İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait Meslek Fabrikası’nın tapusunun Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne geçmesi ve tahliye emri çıkarılması sonrasında bugün direniş başlamıştı. Mahkeme tahliye için 15 gün yürütmeyi durdurma kararı alırken, Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’dan gün sonunda önemli açıklamalar geldi.
GERÇEKİZMİR - İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin taşınmazlarının tapularının Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tescili kent gündeminde yer almaya devam ediyor.
Meslek Fabrikası için İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne iletilen tahliye tebligatının süresi bugün dolarken CHP İzmir tarafından direniş başlatıldı.
Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay da nöbete devam ederken karşılıklı açıklamaların ardından mahkeme 15 günlüğüne tahliye kararı için yürütmeyi durdurma kararı verdi.
Gelişmelerin ardından gün sonunda bir açıklama daha yapan Başkan Tugay şunları kaydetti:
Bizim için çok üzücü bir süreç olduğunu ifade etmek isterim. Bizler böyle bir durumun içine düşmekten elbette memnun değiliz. Bu durum bizi derinden üzüyor ama ne yazık ki ülkemizin zaman zaman yaşadığı gerçekler bunlar. Ne kadar iyi niyetli olsak da bazen böyle şeyler yaşatılıyor.
Görev ve sorumluluğumuzun bilincindeyiz. Bu görevi yerine getirmek için üzerimize düşeni yapma kararlılığındayız. Sabah buraya gelirken gerekirse gece de burada beklemeyi ve üzerime düşeni yapmayı kararlaştırmıştım. Sabahtan beri burada bizimle birlikte bekleyenler sağ olsunlar ayrılmadı ve hep birlikte bekleyişimizi sürdürdük.
Bir taraftan da hukuki girişimlerimizin sürdüğünü söylemiştim. Yapılan pek çok başvuru var. Yürütmeyi durdurma ve zorla tahliyenin engellenmesi için girişimler sonucunda mahkeme yürütmeyi durdurma kararı verdi. Nefes aldık. Bu haksız uygulama 15 günlüğüne de dursa halen çok yanlış ve hukuksuz şekilde hem Meslek Fabrikası hem diğer binalarımız bize bilgi verilmeden vakıflara geçirilmiş durumda.
Bunun dayandığı kanun maddesi olarak CHP, AYM’ye iptal için başvurdu. Bu arada sadece İzmir’in değil, İstanbul başta olmak üzere pek çok şehrin yaşadığı bir sorun. Bize özgü ve sadece bizim yaşadığımız bir durum değil. Türkiye’nin her tarafında bu yanlış kararlar uygulanmaya çalışılıyor.
Bugün de öğrendik ki Agora’nın hemen arkasındaki Namazgâh da vakıf mülkiyetine geçirilmiş. Başka pek çok yapı da tehdit altında. Bunlar yanlış. Bu, kimsenin mülkiyetinin bir teminatı yok demektir. Adalet mülkün temelidir. Adalet mülkiyeti koruma konusunda üzerine düşeni yapmazsa hepimiz her türlü hakkımızı kaybetmekle karşı karşıyayız.

Mahkeme ve yargıya güveniyorum. Hukuku en doğru şekilde uygulamak, vicdanı ile kamusal hakları korumak için üzerine düşeni yapmaya hazır pek çok hakim ve savcının olduğuna inanıyorum. Adaletin sağlanacağına inanıyorum. Süreci hukuken takip etmeye devam edeceğiz. Olası yanlış kararlara karşı duruşumuzu göstermeye devam edeceğiz.
Belediyenin hiçbir mülkü belediye başkanının üzerine değildir. Temsil yetkimiz gereğince mücadele veriyoruz. Asla kavga ve çatışmadan mutlu değiliz. Bizim görevimiz insanlara hizmet etmektir. Belediye başkanına “şehremini” denir. Şehrin emanetlerini geçici olarak teslim almış kişi demektir. Onları korumakla mükellef kişidir.
Bu bina Atatürk’ün İzmir’e kamusal bir bina olarak verdiği bir yapıdır. Bu bina Atatürk ve Bakanlar Kurulu tarafından verilmiştir. O günden bugüne İzmir’indir, belediyenindir. Uzun yıllardır yapılan restorasyonlarla İzmir’e ve İzmirlilere hizmet için kullanılan bir binadır. Bu emanete ihanet etmemizi kimse bizden beklemesin.
İzmir’in tüm değerleri için biz, bunları koruyup geliştirebildiğimiz sürece, teslim aldığımız bayrağı layıkıyla teslim etmek için vicdanen rahat olacağız. Amacımız sadece hizmet etmek. Bizi herhangi bir çatışma ve tartışma içine kimsenin çekmesini istemiyoruz.
Hazır 15 günlük yürütmeyi durdurma kararı çıkmışken, bu dönemde Vakıflar Genel Müdürlüğü’nü ve onu ısrarla savunan siyasetçileri düşünmeye davet ediyorum. Asla yanlış bir kararın altında kimsenin imzası olmamalıdır. Bir daha değerlendirsinler. Lütfen bu hizmet binalarımızı elimizden almasınlar. Ne İzmir’de ne başka şehirde bu yapılmasın.
Biz başka devlet kurumlarıyla da ihtiyaç halinde zaten uyumlu çalışıyoruz. İzmir’de hizmet veren birçok kamu binasının mülkiyeti belediyelere ait. Hastaneler, okullar, camiler, karakollar ve idari kurumlar var. Bunların listesini yapsak inanamazsınız. “Bunu size verdik geri alacağız” demiyoruz. Halkımıza hizmet ettikleri sürece helal olsun.
Aynı anlayışı belediye için de bekliyoruz. Belediye de halka hizmet eden bir kurumdur. Bu duruma bizleri düşürenler baktıklarında ne kadar büyük bir yanlış yaptıklarını anlayacaklar.
Türkiye Cumhuriyeti çok sayıda sıkıntıyla uğraşıyor. Sadece son 10 günde akaryakıta gelen zamları belediye olarak sindirmeye ve halka yansıtmamaya çalışıyoruz. Halkımızın iyi hissetmesi her şeyin üstünde.
Bizim devletimizin diğer kurumları ile uyumlu çalışma ihtiyacımız var. Siyaset daha iyi hizmet etme konusunda yarış olmalıdır. Birbirimizi aşağı çekerek siyaset yapıyorsak yanlış siyaset yapıyoruz demektir. Halka dönük hiçbir hizmeti engelleme çabası içinde olmadık. Her türlü çabayı gösterdiğimizi herkesin bilmesini isterim.
Halka hizmet eden her kurum başımızın üstündedir. Buna vakıflar da dahil. Bugün vakıflar elindeki yüzlerce binayı kiraya veriyor. Sayıştay raporlarından anlıyoruz ki tahsil de edemiyorlar. Bugün İzmir’de kullanamadıkları yapılar var. Bunları nasıl ihtiyaçlara göre kullanabiliriz, bunu da konuşabiliriz. Kavga etmek istemiyoruz. Derdimiz iş yapmak.
Umarım söylediklerim onlara ulaşır. Umarım iyi niyetle söylediğimizi fark ederler. Halka hizmeti önceleyerek hep birlikte çalışabiliriz. Yürütmeyi durdurma kararı alan mahkememize çok teşekkür ediyorum. Umarım adalet işlemeye devam edecektir.