamlarla karşı karşıya kalacak, hadi oradan!" diye konuştu.
İÇİŞLERİ BAKANI ÇİFTÇİ'YE "SORUŞTURMA" YANITI
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin "CHP’den çok fazla AK Partili beledilere soruşturma izni var" ifadelerine yanıt veren Özel, şu ifadeleri kullandı:
"Yeni İçişleri Bakanı’na minnettarım. Diyor ki 'AK Parti ile CHP arasında ayrım yapıldığı doğru değil.' Madem CHP’den çok fazla AK Parti belediyesinde iddialar ve soruşturma izni var. Hangi AK Partili belediye başkanını iki kolunda iki polisle, jandarmayla gördük? Hangi AK Partili belediye başkanının sabah 6’da kapısına dayandınız, hangisini tutukladınız? CHP'ye yapılan iş, tamamen iktidar yürüyüşünü engellemek için haysiyet cellatlığıdır."
Gelir adaletsizliği, emekli ve emekçi yoksulluğu ile barınma krizini çözmek istediklerini belirten Özel, "'Dört gençten üçü fırsatını bulursam yurt dışına giderim' demesinin en büyük beka sorunu olduğunu görüp dünyanın gelişmiş ülkelerinin Türkiye üzerinde hesap yapmasından, hayal kurmasından korkmayıp; kendi gençlerimizin dünyanın öbür ucunda hayal kurmasından duyduğumuz rahatsızlıkla bu işi geriye çevirmek istiyorduk. Ve bunun için de cumhuriyetin ikinci yüzyılının ilk seçimlerini kazanmak istiyorduk" ifadelerini kullandı.
"BÜYÜK BİR DUYGUSAL KOPUŞ YAŞANDI"
Mayıs seçimleri sonrası muhalif seçmende oluşan hayal kırıklığına dikkati çeken Özel, şöyle konuştu:
"Mayıs ayında yapılan seçimlerde büyük bir üzüntüye, büyük bir hayal kırıklığına uğradık. Devamında Türkiye adeta muhalif seçmenlerin hayata küstükleri, büyük bir duygusal kopuş yaşadıkları bir dönemi yaşadı. Partimiz anketlerde çok kötü bir durumdaydı.
Yaklaşan yerel seçimlerde kimse oy kullanmayı düşünmüyor; kararsız değil ama tepki ve protesto oyları yüzde 30, 40'ları aşmış durumdaydı. Ve bu durumda burada bir ayağa kalkışa, bir öz eleştiriye ve ardından bir kenetlenişe ihtiyaç vardı. İşte biz hep beraber bunu başardık ve önce bir öz eleştiri yaptık; sonra kenetlendik ve hep birlikte yerel seçimlere doğru ilerledik."
"GAZİ'DEN KALAN ÜÇ ANAHTARLA KİLİTLERİ AÇTIK"
Özel, yerel seçim stratejisinde bilimsel yöntemlere ve anketlere büyük önem verdiklerini dile getirerek, "Neredeyse 50 yıldır siyaset kalesinin başarı kapısı partimize kapalıydı. Üstündeki üç koca kilidi Gazi'den kalan üç anahtarla; gençlere, kadınlara ve bilime güvenerek açtık. Doğru yöntemlerle, bolca anket yaparak, 350 bin anketle adayları belirleyip 255 bin anketle onları sahada takip ederek; normalde kampanya bütçesinin yüzde yarımı ölçme-değerlendirmeyken yüzde 16'sını ölçme-değerlendirmeye ayırarak vatandaşın beklentilerini, taleplerini ve bunları çözebilecek belediye başkan adaylarımızı ölçtük. Afyon Burcu Köksal'ı çağırırken Adıyaman da Abdurrahman Tutdere'yi çağırdı. Her birinizi kendi şehirleriniz göreve çağırdı. Biz bu görevlendirmeleri yaptık ve gerisini size bıraktık" diye konuştu.
"TRT'YE BÜYÜK SÜRPRİZ: CHP BİRİNCİ PARTİDİR"
31 Mart seçim akşamı yaşananlara ve TRT'nin yayın politikasına değinen Özel, "Hep diyordum ki: '31 Mart akşamı saat dokuz gibi TRT'ye büyük bir sürpriz yapacağım'. Millet, TRT'nin önünde protesto yapacağımızı falan düşünüyordu. Ekrana TRT'yi yansıttık ve dedim ki: 'TRT'ye büyük sürprizimizdir, 47 yıl sonra yeniden Cumhuriyet Halk Partisi birinci partidir. Buyurunuz TRT ekranlarında'. O başarıya, o zafere ulaşacağımızı biz biliyorduk. Birinci parti olacağımızı öngörmüştük" dedi.
Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Biz o gece 30 büyükşehirden 15'ini kazanarak ve Türkiye'de yedi bölgede il ve büyükşehir belediyesi kazanan tek parti olarak; Ege'de 9'da 9 yaparak; Afyon, Uşak, Kütahya gibi il belediyeleri üçgeninde büyük bir başarı kazanarak; elimizdeki bütün büyükşehirleri koruyup üstüne yenilerini ekleyerek çok önemli bir zafer kazandık.
Nüfusun yüzde 65'i artık bizden hizmet bekliyordu ve ekonominin yüzde 80'ine CHP'li belediyeler dokunuyordu. Bunu hatırlarsınız; hem o geceki konuşmalarınızda tevazu göstererek -ki her birinizde fazlasıyla var arkadaşlar- rakibi kırmadan, üzmeden, 'Bu seçimin kaybedeni yoktur, kazananı bütün millettir' diyerek hareket ettik. Kolay değil; 47 yıl boyunca kaybetmişiz. 22-23 yıl boyunca Adalet ve Kalkınma Partisi kazandığı her seçimin akşamı alay etmiş.
Daha İstanbul'dan Ankara'ya teşekkür konuşması, balkon konuşması yapmak için çıkacakken; evinin önünde bulduğu bir otobüsün üstüne çıkmış ve seçimi ilk turda yenemediği, ikinci turda küçük bir farkla geçtiği rakibiyle alay etmiş ilk bulduğu mikrofonda. Çıktığı her balkon konuşmasında tevazu göstermek yerine kibir göstermiş ve tüm Cumhuriyet Halk Partilileri, kendisine oy vermeyen herkesi bir şekilde rahatsız etmiş, rencide etmiş bir anlayışa karşı biz dedik ki: 'Kornalara basmayalım, davulları çalmayalım. Kaybeden adayın evinin önünde bize çalınan davulu zurnayı çaldırmayalım. Bu gecenin kaybedeni yok, kazananı millet'"
"MİLLET BİZE YATIRIM KREDİSİ VERDİ"
Halkın verdiği desteği bir "yatırım kredisine" benzeten Özel, şu değerlendirmede bulundu:
"Milletin bize verdiği yatırım kredisiydi. Yatırım kredisi önce verilen, sonra takip edilen bir kredidir. Eğer iyi şeyler oluyorsa 'Aman daha çoğunu verelim, siz devam edin.' deyip verenin fazlasını verdiği; ama krediyi riskte gördüğü zaman, iyi yönetilmediğini gördüğü zaman da geri çağırdığı bir şeydir. Ve yapılan yatırım şahsımıza, partimize değil; ülkenin geleceğine yatırımdır.
Geçen yıl ölçümler önümüze geldiğinde, vatandaşların Cumhuriyet Halk Partili belediyelerden memnuniyet oranı bizim ölçtüğümüz yüzde 59, AK Parti'nin anketinde ise yüzde 61'di. Başta çocuğa, kadına, yaşlıya dokunan; özellikle düşük gelir seviyesine, emekliye dokunan işler ve eşitsizliklere müdahale eden işler bir anda Cumhuriyet Halk Partili belediyeleri kabul noktasına getirdi. Özellikle bir yalan boşa çıktı. Yıllarca alamadığımız il belediyelerinde, belde belediyelerinde hep şu durumla karşı karşıya kaldık: Millet aslında mevcut yönetenlerin iyi yönetmediğini biliyor ama korkutuluyorlar. Sosyal yardım veriyorlar ve diyorlar ki: 'CHP gelirse sosyal yardımları keser'. Bu yalanın tuzla buz olduğunu gördük."
"MİLLETİN HİSSETTİĞİNİ ANLAYIP ÖLÇÜMLER ÖNLERİNE RAPOR OLARAK GELİNCE 'BU YÜRÜYÜŞÜ DURDURMALIYIZ' DEDİLER"
"Zaten Türkiye; büyük bir yoksullukla, işsizlikle boğuşan ve bu sorunların çözülmediği bir süreci gördü. Sadece yerel yönetimlerin veya Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın pansuman tedbirler uyguladığı, yaranın kanadığı, üzerine ara ara pansuman yapıldığı, seçim yaklaşınca biraz daha iyi bakıldığı, sonra biraz daha ihmal edildiği bir süreci gördü millet. Dedi ki millet: 'Bu AK Parti yoksulluğu yıllarca yönetti; ama görüyorum CHP gelirse yoksulluğu yok edecek. İşsizliği yok edecek, umutsuzluğu umuda döndürecek. Bu şehirleri ranta değil, halka açıyor bunlar', 'Her birisi yeşil alanla övünüyor; çok katlılarla, gökdelenlerle, betonlarla konuşmuyor; yeşil alanın metrekaresini artırmakla övünüyorlar'.
Birileri hayvanları toplatmanın, katletmenin peşindeyken; bunlar ekonomik imkansızlıklara rağmen hala 'Can dostlarım' diyorlar. Sahip çıkıyorlar, mama üretiyorlar, sahiplendiriyorlar, iyileştiriyorlar dedi. Bunu milletin hissettiğini anlayıp ölçümler önlerine rapor olarak gelince 'Bu yürüyüşü durdurmalıyız' dediler. Geçtiğimiz günlerde bilinçaltındakini söylüyor ya; 'Ey Özgür Efendi, bu gidişi durduramazsın' diyor. Benim onun gidişini durdurmak gibi bir niyetim yok ama o, Cumhuriyet Halk Partisi'nin gelişini durdurmanın telaşına düştü."
"GEÇTİĞİMİZ GÜNLERDE OPERASYONLARIN BİR TANESİNDE HİÇBİRİMİZİ MEMNUN ETMEYECEK GÖRÜNTÜLER OLDU"
Özel, şöyle konuştu:
"Bu salonda olması gereken iki arkadaşımız operasyonlarla şu anda tutuklu haldeler. Geçtiğimiz günlerde operasyonların bir tanesinde hiçbirimizi memnun etmeyecek görüntüler oldu, hiçbirimizi memnun etmeyecek bir noktaya gelindi. Orada da öz eleştirimizi ve görevlendirmeleri yaptık. Yasaklı görüşme süresi bittikten sonra ilgili hukukçu arkadaşlarımız görüştüler, MYK'nın verdiği yetkiyle de raporlarını hazırladılar. Önümüzdeki günlerde Cumhuriyet Halk Partisi, aldığı karar doğrultusunda kendisinden bekleneni, kendisine yakışır bir şekilde hayata geçirecek."
"MİLLETİN PARASINI KENDİ PARASINDAN DEĞERLİ GÖREN BELEDİYECİLİK ANLAYIŞININ ZEKATI ADALET VE KALKINMA PARTİSİ'NDE YOKTUR"
"Ancak herkes şunu bilsin ki, haysiyet cellatlığıyla kimse iktidara tutunamaz. Olmadık görüntülerin, devlet eliyle polisin yaptığı operasyonda hukukun dışına çıkıldığı iddia edilirse; kendini korumak için kendine emanet polis kamerasından 'paparazzi kamerası' çıkarıp, onu yandaş basına yollayıp, onun üzerinden siyaset yapanlara şunu diyelim: O olaydan üç hafta önce Sakarya'da ortaya çıkan ve üç hafta boyunca AK Parti'de kimsenin ağzını açmadığı, kulağını tıkadığı, duymadığı belediye başkanının rezaletine ancak bizim günlük reaksiyonumuzdan sonra istifa ettirdiklerini, yine konuşulan bir başka belediye başkanı rezaletinin bu süreçte ancak AK Parti tarafından nasıl örtüldüğünü görelim.
Cumhuriyet Halk Partisi'nin hizmetinin şeffaf, hesap verebilir icraatlarının ön planda olduğu bir süreçte; bir kişisel hata üzerinden bir haysiyet cellatlığını partiye mal ettirmek gibi bir niyetimiz asla yoktur. Cumhuriyet Halk Partisi'nin, Adalet ve Kalkınma Partisi ile karşılaştırılmaya kalkıldığında etik kurallara bağlılığı, hesap verebilir belediyeciliği, israftan kaçan, milletin parasını kendi parasından daha değerli gören belediyecilik anlayışının zekatı bile Adalet ve Kalkınma Partisi'nde yoktur."
"HANGİ AK PARTİ BELEDİYE BAŞKANININ SABAH 06.00'DA KAPISINA DAYANDINIZ?"
Melih Gökçek dönemine ve Ankara’daki yolsuzluk iddialarına atıfta bulunan Özel, "Bilhassa Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'e 'Eğer istifa etmezsen gereğini yaparız' dendiğinde, ben Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olarak bir belediye başkanına ne yapabilirim? İstanbul'u, Ankara'yı parsel parsel satanlar yargılanmayacak ama belediyeciliğin kitabını yazan arkadaşlarımız bu ithamlarla karşı karşıya kalacaklar. Buna Anadolu'da bir tane cevap var: Hadi be oradan" dedi.
İçişleri Bakanı'nın belediye soruşturma sayılarına ilişkin açıklamasına değinen Özel, denetimden kaçmadıklarını ancak uygulamada ayrımcılık yapıldığını belirterek, "Sayın Bakan'a teşekkür ederim. CHP'den çok daha fazla AK Parti belediyesinde iddia var ve soruşturma izni var; madem CHP'den çok daha fazla AK Parti belediyesinde iddia var ve soruşturma izni var; hangi AK Partili belediye başkanını iki kolunda iki polisle, jandarmayla gördük? Hangi AK Parti belediye başkanının sabah 06.00'da kapısına dayandınız? Hangisini dört gün gözaltında tuttunuz? Hangisini tutukladınız? İşte çifte standart buradadır. Cumhuriyet Halk Partisi'ne yapılan iş, tamamen iktidar yürüyüşünü engellemek için bir haysiyet cellatlığıdır. Milletin gözünün önünde film çekmek; milleti gördüğüne, yaşadığına değil, televizyonda gördüğüne inandırmaktır. Bu yapılan iş; devlet gücüyle, kamu gücüyle millet iradesini sakatlamak için şarlatanlık yapmaktır" diye konuştu.
"DÜN SERBEST KALAN 18 KİŞİNİN HİÇBİRİNDE BİR KANIT OLMADIĞI ORTAYA ÇIKTI"
Tutuklu belediye başkanlarının duruşmalarının TRT'de yayınlanması çağrısını yineleyen Özel, "Bir yıl önce bu işler başladığında Erdoğan diyordu ki: 'Görün bakın, bir aya kalmaz insan içine çıkamayacaklar, birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar'. O söylediği iddianame 9-10 ay sonra geldi. dedik. Bize son seçimde oy vermiş değil, vermemiş herkese söylüyorum: Başta TRT'de ve AK Parti'ye müzahir yayın yapan bütün kanallarda bir yıldır izlediğiniz hangi CHP'yi zorda bırakacak iddia gerçekten iddianamede var? Bir tanesi yok" ifadelerini kullandı.
Özel, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"HER HAFTA YENİ BİR HAYSİYET CELLATLIĞIYLA DİRENİŞİ KIRMAK İÇİN ÖZGÜR ÖZEL’E SALDIRMALIYIZ DİYORLAR"
"Şimdi buradan Cumhuriyet Halk Partisi'ne yolsuzluk, AK Parti'ye de temiz bir geçmişi varmış gibi yapanlar Allah'larından korksunlar. Melih Gökçek yargılanmadan, geçmişte millete illallah dedirten AK Parti belediyeciliği yargılanmadan, bırakın yargılanmayı, Cumhuriyet Halk Partisi'ne soru dahi sorulamaz.
Bu sabah o "havuzdan" beslenen kanallardan, gazetelerden biri... Geçen hafta büyük bir haysiyetsizlik yaptılar. O meselenin içindeki herkesin eşi, çocuğu, annesi olduğunu, önlerinde yaşanacak koca bir hayat olduğunu düşünmeden, ne genci ne aileyi sakınarak yaptıkları o rezaleti 'gazetecilik' diye ortaya koydular ya; biz de buna tepki gösterdik ya... Bir de eğer burası hukuk devletiyse İçişleri Bakanlığı bir soruşturma açacak ya 'Nasıl oluyor da sabah çekilen görüntü, sabahın köründe yandaşın eline geçiyor?' diye soruyoruz ya... İşte onlar şimdi her hafta yeni bir haysiyet cellatlığıyla direnişi kırmak için Özgür Özel’e saldırmalıyız diyorlar."
"DÜNYADA BİR TIRNAK MAKASIM VARSA DAHA BURADA DURMAM"
Kendisinin ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Amerika’da 3 milyon dolarlık daire aldığı yönündeki iddiaları "ahlaksızca bir iftira" olarak nitelendiren Özel, "Amerika'da değil daire, bir tırnak makasım varsa, değil Amerika'da, dünyanın herhangi bir yerinde, Türkiye dışında bir tırnak makasım, bir centim varsa ispatlamayan namerttir. Kızımın hesabındaki 500 sterline kadar yazmışımdır. Bu kadarcık mal beyanında bir metrekare fazla toprak, bir kuruş fazla para varsa Özgür Özel daha burada durmaz. Ama bunu ispatlayamayan o sabahın köründe iftira atana da yan tarafındaki irili ufaklı paçavralara da söylüyorum: Aynı geçmiş sefer olduğu gibi hepsine dava açacağım. Bütün bu davaları kazanacağım. Bu davaların parasıyla garip gurabaya Afyon sucuğu dağıtacağım. Alnınızı karışlayacağım. Hodri meydan. Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Başkanı'nın nerede durduğunu, ne yaptığını bilin. Çünkü kendisi, kendisine emanet edilenin Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün koltuğu olduğunu bilir. O koltuğa yakışmayacak, bırakın böyle koca koca işleri, zerre kadar lekenin hesabını veremeyecek olan namussuzdur, şerefsizdir" dedi.
Özel, şöyle devam etti:
"Mustafa Bozbey, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanımız... Bursa’daki durum şu; Mustafa Bozbey’e sorulan soru: 'Ya AK Parti’ye katılacaksın ya Silivri’ye atılacaksın'. Aylardır, yıllardır bu baskıya direnen, defalarca 'Ben bunu yapacak kadar onursuz değilim' diyen Mustafa Bozbey’e, 'Hazır belediye meclis çoğunluğu elimizde' demişler, her şeyi eşelemişler. Beş yıl geri, iki yıl daha geri, yedi yıl öncesine, belediyeye değil bir vakfa dair bir iftiracı buldular.
Dün o iftirayı atan şahsın dolandırdığı 500 kişi evinin önünde eylem yaptı Bursa’da. 500 Bursalıya mükerrer daire satan, olmayan daireyi satan üçlü bir dolandırıcı çete, biri hapiste, biri firarda, biri itirafçı olarak dosyada... Ömrü boyunca Bursa’yı dolandırmış, şu anda firarda olan birisinin yedi yıl önce yazdığı, çizdiği sosyal medya işleriyle; 12 yıllık bir mevzu diye söyledikleri yerden Bozbey’i gözaltında tutuyorlar. Üstüne, perişan haldeyken hâkim karşısına çıkarıyorlar ve Mustafa Bozbey’e tutuklama talep ediyorlar."
"2019 YILINDA İSTANBUL'DA SEÇİMLER YENİLENDİĞİNDE 806 BİN FARKLA DEMOKRASİ TOKADINI YİYENLER HALA AKILLANMIYOR"
"Tayyip Bey’e dün söyledim, dinlemedi. Tayyip Bey, ya meydanın sesini, milletin sesini dinlersin ya da şeytanın kulağına üflediği sesi dinler, şeytana uyarsın. Görüyorum ki yine şeytana uyacak. Ama nefsine kurban olup şeytana uyarak milli iradeyi sakatlayanlara bu milletin ne yaptığı hep çok belli. Hiçbir darbeci, darbeden sonuç alamamıştır. Kısa vadede almıştır ama ne 1960, ne 12 Mart, ne 12 Eylül, ne de 15 Temmuz darbelerini yapanlara şu anda 'İyi yaptı' diyen kimse kalmamıştır. Bütün siyasi müdahaleler ağır cezalandırılmıştır.
Daha 2019’da Ekrem İmamoğlu’nun mazbatasını iptal edip 13 bin farkı yok sayanlar ve 'Seçimleri yenileyeceğiz, millet şimdi CHP’ye demokrasi tokatı atacak' diyenler 806 bin farkla demokrasi tokatını yiyenler hala akıllanmıyor. Bu millet kararı verdi mi saygı duyacaksın; önünü ilikleyeceksin, saygı duyacaksın. Biz bugün burada bu kararlılıkla, bu güçle duruyorsak; 47 yıl boyunca milletin 'ak' dediğine 'kara' demediğimizden, milletin 'hak' dediğine 'yok' demediğimizden, millet 'otur' deyince oturduğumuzdan, 'kalk' deyince kalktığımızdan, 'sus' deyince sustuğumuzdan, 'konuş' deyince konuştuğumuzdandır.
Devlet ve millet meselesi Türkiye’de başka hiçbir yerde olmayacak kadar nettir. Bu millet devleti sever; çünkü bu devleti millet kurdu. Çağırır, askere gider; çağırır, evladını yollar. Ay-yıldızlı al bayrakla sarılı tabutu gelir, Ama Atatürk’ün emaneti cumhuriyetin kazanımına, sandığa el uzattın mı o eli kendi kırar. Şehidine 'Vatan sağ olsun' derken, 'Sen oy kullanmayacaksın, kararı ben vereceğim' diyene 'Sen kim oluyorsun?' der."
"ATATÜRK’ÜN PARTİSİ, KURULDUĞU GÜN GİBİ YİNE TÜRKİYE’NİN BİRİNCİ PARTİSİ VE İKTİDAR PARTİSİ OLACAK"
"Bundan sonra da Bozbey’i bugün tutuklayabilirler, 31 Mart 2024’te sandıkta alamadıkları seçimi savcıyla alırlar. Eyvallah; ama bu millet bunu unutmaz. Size söz veriyorum arkadaşlar, her seçimde 'Aman ha, TRT’ye inanmayın, dezenformasyona bakmayın, sandıkları terk etmeyin, ıslak imzalı tutanağın ucunu bırakmayın' diye sandık görevlilerine mesaj atılıyordu ya... Bu seçim sandıklar açılırken o mesaj nasıl geldiyse, 'Türkiye’nin dört bir yanından çok iyi haberler alacaksınız, sakın sevinip de sandığı bırakmayın, ıslak imzalı tutanağı almadan bir yere ayrılmayın' diye...
Size söz veriyorum, aynı mesaj önümüzdeki genel seçimlerde sandıklar açılmak üzereyken de gelecek. Nasıl ilk girdiğimiz yerel seçimlerde parti birinci parti olmuşsa, Atatürk’ün partisi, kurulduğu gün gibi yine Türkiye’nin birinci partisi ve iktidar partisi olacak. Hepimizin yolu açık olsun. Tüm CHP'li belediye başkanlarımızla onur duyuyoruz, gurur duyuyoruz. Ne baskılar yıldırabilir bizi ne de durdurabilirler. Siz iktidar yürüyüşümüzün onurlu, gururlu haklılarısınız. Sürün arkadaşlar atlarınızı iktidara doğru. Biz kazanacağız, Türkiye kazanacak."