MENÜ
İzmir 10°
Gerçek İzmir
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Sürdürülebilirlik
Seray Akın
YAZARLAR
16 Kasım 2021 Salı

Sürdürülebilirlik

Sürdürülebilirlik... Peki nedir bu son zamanlarda sıklıkla karşımıza çıkan sürdürülebilirlik? Sürdürülebilir yaşam popülaritesi ile ortaya çıkan bunca marka ne için hayat buldu? Biliyor muyuz?

Herkesin de bildiği üzere, Dünya’mızın her geçen gün daha da kirlenerek geleceğe umutsuz bir şekilde ilerlediği uzun yıllardır gündemimizde yer alan bir konu. Petrolden sonraki en büyük kirletici ise moda sektörü olduğu için sürdürülebilirliğin ortaya çıktığı en büyük sektör modadır. Moda hayatımızın hemen hemen merkezinde yer alan ve çağlar boyunca toplumları etkileyip yönlendirme gücüne sahip büyük bir kavramdır.

Özellikle kıyafet alanında hızlı moda akımı ile artan tüketim çılgınlığı sürdürülebilirlik ihtiyacının oluşmasında büyük etken oldu.

1980’li yıllarda düşük maliyetli ve sömürüye dayalı iş gücü, ucuz kıyafet üretimi ile üretimin Asya’ya kayması bu duruma karşıt grupların oluşmasına zemin hazırladı. Karşıt gruplar sayesinde 1990’lı yıllarda markalarda denetim mecburiyeti oluştu fakat bu defa da üretim bu defa da daha düşük maliyetli iş gücünün olduğu ülkelere kaydı.

1983 yılında Birleşmiş Milletlerin yayınladığı 'Ortak Geleceğimiz' adlı rapora göre sürdürülebilirlik, “doğanın ve gelecek kuşakların kendi gereksinimlerine cevap verme yeteneklerini tehlikeye atmadan, günlük ihtiyaçlarımızı temin etmek ve kalkınmak anlamı taşımaktadır, fakat ucuz ürünleri üretebilmek için bu niteliklerden uzak şartlar gerekmektedir. İnsanlar düşük ücretlerle, tehlikeli koşullarda çalışarak sosyal ve çevresel birçok olumsuz etkiye maruz kalmakta ve aynı zamanda üretilen malzemenin de kalitesi düşmektedir. Hızlı moda için seçilen ham maddenin ömrü olması gerektiği için üretilen ürünlerin kaliteli ve nesilden nesile gidecek kadar sağlam olması önemsenmemektedir.

Hızlı moda öncesi yılda iki defa koleksiyon oluşturan markalar, daha fazla tüketiciye ulaşmak adı altında yılda yaklaşık 20 koleksiyona çıkmıştır. Burada en önemli konu ise kullanılmayan tekstil atıklarıdır. Satılmayan ürünler, atılan kıyafetler bizim tahmin ettiğimizden daha fazla çevresel kirliliğe yol açmaktadır.  Her yıl Dünya çapında 92 milyon ton tekstil atığı üretiliyor ve bunların %95’i geri dönüştürülebilir nitelikte. Sadece moda endüstrisi her yıl yaklaşık 93 Milyar metreküp su tüketmekte. Uzun yıllardır birçok firma sürdürülebilirlik bilincinde hareket etmeye başladı. Bilinçli tüketici kitlesi de hızla büyümekte ama hızlı moda da hala bir yandan hız kesmeden devam etmekte. Hızlı moda tüketici kitlesi de hatırı sayılır bir miktarda olduğu için bir süre daha devam edecek gibi gözükmekte.  Daha fazla detaya girip başınızı ağrıtmak istemiyorum ama bu konuda ne yapabiliriz kısmına gelirsek; alıp sıkılıp atmak yerine daha uzun süre kullanacağımız doğal malzemeden üretilmiş mümkünse yerel ürünleri tercih etmeli, ihtiyaç olmadıkça alışveriş yapmamalıyız. Alışveriş günümüzde terapi haline dönüştü, biz ki bayramdan bayrama kıyafet alınan tatlı çocuklardık. Hani atalarımızdan gelen “tamir etmek” kavramı var ya; işte tekrar bu güzel kavramı hayatımıza sokmalıyız.  Hayatımızdan yavaş yavaş nasıl çıktığını bile anlayamadığımız tamir kavramı belki de ekosistemimizi korumak için insan oğlunun yapacağı ufak ama büyük işlerden biridir kim bilir. Ben kasabada büyüdüm, bir şeyler bozulunca tamirciye götürmek her şeyin bir ustasının olması öyle güzel bir duyguydu ki. Malının kıymetini bil der ya büyükler, sanırım o günlere geri dönsek bu havalı sürdürülebilirlik kavramını yavaş yavaş çözebileceğiz.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Berrin
 16 Kasım 2021 Salı 20:24
Tüketim çılgınlığının had safhada olduğu günümüzde çok faydalı bir yazı olmuş, ellerinize sağlık??
 Serap
 16 Kasım 2021 Salı 17:30
Harika bir anlatım kalemine sağlık
 Nail Özövgü
 16 Kasım 2021 Salı 17:13
Çok doğru keşke herkes böyle düşünse ama maalesef bizim zamanımızda en fazla iki ayakkabı ve iki kıyafetimiz vardı yenilerini bayramdan bayrama alırdık. Şimdi gardolabımızda giymeye sıra gelmeyen bir sürü kıyafet ve her kıyafetin altına ayrı ayakkabımız var ve halen ucuzluk adı altında yenilerini alıyoruz bu hem israf hem de maalesef giysi kirliliği oluyor
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2021 Gerçek İzmir