MENÜ
İzmir 16°
Gerçek İzmir
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Tugay: Silahlı güçleri tutabilenler yandaşları için her şeyi mahvediyor!
Yerel Yönetimler
7 Mayıs 2026 Perşembe 11:48

Tugay: Silahlı güçleri tutabilenler yandaşları için her şeyi mahvediyor!

Uluslararası İzmir Kültür Politikaları Çalıştayı’nda konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tugay, "Sağında solunda silahlı güçleri tutabilen, birilerine verdiği yanlış ve kötü emirleri uygulatabilen birileri sadece kendi otoritesinin devamı için, iktidarının devamı için, kendi yandaşlarının çıkarları için her şeyi mahvediyorlar" dedi.

Asena TUNCA/GERÇEKİZMİR - İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Uluslararası İzmir Kültür Politikaları Çalıştayı’nda gerçekleştirilen “Başkanlar Oturumu”nda konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, kültürün yalnızca sanatsal faaliyetlerden ibaret olmadığını belirterek kültürün bir hak, kalkınma aracı ve toplumsal eşitlik alanı olarak ele alınması gerektiğini söyledi. Tugay, dünyada yükselen otoriterleşme eğilimlerini de eleştirerek “Hiçbir otorite ve gücün karşısında boyun eğilmemeli” dedi.

"Sağında solunda silahlı güçleri tutabilen, birilerine verdiği yanlış ve kötü emirleri uygulatabilen birileri sadece kendi otoritesinin devamı için, iktidarının devamı için, kendi yandaşlarının çıkarları için her şeyi mahvediyorlar" diye konuşan Tugay şunları söyledi:

Hala kültürü toplumun, toplumların ve yöneticilerin nasıl gördüğü ile ilgili bir kavramsal tartışmayı yürütme ihtiyacı içerisindeyiz gibi düşünüyorum. 

Kültür deyince biliyorsunuz, orada genel olarak yaşama dair değerlerin —ki sanat ağırlığından bahsedebiliriz— kültüre dair algıdan bahsedebiliriz, sosyal faaliyetler gibi faaliyetlerin bir zinciri, faaliyetler zinciri ve bir iletişimler zinciri olarak düşünüyoruz. Yani biraz da şöyle bir boyutu var; bugün yaşanan kültürün geçmişten bugüne gelişerek, değişerek, olgunlaşarak geldiği bir nokta var. Şimdi biz kültürü nasıl ele almak istiyoruz, yani kültürü hangi boyutlarıyla ele alacağız? 

Kültüre dair eşitsizlik ne kadar ciddiye alınan bir mücadele alanı olmalıdır?
Bunları konuşurken tabii bunu yapacak kurumların hangi kurumlar olduğunu da konuşmamız lazım. Yerel yönetimlerin buradaki rolü mutlaka ki önemli ve biz o nedenle şu anda sahnedeyiz, o nedenle kentler adına kültür çalışmaları yürütüyoruz.

HİYERARŞİ KİME NE KAZANDIRIYOR, NE KAYBETTİRİYOR?

Dünya halen tartışıyor her ortamda, platformda; yerel yönetimler hangi boyutta ne kadar güçlü, ne kadar kapsamlı yetki sahibi olmalı ve merkezi yönetimler hangi yetkilerle aslında daha doğru konumlanır ve o ilişkide yani bir ast-üst ilişkisi mi yoksa aslında bir yatay ilişki mi tanımlamak lazım?
Kendi belediyemizde de bunu bir yönetişim sorunu olarak çokça tartışıyoruz: Hiyerarşi ve bürokrasi. Özellikle hiyerarşi; kime ne kazandırıyor ve kime ne kaybettiriyor? Orada merkezi yönetim - yerel yönetim ilişkisinde de bakmamız gereken açı, perspektif hiyerarşi midir acaba yoksa uyum mudur? Aslında bir takım çalışması mıdır?
Yani ben bunu bütün dünyada bir tartışılan konu olarak gözlemliyorum çağımızın aslında sihirli sözcüğü bence kalkınma. Kalkınma herkesin talep ettiği bir şey; çünkü herkes iyi bir yaşam yaşamak istiyor, kaliteli bir yaşam yaşamak istiyor bütün insanlar. Ve hangi topluluğun parçası iseler, hangi şehirde, hangi alanda yaşıyorlarsa o bölgede bir taraftan bir düzen ve güvenlik içinde yaşamaya ama mutlaka beraberinde bir gelişme içerisinde yaşamaya ihtiyaçları var. 

TUGAY'DAN '2030 KÜLTÜR AMACI' VURGUSU
Bizim için kültür hem kentin ekonomisi yani sürdürülebilir kalkınma arayışları anlamına geliyor, hem de şehirde yaşayanların yerel değerlerini küreselleşen dünyayla diyalog içerisinde geliştirerek insan onuruna yakışır bir biçimde yaşaması için desteklenmesi gereken bir alan olarak görüyoruz. 

'Kültür 2030 Amacı' kampanyasının yerel uygulayıcısı olarak kültürü bir kalkınma amacı olarak nasıl ölçeceğimizin egzersizlerini yapıyoruz. Sonra da İzmir şehrinin kültür karnesini her yıl tekrar tekrar ölçmeye hazırlanıyoruz.

Bir örnek verecek olursam; farklı engel gruplarından engelli hemşerilerimizin kültürel haklardan ne ölçüde yararlanabildiğini kültür hizmetini veren kamu, özel bütün kurumlar açısından ölçmeyi hedefliyoruz. Arkadaşlarımız belediye içi ve dışından katılımcılarla kültürü nasıl bir amaç olarak tanımlarız diye bir çalışma yürüttüler ve bizimki gibi farklı farklı çalışmalar toplanıp başlı başına bir kültür amacına ve alt hedeflere dönüştü. Böylece bir kültür amacı ortaya çıktı: 'Herkesin esenliği için kültür ekosisteminin kapsayıcılığını ve sürekliliğini sağla.'

Temel amaç bu. Bunun alt hedefleri var; 
* Hedef 1: Herkes için, özellikle kadınlar, çocuklar, yaşlılar, engelliler ve kırılgan gruplar için kültürel hayata, yaratıcılığa, kültürel ve sanatsal ifadelerin çeşitliliğine erişimi ve katılımı destekleyerek kültürel hakları hayata geçirmek gibi.
* Bir başka hedef: Şiddetsizlik ve barış kültürünü, küresel vatandaşlığı, kültürel ve biyolojik çeşitliliğe değer verilmesini desteklemek.
* Yine bir başka amaç: Kültürel ve doğal mirası korumak ve güvence altına almak, onu sürdürülebilir kalkınmada bir kaynak ve kolaylaştırıcı haline getirmek gibi.
Bunun gibi sekiz hedef tanımlandı ilk başta söylediğim amacın altında. 

KÜLTÜR BİR HAKTIR

Kültür sadece, daha çok işte eğlenceye, sanatsal faaliyetlere, kültürel miras çalışmalarıyla, sadece bunlarla sınırlandırılamaz. Bu bakış açısını savunmak zorundayız. Bunu tartışıp bir karara bağlamak zorundayız. Bu çalıştaydan da beklediğimiz aslında en önemli şey bu, sonuç bu. Kültür çevredir, kültür çeşitliliktir, kültür kapsayıcılıktır, kültür karşılaşılan zorlukları aşmak için başvurduğumuz bir kaynaktır. Çok önemli bir şey şudur; kültür haktır. Kültür bir haktır. Ve bütün bunlarla birlikte kültür bir kalkınmadır. Yani geçmişten bugüne belki yönetilmeden tamamen kendi kendine bugüne gelmiş kültürü, bundan sonraki süreçte hak, adalet ve kalkınma temelli, bunu göz ardı etmeden yönetmeyi teklif ediyorum aslında bütün şehirlerimize, bütün belediye başkanlarımıza, ilgili olan bütün kurumlara ve bu konuda söz sahibi olan herkese. Çünkü dünyamızın ve şehirlerimizin bundan sonraki süreçteki yaşamlarında bir anlamda sürdürülebilirliği ama önemli ölçüde barışa, barış içinde insanların haklarını adaletli bir şekilde aldıkları bir yaşama ve böyle bir dünyaya ihtiyaç var.

HİÇBİR OTORİTE VE GÜCÜN KARŞISINDA BOYUN EĞİLMEMELİ

 Bu kendi kendine gerçekleşmeyecek bir sonuç. Bu ancak gerçekten demokrasiyi, insan haklarını, özgür düşünceyi, özgür ifadeyi savunan olması gereken o medeni insan kitlesinin sağlayabileceği bir sonuç. Böyle hırslı siyasetçilerin, otoriter kişiliklerin, kendi kişisel kazançlarından başka hiçbir şeyi önemsemeyen sermaye sahiplerinin gerçekleştirebileceği bir durum değil. Çoğunluk olan toplum, çoğunluk olan insanlar ve onları temsil eden kurumlar hiçbir otoritenin, hiçbir gücün önünde, haksızlığın karşısında asla boyun eğmemelidir. İnsan onuruna yakışmaz bu. Bunu kabul etmemek gerekir. Bütün dünya için söylüyorum, sadece İzmir için, sadece Türkiye için söylüyorum. 

SAĞINDA SOLUNDA SİLAHLI GÜÇLERİ TUTABİLEN BİRİLERİ KENDİ İKTİDARININ DEVAMI İÇİN HER ŞEYİ MAHVEDİYOR

Çünkü bütün dünyada böyle bir sorun var. Yani kendini bir şekilde otorite konumuna getiren, sağında solunda silahlı güçleri tutabilen, birilerine verdiği yanlış ve kötü emirleri uygulatabilen birileri sadece kendi otoritesinin devamı için, iktidarının devamı için, kendi yandaşlarının çıkarları için her şeyi mahvediyorlar. Hiçbir şekilde adaleti gözetmiyorlar, insanların haklarını gözetmiyorlar. Bunların içerisinde kültürel haklar da var ama çok daha gerçekten herkesin hayatını doğrudan tehdit eden haklar da var. Özgürlükler gibi, diyorsunuz... ve sağlık gibi, eğitim gibi, bunlar gibi... Kültürü de geleceği dünyaya taşırken yönettiğimiz önemli bir unsur olarak görmek ve oradaki hakkımıza sahip çıkmak gerekir.

GİYOTİN ALTINDA KÜLTÜR

Tugay'ın konuşmasının sonunda Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras ABD Başkanı Donald Trump'ın "Pers medeniyetini yok edeceğiz" sözlerini eleştirirken başkanlar oturumunun kapatılması için son kez söz alan eski Kültür Bakanı Burhan Suat Çağlayan ise yine belediyelere yönelik baskıları eleştirerek "Bu sempozyumun adı 'Giyotin Altındaki Kültür olmalıydı. Bu kadar manifesto haline getirmesi ve halkın görüşlerini, halkın beklentilerini böylesine ortaya koyabilmek bile çok zordu, zor işi yaptınız.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu haber henüz yorumlanmamış...

Benzer Haberler
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2026 Gerçek İzmir